"Vay be… Bunu bilmiyordum" Doğumdan Sonra Kadını Neden Yalnız Bırakmadılar?

Kırmızı Kurdele ve Bedenin Sessiz Bilgeliği
Kadim kültürlerde doğum yapan kadın yalnız bırakılmazdı.

“Al basar” derlerdi.
Başına ya da bebeğe kırmızı kurdele bağlar, lohusanın odasını kalabalık yapmaz, gece uyandırmaz, kırk gün korurlardı.

Bugün bunlara hurafe diyoruz ama beden başka bir şey söylüyor.

Doğumdan sonra bedende ne olur?

• Östrojen ve progesteron hızla düşer
• Oksitosin dalgalanır
• Kortizol yükselmeye eğilimlidir

Beyin adeta kimyasal bir boşluğa düşer ve bu yüzden lohusa: Kadını neden yalnız bırakmadılar?

Çünkü yalnız kalan lohusanın: Daha çok ağladığını, Daha çok korktuğunu, Bebeğe yabancılaşabildiğini gözlemlemişlerdi.

• Duygusal olarak savunmasızdır
• Algıları hassastır
• Yalnızlık ve korkuya açıktır
• Gece daha huzursuzdur

Tıp da bugün biz buna: postpartum dönem diyoruz.
Onlar buna: “Al basması” dedi.
Ama tarif ettikleri şey şuydu: Bu kadın şu an korunmalı.

“Al basması” neden hep gece olurdu? Tesadüf değil.
• Gece Işık azalır
• Melatonin yükselir
• Beyin içe döner
• Korku ve kaygı imgeleri artar

Hormonları zaten dengesiz olan bir beyinde,
Gece yalnızlık ve sessizlik: Algı bozulmasına
“Bir şey varmış” hissi, Ani korkulara neden olabilir.
Bugün buna: Gece anksiyetesi ve algı hassasiyeti diyoruz.
Onlar: “Gece karabasan gelir” dedi.

Kırmızı kurdele neden bağlandı? Kırmızı rastgele bir renk değildir…! Kırmızı
• Canlılık ve kan rengidir!
• Beyne “hayattasın” sinyali verir
• Dikkat ve uyanıklığı artırır

Yeni doğum yapmış bir kadın, aynada kırmızı bir işaret gördüğünde:
Psikolojik olarak kendisini doğum yaptım “iyi görünür” hisseder. Bedenle bağ kurar ve algısı toparlanır.

Bugün buna: Bedensel farkındalık ve güven uyarısı diyoruz.
Onlar: “Al basmasın diye” bağladı.

Nazar neden özellikle lohusada konuşulurdu?
Çünkü doğumdan sonra kadın:
• Fizyolojik olarak açıktır
• Psikolojik olarak geçirgendir

Kalabalık, yoğun bakış, aşırı ilgi:
• Sinir sistemini uyarır
• Kortizolü yükseltir
• Yorgunluğu artırır

“Nazar değdi” dedikleri şey çoğu zaman: Aşırı uyarılmış sinir sistemiydi.
Bu yüzden lohusayı: Kalabalıktan korudular, Az kişiyle görüştürdüler, Sessizliği önemsediler
Biz bugün buna: duyusal yüklenmeyi azaltmak diyoruz.

Lohusa neden uyandırılmazdı?
Çünkü uyku: Sinir sisteminin reset tuşudur, Hormon dengesinin onarıldığı andır
Doğum sonrası uykusu bölünen kadınlarda: Kaygı artar, Algı bozulur, Depresyon riski yükselir.
Onlar: “Uyandırma, çocuğu büyür” dedi.

Biz bugün: nörolojik toparlanma diyoruz.

Lohusa şerbeti sadece gelenek mi? Hayır.
Şeker → hızlı enerji
Sıvı → dolaşım desteği
Baharat → sindirim uyarımı

Doğum sonrası düşen kan şekeri ve halsizliği, dengelemeyi amaçlar.
Bugün buna: metabolik destek diyoruz.
Onlar: “İçsin, güçlensin” dedi.

Kırk gün kuralı neden vardı? Çünkü beden…!
Yaklaşık 4–6 haftada Hormonel ve fizyolojik olarak yeniden dengeye gelir.
• Rahim toparlanır
• Kan hacmi düzenlenir
• Sinir sistemi sakinleşir

Bugün biz buna: postpartum iyileşme süresi diyoruz.
Onlar: “Kırkı çıkmadan olmaz” dedi.

Temas olduğunda: Oksitosin artar, Sinir sistemi sakinleşir, Beyne “güvendesin” mesajı gider.
Bugün buna: doğum sonrası depresyon riskini azaltmak diyoruz.
Onlar: “Yanında dur” dedi.

Onlar "Al Basması" dedi.
Biz "hormon" diyoruz.

Onlar "nazar" dedi.
Biz "sinir sistemi" diyoruz.

Onlar "kırmızı kurdele" bağladı.
Biz "güven sinyali" diyoruz.

Ama bilgi değişmedi... Sadece dili değişti. Vay be…

Belki de mesele şu: Eski insanlar bilmiyordu değil…
Bedenin dilini bizden daha iyi okuyorlardı.

"Vay be… Bunu bilmiyordum" Doğumdan Sonra Kadını Neden Yalnız Bırakmadılar?
Cevapla