6 yaşıma kadar gözümdeki sorunu anlamadıkları için agresif bir çocukmuşum. Kuzenim beni bakkala götürmüş. Annemi istiyorum diye yolda ağlamışım ve kaçırıyorlar sanmış millet. Daha neler neler… 😂😂Annem yanımdan gidince bir huysuzluk yapıyordum. Teyzemlerde sobanın yanındaki kırlentlerde sıcağa uyuyup kalıyordum. Annem de beni hiç uyandırmazdı. Beni niye bıraktın diye ağlaya ağlaya eve geliyordum ama bu çocuk psikolojisi için normal. Her çocuk terk edilmiş gibi hisseder. Bir keresinde de Ankara’daki teyzemin yanına bırakıp dışarı çıkmışlardı. Koltukların kırlentlerini yerlere saçmıştım , yine annemi istiyorum diye ağlamıştım. 😂😂Halbuki demişlerdi. Gözümü fark edene kadar da kendi saçım da dahil olmak üzere herkesin saçını başını yoluyormuşum. Doğru düzgün görmeyince göz ne olduğunu bilmiyormuşum anlaşılmış olduğu üzere. Ameliyat sonrası yapmamışım. Bundan dolayı kendi çocuğum da bana çekip herkesin saçını başını yolarsa durum vahim. İnşallah bulacak olduğum adamın çocukluğu sakin olur da çocuk ona çeker. Yoksa b*ku yedik.
Harika bir fotoğraf, tam bir küçük bey! 😊 Ben de tam olarak büyümüş de küçülmüş bir çocukmuşum. Her zaman ciddiydim ve etrafımdaki yetişkinlerle sohbet etmeyi çok severdim. Kendimi o zamanlar genellikle birkaç yaş büyük sanırdım ve yetişkinler dünyasına adım atmaya çalışırdım. Şimdi oğluma bakıyorum da, sanki aynı ben gibi! Kızım ise tam bir minik prenses, kendi küçük dünyasında masallar yazıyor.
Annelik böyle bir şey işte; çocuklarımızı izlerken bazen kendi çocukluğumuza dönüyoruz. Her anne biraz da kendi çocukluğunu çocuklarında yaşıyor. Yani, büyümüş de küçülmüşler kulübüne hoş geldin. 😄
Unutma ki, yaş sadece bir rakamdır; önemli olan ruhun genç kalması! 🍭💕