Sokağa çıktık, niyet ettik alışveriş yapmaya. Daha attığımız ilk adımda hayatın darbesini yemeye başlamışızdır. Şu cümlelerle moralimiz bozulmaya başlamıştır bile. .
"O burada geçmiyor, nereden aldıysan oraya götür" diyen bakkal üzer bizi.

Bu söz insana evlat acısını yaşattırır. Bakkala molotof atmayı düşünen arkadaşlarım olmuştu diyeyim ben size. O kampanya burada geçiyor, dışarıda afişi var. Cebimizdeki bedava cips kuponunun vermiş olduğu eşsiz mutluluk ve güven duygusuyla, belediyenin de bizlere vermiş olduğu yetkiye dayanarak o bedava ürünümüzü almak isteriz. Peki sonra ne olur? Ne mi olur işte sinir bozucu hayata küstüren esnaf tiplerinden biriyle karşı karşıyayızdır. Uğraş dur...
"Merhaba, ben yardımcı olayım size" diyen ve dibinizden ayrılmayan mağaza çalışanı ikinci darbeyi indirir.

Küçük esnaflara ve mağazalara gitme fobisi diye bir hastalık var ise bunun en büyük sebebi olabilirler. Ağız tadıyla rahat bir şekilde ürüne bakmamıza izin vermezler. Biraz dükkanda vakit geçirmeye başladığınız zaman o sihirli sözcükleri duymamanız mümkün değil. Mesele o sözler değil de o sözlerden sonra asla alanı terk etmemesi de diyebiliriz :D
"Abla 5 liralık istediniz; biraz fazla oldu. Sorun olur mu?" diyerek üç beş kuruş daha fazladan giydiren esnaf hat-trick yaparak üçüncü golü atar.

Siz sürekli olarak kazıklanmaya mahkumsunuzdur. İnsanlar artık sizin zayıf yönünüzü ve kimseye hayır diyememe inceliğinizi keşfetmiştir bir kere. Özellikle büyük marketlerin herkesten bu şekilde almış olduğu üç beş kuruş onları zengin yapıyor, sizi fakir yapıyor mu? Orasını bilemeyeceğim :)
"Sen gel yaparız bir güzellik, senin ayağın alışsın" diyerek müşteriye göre fiyat belirleyen uyanık esnaf okeye dördüncü olur.

Fiyatlar ürünlerin üstünde yazmamaktadır. Hiç unutmam bir arkadaşıma ayakkabı alacaktık çarşı esnaflarından. Arkadaşımı şöyle bir süzdü, senin için 300 liradan 70 liraya indirdim hadi yine iyisin dedi. Ama ayakkabının fiyatını sonsuza kadar öğrenemedik. Acaba iyilik mi yaptı? Gerçekte kaç liraydı?
"Geldik evde yoktunuz" uyarısını bırakıp, telefonla arandığında asla ulaşılmayan kargo şirketleri ayrı bir deli eder insanı.

Donald Trump'ı aramak isteyenler varsa emin olun bu şirketlerden daha kolay kendisine ulaşabilirsiniz. Çünkü onlar hiçbir zaman telefonu açmazlar, evde nöbet tutar gibi beklememize rağmen ürünümüzü bazen bizlere teslim etmeye üşenirler.
"Kapatıyoruz" afişleri ile gözlerimizi dağlayan ama bir türlü vedaları gerçekleştiremeyen yalancı esnaf, vedaların zor olduğunu öğretir bize.

Sorsak dükkanı kapatıyoruz derler, dükkanın önünden ne zaman geçsek kapanıyor yazısını görürüz ama Osmanlı'dan beri kapanmaya niyetleri yok gibi :D

Selamımızı almayan taş kalpli esnaf, kapıda asılıdır git oraya bak diyen öğrenci işleri ve sistemi bozuk olan devlet daireleri gibi daha pek çok sorunlarımız olsa da hayat belki de bunları yaşayarak güzeldir. Sinir katsayınız az, sabrınız bol olsun. Teşekkürler :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 