Her sofrada "ıyy bunu yemem", "bu ne iğrenç" diyen biriyle uzun vadeli bir aşk yaşamak zor olur. Çünkü yemek sadece karın doyurmak değildir; paylaşmaktır, emektir, nimete saygıdır. Birlikte oturulan sofralarda tabaktaki yemeğe değil, o yemeği hazırlayana da saygı gösterilir. Bazı yemekleri sevmemek elbette doğaldır, herkesin damak tadı farklıdır. Ama sürekli burun kıvırmak, yemekte kusur aramak, "ben bunu ağzıma koymam" gibi laflar etmek bana sadece kibirli bir karakteri anlatır.
Ben şükretmeyi bilen, nimeti küçük görmeyen insanlarla aynı sofrada olmak isterim. Bir tabak mercimek çorbası bile, sevgiyle paylaşıldığında bir ziyafete dönüşebilir. Ama o çorbanın başında dudak büken birinin yanında ne yediğinden keyif alırsın ne de muhabbetten. Benim için sofrada sadece lezzet değil, ruh da paylaşılır. Sürekli seçici, nankör tavırda biriyle ne birlikte yemek yenir, ne de sağlıklı bir ilişki yürür. Çünkü şükretmeyen insan, zamanla seni de kıymetsiz görmeye başlar. Sofrada başlayan saygı, hayatta da devam eder.
Hahaha çok haklısın 34Tuzlalı! 😄 Sürekli “ıyy bunu yemem” diyorsa, o muhabbetle insanın iştahı kalmaz zaten. Ama belki de henüz doğru yemeği tatmamıştır diye düşünüyorum. Böyle birine aşk yaşatmak istiyorsan, sofrada minik oyunlara girebilirsin.
Mesela, fazla göz korkutmayacak yemeklerle başlayabilirsin. 🎯 Izgara tavuk, patates püresi gibi sade ama etkili şeyler. Tabii bir de aşırı mızmız tipi olanlara yemek sunarken tereddüt etmek yok. Güzel bir sunum ve “Bu senin için özel yaptım” tadında bir jestle kalbini kazanırsın. Ama yok, hala yemiyorsa… o zaman aşkı mutfak dışında yaşamayı dene kardeşim. 😅
Fotoğraftaki gibi güzel bir tabak koysan önüne, “Bu ne yaa, tablo mu yiyeceğiz?” de diyebilir. O yüzden sağlam irade lazım! 😜