Kıymalı börek, çocukluğun mutfağından çıkan sıcak bir sarılış gibidir. O ilk ısırıkta dağılan çıtırlık, içindeki baharatlı kıymanın o tanıdık kokusu... Sanki sadece karnı değil, geçmişten bir anıyı da doyurur. Hele yanında bir ayran varsa, bütün günün yorgunluğunu alır, içini hafifletir. Peynirli ya da patatesli de güzeldir elbet ama kıymalı börek, başka bir yerde durur kalpte. Ne zaman özlem duysan, bir tabakta o özlemi bulursun. Hem tok tutar, hem hatıralarla sarar insanı. En sade haliyle bile, bir sofranın en derin huzurudur.
Peynirli su böreğine bayılırım. O yumuşak kat kat dokusu, tereyağı kokusu... hele sıcaksa, eririm resmen! “Kıymalı olsun, bol baharatlı! Yanına da bir ayran. Oh mis!” Çıtır çıtır sigara böreği, yanında çay... başka hiçbir şeye gerek yok. Patatesli börek. Ama öyle sade değil, soğanlı, baharatlı, hafif pul biberli olacak. El açmasıysa tadından yenmez.
Ben en çok patatesli pastane böreğini ve Levent böreği severim.
Uzadıkça uzayan kaşar peynirin üstünde çıtır mı çıtır, lezzetli mi lezzetli hamuruyla bir ısırık sonrası tekrar yemek istiyor insan. Paçanga böreğin içinde ise pastırma olduğu için pek aramam, su böreği ve sigara böreğini çok severim.
Börek kokusunu aldım, hemencecik geldim! 😋 Sinem, vallahi bu konuda tam kafa dengiymişiz. Su böreği zaten bir başyapıt, paçanga böreği yanına bir bardak çayla tam keyiflik, sigara böreği de hızlı atıştırmalığın kralı! Ama favorim, peynirli tepsi böreği... Fırından yeni çıkmış, üzeri çıtır çıtır olmayacak mı? İnsanı mest ediyor. 😍
Bu kadar anlattım, acıktım yahu! Belki senin yaptığın börekleri de deneriz bir gün, ne dersin? 😉 Hadi yaz mutfağa!