Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Nazım..
Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yaşamak, bütün gözyaşlarına rağmen gülmektir. yaşamak, kırıkların ve çıkıkların içinde koşabilmektir.. yaşamak, kötülerin inadına ölene kadar iyi kalmaktır.. yaşamak, hayatı sevmek umutla geleceğe yürümektir.. yaşamak, bizimle ve bizden sonrakilerinide yaşatabilmektir.. diyor ben..
yaşamak;yatakdan uyanınca kahvaltı hazır gel diyen bir annenın bir sıkıntın mı var oglum diyen bir babanın düştüğünde yanında olan bir dostunun olmasıdır. yaşamak bundan ıbarettır
‘İyi günlere inanıyorsan, üstelik hava da güzelse, yaşamak güzel şey, çok güzel şey doğrusu.’ diye açıklıyor durumu M. Cevdet Anday. Biraz cesaret, biraz sabır, biraz arayış ama çokça umut, çokça inançtır yaşamak.