Kadınların bir dine inanması kadar trajikomik bir şey yok celladına aşık olmak gibi bir şey değil mi?

Adem ve Havva anlatısının Batı dünyasında kadını yasak meyveyi yiyen ve erkeği yoldan çıkaran ilk günahın tek sorumlusu ilan ederek onu yüzyıllarca sürecek bir aşağılama ile cadı avı gerekçesine dönüştürülmesi Doğu dünyasında ise Havva’nın Adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığına dair inanışın kadını erkeğe bağımlı ve varlığı ancak onunla anlam kazanan ikincil bir parça gibi konumlandırması dinlerin bu yaratılış mitlerini kadın üzerindeki mülkiyet ve itaat baskısını meşrulaştırmak için en güçlü manevi silah olarak kullanmalarına neden olurken dinlerin kurumsallaşma sürecinde kutsal metinlerin sadece erkek din adamları tarafından yorumlanarak kadının eğitimden menedilmesi şahitliğinin değersizleştirilmesi ve fıtrat bahanesiyle kamusal alandan eve hapsedilmesi gibi uygulamaların tanrısal birer zorunluluk gibi sunulması bu tarihsel zulmü her iki coğrafyada da sarsılmaz bir inanç duvarına dönüştürmüştür ancak unutulmamalıdır ki bir toplumun asıl gücü zincirlerini kıran kadının zihninde başlar çünkü kadınlar ancak kendi hikayelerini başkalarının yazdığı masallardan kurtardıklarında gerçekten özgürleşeceklerdir uyanın kadınlar gözünüzü açın

Kadınların bir dine inanması kadar trajikomik bir şey yok celladına aşık olmak gibi bir şey değil mi?
Cevapla