Karısını çok sevdiğinden midir?
Harbi harbi bazı aileler çok çocuklu ve eşlerde birbirine çok düşkün
Karısını çok sevdiğinden midir?
Harbi harbi bazı aileler çok çocuklu ve eşlerde birbirine çok düşkün
Bunun sevgiyle ilgisi yok zaten birçoğu bakamıyor bile sadece yapalım sonrasına bakarız veren Allah rızkını verir hesabı saçma sapan bir şey. Sürekli sabahtan akşama çalışan insanlar bir çocuğa tamamen ilgi falan veremiyor bu inkar edilemez sonra bizim başımıza bela olarak dönüyor o çocuklar, ayrıca bakımı ayrı dert bu çocuğun bebekken ayrı, büyüyünce ayrı, hep ayrı dert çocuklar onun bunun eline bakıp özenerek büyüyor qma sırf herifin teki istedi diye çok çocuk yaptık biz oluyor cahilliğin zirvesi
Çok çocuk istemek ile eşini sevmek arasında bir bağlantı olduğunu sanmıyorum.
Tam tersi olarak, çocuk için evlenen kişiler var. Yani çok çocuk isteyen birinin eşini sevme ihtimali daha düşüktür.
Bende sanmıyorum insanlar ne düşünüyor merak ettim.
Eşini çok sevse ona bu kadar doğum yaptırmazdı diye düşünüyorum.
Yok artık ya hep ya hiç mi yani. Bu da fazla uç olmadı mı?
Pekiiii
Şimdi, günümüzde evlilikler ( istisnalar hariç ) artık çıkar meselesi haline geldi. Dediğim gibi, çocuk için evlenen de çok, seks için evlenen de. Birbirini sevip de evlenen insanlarda var ama, sevdiği insana bu işkenceyi yapacak ( çokça çocuk istemek ) erkeğin sevgisi hem şüpheli, hem de bencillik. Çokça çocuk isteyen bir erkeğin niyeti sevgiden çok, evliliği o amaçla kullandığıdır. Çünkü resmiyette onu bu amaca ulaştıracak bir kadın şart.
Ama çocuk istemeyen erkek sevgiye, o sevdiği kişiye daha odaklı bir hayatı tercih ediyor. Kendi ilgisinin de, onun ilgisinin de tek bir kişide olmasını istiyor. Bu sebeple sevgisi daha samimi geliyor.
Çok mantıklı konuşuyorsun. Dediklerine katılmamak mümkün değildir. Çok çocuk isteyen eş adaylarından kaçmışlığım var hatta. Beni kuluçka makinası olarak mı görüyor diye.
O dediğin istisna olan grupta olmak için gerekirse bekar yaşarım ama sevgisiz yaşamam diyenlerdenim. Tabii ki bedeli ağır oluyor bu seçimin de
İlk dediğin aslında uç bir şey değilmiş.
Diğer niyetleri nasıl çözeriz?
Uç bir şey değil elbette. İyice anlayınca çok mantıklı bile gelir.
Diğer niyetler kendini zaten zamanla belli eder. Genellikle flörtleşme, tanışma aşamalarında. Yani beklentileri bir süre sonra erkek pat diye söylemeye başlar. Aslında niyetleri anlamak, karşı tarafı çok konuşturmaktan geliyor. Bi de kişinin sana yaklaşımından, tavırlarından az çok fikir sahibi olabilirsin niyetinin ne olduğu konusunda.
Kendim hiç çocuk kavramına uzak biriyim. En azından sevginin meyvesi olarak 1 tane olmalı diyordum. Ama hiç olmamasına rağmen bir evlilik olması, devam etmesi, sevginin derinliği açısından daha keskin daha emin olunası geldi.
Niyeti bana daima yardımcı olmak yönünde olan biri var. Ben soğuk dursam, saygısızlık yapsam bile ilişkiyi koparmadı, koparmadık. Bugün yardıma ihtiyacım var desem eder mi bilmiyorum ama uzunca süre hep centilmence yaklaştı. Sanırım benim davranışlarımla biraz eksen kayması yaşadı
3 yıl?
Demek ki vazgeçti bizim olma ihtimalimizden :/
Boşlukta bıraktım kendimi. Maalesef.. Farkındayım... Olumlu davranışlar da gösteremedim ona karşı.
Kötü bir tecrübe deyip önüme bakacağım...
Aynı ortamdayız hâlâ...
Onu her gördüğümde kendime kızsam da olan oldu... Geçmişi değiştiremem. Dahası değiştirecek gurur bende yok.
Doğru diyorsun... Koruduğum gururumu yerle yeksan etmeyeyim..
Yorumların çok mantıklı geldiği için bir anda konuyu kendime çevirip fikrini almak istedim. Teşekkür ederim
Ama hala dediklerimi dikkate alıyor gibi. Şöyle örnek vereyim: kendisi ilaç kullanmayan birisidir. Hasta olduğunda geçmiş olsun dedim ve c vitamini kullanırsa daha kolay atlatabileceğini söylemiştim geçen yıl. Bugün hastaydı ve ben masasında ne gördüm biliyor musun? C vitamini :/
Üzdün :/
Belkide benim verdiğimi bile unuttu o tavsiyeyi değil mi?
Kendi kendimi gazlamanın bir alemi yok :/
Bir zamanlar hiç sevmediğim bir insan ( günümüzde hâlen sevmiyorum ) grip olduğunu hissedeceğin an, direkt limon ye demişti. Mesela aradan seneler geçti, uygularım. Kendi sağlığım için çünkü.
Anlam yüklememeli bazı şeylere o sebeple. Biz insan olarak faydalı şeyleri alırız daima.
Dağ kendi yararına olanı uygular. Tavşan da bunu üzerine alınır misali oldu benimki.
Kadın ve erkek zihninin farklılıkları her detayda karşıma çıkıyor. Nerdeyse her harekete duygusal bir anlam yükleyebilirim :/
Haklısın.
Bana realitelerle ilerleyen bir bakış açısı lazım.
Bunları davranışa dökmek uzun soluklu olacak :/ İş önce beynimin düşünme yapısını değiştirmekle başlıyor.
Peki sen hep böyle mıydın?
25-27 yaşından sonra böyle oldum. Daha gerçekçi ve daha detaylı düşünüyorum çoğu şeyi. Bazı şeyleri de hiç düşünmüyor ve kafa yormuyorum. Gereksiz ve zihnimi meşgul edecek kadar değerli görmüyorum. Yani her şey için bir sebep muhakkak vardır ama, o sebep ben değilimdir. Ben olmadığımı bilmek beni daha huzurlu yapıyor.
Çok yönlü düşünerek konuştuğunu görüyorum. Yani bir olayı ne basitleştirme var ne yüceltme var ne de yok sayma.
Benim daha zamanım var öyle görünüyor. :/
Aslında erken olgunlaşmış zihnin şu anki insanların gidişatına baktığımda
Zamanla beraber tecrübe de önemli. Tecrübe zamandan bağımsız seni istediğin seviyelere çıkartabilir bence. Ben kendim için zaman + tecrübe karışımı diyorum bu durum için. Tabi bir de artık yaşın verdiği olgunluk diyelim.
Zamanın var ama, bu zamanı belirleyecek olan kişi sensin. Sen ne zaman istersen.
Zaman herkes için eşit işliyor ama tecrübelerle kişiler farklı yerlere geliyor. Parametreleri kişinin nasıl işlettiğinin önemi bariz görülüyor.
Zamanım var derken aslında zamanla oluşacak tecrübelerede ihtiyacım var demem lazım.
Şiir gibi konuşuyorsun bu arada. Bu seviyede konuşabilen birine denk geldiğimden ötürü memnun oldum :)
Evet, zaman herkes için eşit işler, sadece kimisi onu daha verimli kullanır. Eşitliği bozan daima bireyin kendisidir o sebeple.
Tecrübeye daima ihtiyacın olacak. Kötü bir tecrübe olsa bile, edinmekten çekinme. Bir sonraki adımın için ihtiyacın kesinlikle olacaktır.
Teşekkür ederim, kafandaki soru işaretlerine veyahut düşüncelere bir nebze olsa da faydam olduysa ne mutlu bana. ^^
Ne demişler: Hiç hata yapmayanlar hiç denememiş olanlardır ve bu en kötüsüdür.
İnsana hatalarından daha büyük bir öğretici var mıdır? Kilometrelerce konuşulduğu halde alamadığın bir dersi, hata işleyerek unutulmaz şekilde alabiliyorsun. Bu demek değildir ki rast gele yaşayalım illaki birşeyler öğreniriz değildir.
Rica ederim. Epey faydan oldu :)
Risksiz ve hatasız bir hayat düşünmek saçmalık olur zaten. En büyük hayat dersleri hep alınabilecek en büyük risklerden ve hatalardan ortaya çıkmıştır.
Sana insanlar bir şeyler öğretmeye çalışır, küçüklükten beri. Onu temel varsayarsak, binaya kat çıkma işi bize kalıyor. Yani hatalarımızla edindiğimiz tecrübelerle. :)
Diğer türlü temeli atılmış ve devamı gelmemiş bir binadan hiçbir şey olmaz.
Temeli atılan binanın metruk bir yapıya dönüşmesi yahut dönüşmemesi kişinin kabiliyetine kalıyor haklısın.
Ben çokça düşünüyorum ama eyleme dökme kısmında yavaş ilerliyorum. İdeal olanı yapayım derken bazen kaplumbağa gibi buluyorum kendimi. Pistte start düdüğü çalmış diğer insanlar koşmaya başlamış bense sadece düşünüyorum gibi hissediyorum
İçimden gelen sesin yahut dinlediğim sesin kalbimin sesi mi mantığım mı olduğunu nasıl anlatacağım?
Anlayacağım*
Mantığın seni yönlendirir, sana fikir sunmaz. İçinden gelen ses ise ( kalbimiz ) sana o fikri empoze etmeye çalışır, mantıklıymış gibi gösterir, seni bu yönde düşünmeye zorlar ve en sonunda istediğini elde eder, sen de o amaca hizmet etmiş olursun. Yönlendirme ile bir fikri dayama tamamen farklı şeylerdir, buradaki farkı gözden kaçırma.
Senin bu dediklerine baktığımda kalbime göre hareket ediyorum. Çünkü içimde sürekli konuşup, bana şunu yap bunu yap diye dayatan sesler var :/
Hayatıma şöyle bir baktığımda mantığımı %10 ancak dinlenmişim.
Pekiiiii kalbim bana çokça fısıldarken ben onu dinlemeyi nasıl bırakacağım?
İnsan vücudu için en zararlı şeylerden biri nedir? Şekerdir.
Peki Şeker kullanmayı seven birini hemen şekerden kesebilir miyiz? Hayır. Onun için yediği şeker miktarını her gün belli ölçülerde azaltacağız. Bu sefer vücut günden güne değişen ve azalan ölçülere alışacak. Kendi kendine '' benim almam gereken miktar bu '' diyecek. En sonunda ise, azaltacak bir ölçü kalmadığından ötürü, vücut o şekeri istemeyecek. Yani şeker tüketmemeye kendini çoktan alıştırmış olacak.
Buradaki vücut beynin olsun, şeker ise fısıldamalar.
Kendine zaman ver ve dozajı gün be gün azalt diyorsun. Teşekkür ederim güzel örnekti.
Peki mantık noktasında kendimi geliştirmem, daha doğrusu onu kullanmayı öğrenmem için benim ufkumu açacak kitaplar yahut içerikler var mı önerebileceğin?
Ufkunu açacak en önemli şey edineceğin tecrübelerdir. Bu kesinlikle birinci sırada olsun.
Incognito ve End of Eternity. Bu iki kitabı okumanı kesinlikle öneririm. Bittiği zaman teşekkür bile edersin bana. :)
Ekstra olarak çok eğlenceli ama, ufkunu kesinlikle açacağını düşündüğüm Şeker Portakalı kitabını da okumanı tavsiye ederim. Çok güzel ve anlamlı bir kitaptır.
1. Canım tecrübelerim
2. En kısa zamanda edineceğim ve okuyacağım bunları :)
3. Hem kitabını okudum hemde filmini izledim :) ilham verici bir kitap. Toplumda sorunlu olarak görülen çocukların / insanların aslında neden öyle olduklarını ve neye ihtiyacı olduklarını açıklayan bir kitap.
Sohbetinize doyum olmuyor. Bugünlük müsadenizi istiyorum. Özenle verdiğiniz her cevap için müteşekkirim :)
Çok çocuk yapmak "çocuk istemek" anlamına gelmiyor. Adam sürekli s... ktiği için çocuk olutor. Çocuğa düşkün erkek, çocuk bakımınının yükünü eşiyle paylaşan erkektir.
Kimi gördüklerim çocuğa düşkün haliyle eşine de yardım edenlerdi. Kimisi de ben erkeğim diye ekselansları gibi hareket ediyordu sanki çocuğa dair hiçbir görevi yokmuş gibi
Pekiiii eşini çok seven insan çok çocuk ister mi?
Ben sen böyle düşünüyorsun çünkü bazı erkekler için sevgi olmasına gerek yokmuş
Sevgisiz büyüttükleri için
Cevap
3Cevap
Çocuğu büyütmesi zor ama büyüdükten sonra ona bir gelecek sunamazsan o kötü bir durum
Anne baba olmak ölene kadar bitmeyecek bir sorumluluğun altına girmektir. Bunu düşünerek hareket eden insanlar ebeveyn olmalı
Zaten çocuk ne kadar büyürse büyüsün anne babanın gözünde hala çocuktur
İlk çocuk evlendiğinde yapılır diye
Bencillikten başka bişey değil
Bana da öyle geliyor
Çocuğu doğurmuyor, çok zorda kalınmadıkça baba çocuğa bakmıyor, sadece masrafını üstleniyor, onda da paranın lafını etmezse iyi baba. Çocuğu iki kaldırıp havaya fırlatsa da iyi baba. Kadının bütün hayatı bitiyor neredeyse. Bir tane istemek normal belki ama şu zamanda bir bile fazla. Mesele çocuğun bakımı için gereken ekonomik güç olmaktan da çıktı artık. Çocuklar korunamıyor akran zorbalığı ve sapkınlık çok fazla. Yani çok çocuk isteyen adam ne çocuğu ne kadını gram düşünmüyor bence.
Bütün söylediklerinin altına imzamı atarım. O erkekler toplumdaki çok çocuklu erkek olma statüsüne sahip olma ve korumak için efor sarf ederken kadın tüm hayatını veriyor çocuk olduğunda.
Bencil erkeklerin çoğunlukta olduğu bir dünyada onların amaçlarına giden yolda bir aracı olmak istemiyoruz diye bizden kötüsü de olmuyor işin kötüsü. Meselenin bu yüzü de var
Soylarini büyütmek icin
değil
Bencede değil. Ama o insanlara bakıyorum evlerine de düşkünler. Biraz beynim yanıyor haliyle.
Sonra diyorum ki eğer eşini sevseydi kıyamazdı bu kadar doğum yapmasına 😱
Cahil insanlar. O çocuğun geleceğini düşünmezler.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?