Arkadaşlar merhaba. Öncelikle yazdığım soruya lütfen hukuksal bilgisi olanlar, hukuk okuyanlar ya da avukat olanlar öncelikli olarak cevap versin. Çünkü ciddi bi yoruma ihtiyacım var. Annemle babam boşanma sürecindeler. 2 yıldır dava devam etmekte. 1 ay sonra duruşma var. Annem babamı aldattı. Evi terketti.13 yaşında bi kardeşim var. Mahkeme de kardeşim söz hakkına sahip mi? Ona fikri sorulacak mi? Hakim sormadı bugüne kadar. Avukatımız çocuk kimi isterse ona verilir dedi. Ama içim rahat değil. Kardeşim babamı istemiyor. Zira istenecek bi adam değil zaten. Şimdi annen çok mu öyle diceksiniz haklısınız. Annemin yaptığını hiç bi zaman savunamam. Unutmayın bende onun çocuğuyum ve en çok ben kızdım ben nefret ettim ondan. Ama hiç bişey görüldüğü gibi değildir. Yaşandığı gibidir. Babam sorumsuz bir adam. Davaya gelmedi. Hadi gelmesin 2 yıldır bizi sadece 2 kez aradı. Bi kez bile görmeye gelmedi. Görüşmek istedim kabul etmedi. Biliyorum bunları mahkemeye anlatamam dinlemezler. Asıl merak ettiğim 13 yaşındaki bir çocuğun isteği önemli değil mi? Aldatan anneye velayet kesinlikle verilmez diyebilir miyiz? Kardeşim hiç iyi durumda değil. Sürekli ağlıyor korkuyor. Babama gitmek istemiyor. Hakim de süreyi kaçırdığımız için bizi dinlemedi. Şahitlik yapmamıza izin verilmedi. Şimdi 2 sorum var. 1. Olarak şahitlikle çocuğun velayeti için çocuğun fikrinin alınması ayrı şeyler mi? Yani istersek cocugu dinletebilir miyiz? Ve ne kadar yararlı olur çocuğun fikri?
2. Olarak sosyal hizmetler eve geldi çocuğun annesine verilmesini uygun gördü. Psikologla konuştu kardeşim o da annesini verilmesini uygun gördü. Bunlar önemli mi? Babama zaten ulaşamamışlar.
Annemin babamı aldatması evet belki durumu olumsuz etkiler ama çocuk 13 yaşında ve kendi kararlarını kendi verebilecek yaşta bence. Kimle mutsuz olucanı kiminle mutlu olucanı bilir. Ve bana kalırsa önemli olan çocuğun mutluluğu. Siz ne düşünüyorsunuz?
2. Olarak sosyal hizmetler eve geldi çocuğun annesine verilmesini uygun gördü. Psikologla konuştu kardeşim o da annesini verilmesini uygun gördü. Bunlar önemli mi? Babama zaten ulaşamamışlar.
Annemin babamı aldatması evet belki durumu olumsuz etkiler ama çocuk 13 yaşında ve kendi kararlarını kendi verebilecek yaşta bence. Kimle mutsuz olucanı kiminle mutlu olucanı bilir. Ve bana kalırsa önemli olan çocuğun mutluluğu. Siz ne düşünüyorsunuz?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Merhabalar;
Öncelikle sosyal hizmetler görevlisi ile kardeşinizin yaptığı görüşme neticesinde uzman görüşü raporu doğrultusunda mahkemenin geçici velayeti annenize verdiğini düşünüyorum.
Velayette karar verilirken daima çocuğun üstün yararı gözetilir
Çocuğun birlikte yaşadığı ebeveyni ile anlaşıp anlaşamadığı, şiddet olgusunun bulunup bulunmadığı, barındığı evde kendine ait bir odasının/yaşam alanının bulunup bulunmadığı, birlikte kalınan aile üyeleri var ise anneanne babaanne dede gibi onlarla anlaşıp anlaşmadığı, eğitim hayatının gidişatı, giyinme-sağlık gibi ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığı hususlarında inceleme yapılarak kanaate varılmaktadır. Bu sebeple eğer kardeşiniz anneniz ile kalmaktan mutlu ise ve bu onun sosyal gelişimini olumlu yönde etkiliyor ise geçici velayet ile birlikte velayetin annenize verilmesi mümkün olacaktır. Annenizin aldatma olgusu boşanma davasını kusur noktasında etkileyecektir, velayet noktasında ise çocuğu olumsuz etkilemediği müddetçe etkilemeyecektir. Ancak annenin haysiyetsiz hayat sürmesi, ahlaka aykırı davranışlar sergilemesi, alkol-uyuşturucu madde bağımlığının bulunması gibi kötü davranışları mevcut ise velayetin anneden alınması gündeme gelebilecektir. Aşağıda size örnek teşkil etmesi için bir Yargıtay kararı paylaşacağım, okumanız faydalı olacaktır.
Aldatan anneye velayet hakkının verilmesi, çocuğun üstün yararı gerekçesiyle mümkündür.
Özet: Yargıtay, kadının sadakatsizliği nedeniyle boşanan çiftin çocuklarının velayetini, “annesinin bu yaşam tarzının, çocukların bedeni, fikri ve ahlaki gelişimleri bakımından ciddi risk teşkil edeceği” gerekçesiyle babaya veren yerel mahkeme kararını bozdu.
T. C YARGITAY
2. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 18282
Karar: 2018 / 6427
Karar Tarihi: 21.05.2018
YARGITAY KARARI
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı-Mal Rejiminin Tasfiyesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; velayet düzenlemesi yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise katılma yoluyla kişisel ilişki düzenlemesine yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, velayet konusunda görüşlerine başvurulan tarafların ortak çocukları 15.10.2006 doğumlu … ile 13.09.2009 doğumlu … anneleri ile kalmak istediklerini beyan ettikleri halde, “annenin evli olduğu halde eşine karşı sadakate aykırı davranışlar sergilediği, müstehcen fotoğraflarını 3. bir kişiye telefon yoluyla gönderdiği, bu şekilde ki yaşam tarzı ve davranışları ile çocukların anne ile kalmalarının bedeni, fikri ve ahlaki gelişmeleri bakımından ciddi risk teşkil edeceği” gerekçesiyle ortak çocukların velayetlerinin davalı-davacı babaya bırakılmasına karar verilmiştir
Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “Üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m, 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m, 1; TMK m. 339/1. 343/1. 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumlan gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip
olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.
Dava 27.11.2015 tarihinde açılmış, tarafların fiili ayrılık tarihinden mahkemece 28.01.2016 tarihli ara kararla ortak çocukların tedbiren velayetlerinin davalı-davacı babaya bırakılmasına kadar çocuklar fiilen anne ile birlikte yaşamışlardır. Mahkemece velayetleri konusunda görüşlerine başvurulan ortak çocuklar 26.04.2016 tarihli duruşmada anne ile birlikte yaşamak islediklerini beyan etmişlerdir. Mahkemece alınan sosyal inceleme raporlarında; annenin kendi ailesi ile birlikte yaşadığı ve düzenli gelir getiren bir işte çalıştığı, velayet görevini yerine getirebilecek sosyal ve ekonomik şartlara sahip olduğu, babanın ise kendi ailesi ile altlı-üstlü oturduğu, mahkemenin tedbiren velayet düzenlemesi sonrasında çocukların fiilen büyükbaba ve babaanne ile birlikte yaşadıkları, bulundukları evde çocukların odalarının bulunmadığı ve anneyi özlediklerini ifade ettikleri rapor edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı annenin çocuklara yönelik olumsuz bir tutum ve davranışının bulunmadığı, velayet görevini yerine getirebileceği, görüşlerini açıklama olgunluğuna erişen çocukların da anne ile yaşamak istediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre ortak çocukların velayetlerinin davacı-davalı anneye bırakılmasına karar vermek gerekirken, annenin boşanmaya sebep olan kusurlu davranışı dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına, bozma sebebine göre davalı-davacının kişisel ilişki düzenlemesine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.05.2018(Pzt.)
Merhaba öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim. Çocuğun isteği dışında farklı bi karar verilebilmesinden korkuyorum açıkçası. Sosyal hizmetler psikolog anneme verilmesini uygun gördü. Kardeşim de annemi istiyor. Bunlar yeterli olmaz diye endişeliyim açıkçası. Bir de hakim kardeşimi bugüne kadar dinlemedi. Velayet konusunda karar vereceği zaman kardeşime sorar mı kimi istediğini? Tam olarak velayet dava bitince mi veriliyor bir de? Cevaplarsanız çok sevinirim teşekkür ederim şimdiden.