Mimar Sinan'ın unutulmayan eserlerinde gizlenmiş olarak bulunan baykuş imgelerinin hikayesine buyursunlar Baykuşlar Yunan kültüründe bilgeliğin, eski Mısır’da ise uygarlığın temsilcisiydi. Dünya tarihindeki birçok kültür ve uygarlıkta farklı anlamları olan baykuşun Anadolu’da ise ölüm habercisi ve uğursuzluk sembolü olduğuna inanılırdı. Oysa baykuşlar sadece eskiden ağır hasta olan evlerde ışıklar genelde sabaha kadar yandığından o evlere ya da ışık alabildikleri elektrik direklerinin yakınlarındaki hanelere konar ve böylece ışıkta avlayabileceği hayvanlar hareketli olduğundan daha net görürdü. Ama evdeki hasta öldüğü zaman da ihale ona kalırdı. “Baykuş kondu, baykuş öttü ondan oldu, ondan öldü” vs vs… İnançlar, hurafeler hep böyle neden aramalar, hayaller ve yakıştırmalar üzerine çıkmamış mıdır zaten? Mimar Sinan, eserlerinde bilgeliğinden mi, sevdiğinden mi yoksa Yunan mitolojisindeki sanat, akıl, barış ve savaş tanrıçası Athena gibi dünyaya indiği zamanlar ölümlülere baykuş olarak görünmek istediğinden mi bilinmez, baykuş formlarını hep işlemiş; bizlere de eserlerindeki bu akılalmaz incelikleri hayranlık ve saygıyla selamlamak kalmıştır.
Eskiden insanlar baykuşların ölüm getirdiğine inanırdı bu yüzden baykuşların uğursuzluk getiridiğie inanırlardı. Evinde ölüm döşeğinde yatan hasta insanların başında nöbetçi olarak bekleyenler olduğundan gece boyunca ışıklarını yakardı. Baykuşlar da gece avlanan hayvanlardan olduğu için geceleri ışık kaynağı olan bolgelere yönelirdi ki avlanabilsin. Ölüm döşeğinde ki hasta vefat edince de evin önünde duran baykuş yüzünden öldüğüne inanırlardı. Günümüzde de bu inanış bu şekilde kaldı
Baykuş , Allahın yarattığı bir canlı. Nasıl ölüm getirdiğine inanıyorlar aklım almıyor. İnsanin vakti geldiyse ister baykuş olsun ister olmasın o kişi canını Azrail 'e teslim eder. Yani bunun baykuşla hiç alakası yok.