Çok soğuk... Çok soğuk üşüyordum, annemin sıcaklığı da yoktu, o içimi ısıtan sıcaklığı. Ağlıyorum, babam da soğuktu, yalnız ve üşüyordum, çok açtım. Benim dilimi konuşan benimle aynı olan insanlar onları, annemi ve babamı öldürdü.
Ben Ayla, Türk'ün, Süleyman Birbiley'in kızı Koreli Ayla, eskiden Kim Eunja olan Ayla.

Yokluktan mı, kayıplarımdan mı, yalnızlıktan mı, açlıktan mı, üşüdüğümden mi yoksa hepsinden mi bilmiyorum ama çok ağlıyordum, 5 yaşında bir çocuktum ama 5 yaşında bir çocuğun hiç ağlamayacağı kadar çok ağlıyordum.
Üç asker gördüm korktum, daha çok ağladım üstelik bunlar bana, annemi ve babamı öldüren kendi dilimi konuşan askerlere hiç benzemiyordu, onlar bu kadar kötüyse kim bilir bunlar bana ne yapardı, üstelik gülüyorlardı, annemi babamı öldürenler de gülüyordu.
Ben astsubay Süleyman Dilbirliği 25 yaşında komutanımla birlikte geldik, mazlumlar için savaşmaya.
Esirleri kurtardık, köyleri geri aldık, kuzeye yürüdük, önümüzde ne durur ki, hem askeriz hem Türk. Dünya bir canlıysa bizde onun vicdanıyız ve vicdanın gereğini yaptık. iki erim ve ben aldığımız köyü dolaşıyoruz, çocuklar ağlıyor, ihtiyarlar ağlıyor ama bir çocuk, belki beş yaşında ama bambaşka ağlıyor.
Düşünmedim o ay yüzlü, çekik gözlü çocuğa kıyamadım, aldım kucağıma birliğe götürdüm eksi 30 derecede perişan, başında bitler. Önce saçını kısa kestik, bir güzel yıkadık, karnı doydu, ısınınca hemen uyudu ve 15 ay baktım ama sonsuza kadar benim kızım oldu.
Aynı dili konuşmuyorduk babamla ama aynı sevgiyi yaşıyorduk. Dilimiz de, tenimiz de farklıydı ama aynıydık işte.
Önce sevginin dilinde anlaşıyorduk, sonra babamın dilini de öğrenmeye başladım. Çok sevdim onu, onunla oyunlar o güldüğünde çok sevinir, ona komiklikler yapardım. Çok sayıda amcam olmuştu, hepside beni çok sevdi, bana çok iyi baktı. 15 ay çok mutluydum, babam gidene kadar.
Yine kimsesiz mi kalacaktım, babamsız çok ağladım, beni de Türkiye'ye götürmek istedi ama izin vermediler.

Beni Suwon’un Guwansoung Mahallesi’ndeki Hüseyin amcanın ve başkaca amcaların yaptığı Ankara İlkokulu ve yetimhanesine gönderdiler, orada adımı Ayla olarak yazdırdım, müdür bana "böyle bir isim yok bizde böyle isimler olmaz" değinde, "ama ben Türküm, benim babam Türk dedim.
Çok ağladı ayrılınca, yüreğimi dağladı, yıllarca rüyamda gördüm gidemedim, bulamadım, arayamadım yavrumu, tam 60 yıl.
Çok kadir kıymet bilir bu Koreliler, bize orada ellerinden geldiğince baktılar, bütün madalyalarımı koreliler verdi,
Kore savaşın 60'cı yılı anısına konsolosluk bize bir gece düzenlediler, arkadaşlar anılarını anlatırken, bende gözlerim dolarak yavrumu anlattım. Araştırmışlar sağ olsunlar kızımı bulmuşlar. Hanımla Koreye gittik, kavuştuğumuz anı anlattım, çok ağladık ama çok mutluluktan ağladı ki hasret giderdik, çok mutlu olduk çok.

Bir gün Koreli muhabirler, evime geldi, savaş sırasında çekilmiş fotoğraflarımı gösterdiler.

“Bu ben miyim” dedim, şaşırdım babamı yanağından öptüğüm kareyi gördüğüm an ağlamaya başladım hep özlediğim bu adamı fotoğraflarda görmek beni kahrediyordu, beni babamla buluşmaya götürdüler, çok mutlu oldum, çok özlemişim, o yaşlı ihtiyarı.
Sürçü klavye ettiysek affola.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar