Hayatı Telekominike Ediyoruz

Moralinizi sıfıra sıfıra sıfıra düşürür haber alamadığınız sevdiğiniz. Hele bir de telefonu kapalıysa delirirsiniz. İlk ulaştığınızda hesap sorarsınız. Lakin bir tek "tamam", tüm yelkenleri suya indirir. "Seni yiyerimmmm..."

Ah bu internet oyunları!.. Bir Okey oyunu insanın başına ne işler açar bilinmez. Bir hatun çıkar karşına tesadüfen. Yazılırsın inceden. Emin adımlarla yürürsün karşında kim olduğunu bilmeden. Bir de ters tepki almamışsan "tamam" dersin "düşürdüm". Ya sonra?

Kim istemez kebap yemek? Lakin kebapçıya da her şey sorulmaz ki. Ya sorduğunuz her şeye cevap alabiliyorsanız? Peki ya kebapçıya kebap götürmeye kalkarsanız ne olur? Bir de lahmacunu telefona istemeye kalkarsanız?

Yolda giderken bir cep telefonu buldunuz. En çok istediğiniz model üstelik. Bir telefona bakıyorsunuz bir etrafa. En yakın karakola gitmekle cebinize atmak arasında çelişkiler içindeyken siz, şeytan diyor ki; "Katilsin".

Ateş bacayı sarmış. Ve o ateşle barut yanyana durmak bir yana, alt alta üst üste çıkmış. Doğal olarak ortalık yangın yeri. Yangını söndürmek mümkün mü dersiniz? Peki nasıl?

Telefonunuz çalıyor açıyorsunuz. Karşıdaki ses işten atıldığınızı, ancak küçük bir testten sonra tazminat alabileceğinizi söylüyor. Bu test için hazır mısınız? İngilizcede "Ahmet"in karşılığı nedir?

Plakanızı düzgün kodlayabiliyor musunuz? "Sert P" ne ola ki? Peki ya Bursa ile Balıkesir aynı şekilde mi kodlanıyor dersiniz? Ya da şikayetlerinizi doğru ifade edebiliyor musunuz? 155 i arayanlara kulak misafiri olmaya ne dersiniz?

Müşteri hizmet ister. Müşteri hizmetleri hizmet etmek. Dert dinlemek istediklerini sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Ha amaç intikam almaksa, işte bu biraz yetenek işi. Ne kadar yeteneklisiniz?

Kelimelerin yetmezliğidir kimi zaman hayat. Kimi zaman da cümlelerin boş kalabalığı. Ya hiçbir şeye yetemediğiniz konuşulur sokaklarda. Ya da hiçbir şey ile yetinemediğinizdir konuşulan. Ama hep konuşulur arkanızdan. Fısıltıyla bazen, bazen de çığlık çığlığa. Kimi fütursuzca konuşur, kimi yalan dolanla. Neysek, nasılsak, ne kadarsak o kadarız oysa. Olabildiğimiz kadar olsak ya. Olabildiğimiz kadarıdır yetişen hayata. Ne demiştik yaşama dair?

Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki. Yağmurda dans etmeyi becerebilmektir.

Sevgiyle kalın.
Rüzgar
#HayatıListele

Hayatı Telekominike Ediyoruz
Cevapla