Kısa ama güzel. Böyle muhabbetler hem o kısa anınızda size mutluluk sağlar hem de yeni insanlar, yeni görüşler tanımış olursunuz. Türkiye'nin birkaç yerini gezdim. İstanbul için genellikle duyduğum şey; İstanbuldaki insanların somurtkan, muhabbet etmeyen, yardım etmeyi sevmeyen tipler olduğu. Halbuki sadece İstanbul'da değil, çoğu yerde bu böyle. Yol tarifi sorunca bile arkasına bakmadan kaçan insanlar var. Genelde muhabbeti ben açıyorum. Peki ya sonra sonra? Otobüste giderken bir amca ile teyze ile veya bir huzur evinde ya da yolda gördüğün bir insanla tanışabiliyor ve yeni görüşleri tanıyabiliyorsun. Zaten pişman olacak bir şey yok. Kısa olduğu için keşke hiç konuşmasaydım demenize de gerek yok. Fazla sürmeden bitiyor :)
Otobüs arkadaşlıkları
Otobüs yolculuğunuzu sıkıcılıktan kurtarmak için düzgün gördüğünüz bir insanı seçebilir ve onunla konuşabilirsiniz. Zaten her insan kendisini duruşuyla belli eder. Cumartesi günü İstanbul'da bir otobüse bindim. Ön sol koltukta oturan bir amcanın yanına oturdum. ''Merhaba amca'' dedim; o da, ''merhaba'' dedi. Ardından nerelisin diye sorunca adamın yüzü güldü. Hoşuma da gitti doğrusu. Gülümsemeyi seviyorum :) Yol boyunca çok iyi tanıştık, kaynaştık. Hatta içimden keşke trafik olsaydı başka zaman olsa trafikten geçilmez dedim. El sıkışıp ayrıldık. Güzeldi ve tadı damağımda kaldı diyebilirim ancak bu tür arkadaşlıkların güzel yanı kısa olması. İnsanları o güzel haliyle tanıyorsunuz ve öyle kalıyor.
Otostop arkadaşlıkları
Tavsiye etmem başınıza iş alırsınız. Herkes iyi niyetli olmayabilir. Ancak benim birkaç anım var ve anlatmak istiyorum. Geçen sene Hatay'da üniversiteden yurda giderken bir araç yavaşladı ve 3-4 adım önümde durdu. Yol tarifi soracak sanıp yanına yaklaştığımda içinde genç bir bayan ile şöför olan genç bir adam gördüm. Bana, ''Bin kardeşim'' dedi. Yüzleri de temiz gelince bindim. Bayan arkadaş neden duruyorsun tanımıyoruz etmiyoruz demiş. Haklı olduğunu söylemiştim. İlk kez yabancı birisinin aracına o zaman binmiştim. O zamandan sonra o yolda arabalar çok duruyordu. Ben el etmesem bile duruyorlardı. Ben de en sonunda alıştım ve el kaldırmaya başladım. Yalnızca 2 kere uzun yol gittim.
Antakya'dan, İskenderun'a Hadise konserine gitmek için arkadaşımla ana yola çıktık. El kaldırdık ve bir araç durdu. 2 kişiydiler ve bizi Belen ile Kırıkhan'ın birleştiği yola kadar bırakıp Kırıkhan'a doğru yol aldılar. Kendi kendimize artık bunun geri dönüşü yok deyip Belen yolu üstünde otostop çektik. Birkaç arabadan sonra bir adam durdu. ''Nereye gençler'' dedi. Anlattık ve bizi araca aldı. Ben konuşmayı sevdiğim için öne geçtim. Yol boyunca adamla konuştum. Hatta bir gün bir yerde anlatırsanız, ''Adamın biri diye anlatmayın. Zafer benim adım.'' dedi. Zafer ağabey sağ olsun bizi Belen üstünden İskenderun'a götürdü. Hatta bizim için yolunu uzattı. Pac meydanında bıraktı ve 5 dakikalık yol olan sahile doğru yürüdük. Gerçek olduğundan pek emin olmasak da neyse ki Hadise konseri vardı :D
2.uzun yolculuğum ise daha taze olan Tekirdağ-İstanbul yolculuğuydu.
Benden biraz büyük genç bir çocuktu. Önerilerinin arasında kötü şeyler vardı. Hatta hepsi kötüydü de diyebiliriz. Zaten artık böyle şeyler yapmamaya karar verdim.
Otobüs beklerken...
Süleyman ağabeye buradan sevgiler :) Yine bir gece İskenderun'a kaçamak yapmıştım. Siteden bir arkadaşımla İskenderun'da buluşmuştum ve o günün gecesinde olan bir şeydi bu. Hoş geçen cumartesi de siteden başka bir arkadaşımla buluşmuştum ve ondan sonra muhabbet kurmuştum ya :) Mutlu olmak da önemli. Mutlu olunca böyle herkesle konuşuyorum işte. Konuya dönecek olursak Antakya'ya gitmek için araç beklerken bir adamla muhabbet kurdum. Sonucunda ise hem orada can sıkıntısından kurtuldum hem de arada sırada aradığım bir insanı hayatıma kattım.
Bazen de kimseniz yokken hayat verirler size
Yine Antakya'da kazık yemişken üniversitenin aşağısında araçları kontrol eden bir amca ile tanıştım. Gittim ve ona dedim ki: ''Amca ben seninle sadece sohbet etmeye geldim. ''Gülümseyerek oturmamı istedi ve çayımı, kahvemi seçenek sunarak bana ikram etti. O gün insanlara açık olmayı, bir yerden kazık yersen başka bir yere tutunarak ayağa kalkabilmeyi öğrendim. İşte tüm mesele de bu aslında. Mesele mutlu olmak... Eğer bir yerden kazık yerseniz başka bir yere tutunup ayağa kalkabilmeniz mesele. Veya mutluyken yeni görüşlerle hem kendini geliştirmek hem de daha da mutlu olmak.
Ve daha bir sürü şey
Örnek verecek olursam daha çok daha fazla böyle anılarım var benim. Miting sırasında, tanımadığım insanlarla kamp yapmak için hazırlanırken, tatilde... Hepsi de insanlardan kazık yedikten sonra nasıl ayakta kalacağımı öğrenmeye çalıştıktan sonra oldu. Ben bu yolu seçtim, başkası başka bir yolu seçer. Önemli olan mutlu olmak :)
Not: Artık Hatay'da değilim, yatay geçiş yaptım :)
Ben bu benceyi cok beğendim. Hatta digerinden de çok :)) Ve farkinda olmadan benim bile yapmis olduğum bir şeyi bana fark ettirdiniz. Teşekkür ederim. Demek ki, ben de bir hayli kazık yemişim ki, ayaga kalkabilmek ve bir yerden başlamak için, hep yeni birilerine tutunmuşum. :(
bence de kısa süreli bu gibi arkadaşlıklar güzel ama bazzen uzun süreliyede döneşebiliyor genelde yurt dışında çok başıma geldi ve sohbeti başlatanlar hep yabancılar oldu :) bizim ülkenin insanlarına mutsuzluk hormonusalğılamışlar sanki. genelleme yapamam ama çoğu böyle türklerin.
"Benden biraz büyük genç bir çocuktu. Önerilerinin arasında kötü şeyler vardı. Hatta hepsi kötüydü de diyebiliriz." bu cumleni anlamadim. Guzel bence. Ama kiz olunca biraz zor oluyor otostop filan asla yapamam :Dozelikle yalnizsam. ama yasli sevimli teyzelerle bende konusmayi severim :)
En İyi Cevaplar