
"çağdaş", "medeni", "gelişmiş" ve tabikide "Uygar". çağdaşlığın, gelişmişliğin, medeniyetin tanımı haline gelen Uygarlık, Uygurlardan gelir. Orhun ve Selenga diyarlarındaki ana yurtlarından çıkan Uygurlar; tarımda, ticarette, yazıda, kültürel faliyetlerde, en çokta uygarlıkta(ki bu tanımı en çok onlar hak ediyor.) Türk dünyasına katdıkları ortada olan bir halktır.
Devlet olmadan devletlerle ilişkiler kuran bu millete 646 yılında, Çinliler, Göktürk'lere karşı karşı kullamak için destek verdiler. Timutu bu desteği fırsat bilerek, çinleri üçkağıda getirdiğini düşünerek 647 de "ilteber" ünvanı alarak "heheyt..! Ben artık kağanım haberiz ola" diyerek, bir girişimde bulunsada, çinliler;" Ulan..! buna çok yüz verdiniz havaya girdi, gidin şunu öldürün" deyince "aman efebdim! ordumu kuralım..? etmeyin..!" deyince, hanedan,"Lan oğlum gidin üç kağıtla halledin" der ve tufayla işi çözerler.
648 yılında, entrikalarla Timutuyu öldüren Çin'liler, on okların başına Holu adında, bir kukla geçirerek, Uygurları on oklara bağladılar.
656 yılına kadar sabreden Timutu'nun oğlu Pojon, bu durumu daha fazla sindiremeyerek ve "alayınıza isyan ulayn..!" diyerek, Holoyu öldürür. Daha sonra halkından aldığı gazla, "saldırın yiğitlerim" diyerek Çine saldırarak Taşkente kadar gider, daha fazla ileri gidemezsede, Çinlilere "geleceğiniz varsa, göreceğinizde var..!" diyerek, rüştünü ıspatlar.
680 yılına gelindiğinde Asyadaki Türk Birliği yeniden kuruluyordu. Göktürk Devletinin 657’de tamamen yıkılmasıyla Çin boyunduruğuna giren ve Türklerin 23 yıl süren Çin Esareti, 680 yılında ortaya çıkan İkinci Göktürk Devleti (Kutluklar) ile Türk Dünyası kabuk değiştirmeye başlamıştı.

Uygurlar, kimi zaman beylik kimi zaman kağanlık denemeleriyle kendi yönetimleri altında yaşamaya devam etmekteyken ortaya çıkan İkinci Türk Birliği ile tekrar Göktürk’lere bağlanmak zorunda kaldılar.
Uygur'lar "Ben kendimi yönetirim arkadaş, siz işinize bakın" desede Göktürk'ler, "gel birleşelim, etmeyin, eylemeyi, biz sizi paşalar gibi yönetiriz." çekişmelerinden dolayı bu ilhak teşebbüsleri mücadele ve savaşlarla geçmiştir.
35 yıl boyunca Göktürk hakimiyeti altında kalan Uygurlar, Göktürklerin zaman içerisinde güç kaybetmesiyle, "ahanda şimdi" diyerek ve isyan ederek 716 yılında tekrar kendi yönetimlerini oluşturdular.
Bu ayrılıktan sonra Göktürklerin giderek zayıflaması ve Göktürklere bağlı olan diğer güçlü kavimler olan Basmıl ve Karluklarında kendilerine katılmasıyla güç kazandılar. Ancak Göktürk Kağanı Ozmış, Dokuz Oğuzlar olarak adlandırılan Uygur topluluklarını tekrar Göktürk Birliği içerisine almak için ordusunun başında Uygurların üzerine yürüdü. Bu savaşta galip gelen Uygurlar, Ozmış’ı mağlup ederek " sen kime artislik yapıyorsun olum?" diyerek savaş meydanında, oracıkta tarih denen rakam yığınları 742 yi gösterdiğinde, terk-i diyar ettirdiler.
Göktürk'leri tarumar eden Uygurlar, Karluklar ve Basmıl boylarını ele geçirerek 11 boya ulaşmaları neticesinde, 744 yılında Kağanlarına “Kutluk Bilge Kül Kağan” ünvanı vererek, kendi kağanlığını ilan ettiler ve Uygurları tarih sahnesine çıkartmış oldular. Neden? o tarihe kadar 9 Oğuz olarak anılıyorlardı.
Kutluk bilge Kül Kağan Türk töresine göre hüküm sürerken, Türk'lerin ata dininin yanısıra "Mani" adlı bir dinde itibar görmeye başlamıştı. Bu din, Türklerin aksine, et yemeyi, her ne sebeple olursa olsun insan öldürmeyi yasaklayan, Hıristiyanlık, Zerdüştlük ve Budizm inanışlarının karışım bir dindir.
Bu arada Kutluk kağan devletini kurmuş, teşkilatları oturtmuştur, lakin 747 yi zor görmüş, oğlu Bayan Çur'a devretmiştir.

Bayan Çur çok delikanlı, mert, savaşçı ama en çokta akılı bir adam. Bayan Çur’un yönetime geçmesinden sonra ilk yaptığı işlerden biride, tarım ve ticarette merkez niteliği taşıyan Karaşar ve Beş Balıg şehirlerini etkisi altında almış, halkın tarım ve ticaret ile uğraşarak geçimlerini sağladığı bu bölgeye, Uygur topluluklarının yerleşmesini ve tarım ve ticarete yönelmesini sağlamıştır.

Halkın maddi ihtiyacını hemen çözmüş olan Bayan Çur, almış memleketi eline, binmiş atına, sürmüş, bir oyana bir buyana, Kuzeyde Kırgızlar, Batıda Karluklar, Türkeşler ve Basmıllar, bunların yanında Sekiz Oğuz, Dokuz Tatar ve Çik boyları Uygur hakimiyetine karşı güçlerini birleştirmişse de Bayan Çur, "heyyt ulann..!!!" diyerek,tüm bu Türk boylarının isyanlarını bastırmış, hakimiyet sahasını genişletmiş, bu toplulukların bulunduğu bölgelere oğullarını yabgu ve şad olarak tayin etmiştir.
Bayan Çur, gerçek bir devlet adamı olması nedeniylede, fırsatları kaçırmamıştır. 751 yılına gelindiğinde, hem İslam Tarihi hem de Türk Tarihi için çok önemli bir savaş meydana geldi. Tarihin kayıtlarına "Talas Savaşı" olarak itinayla yazanlar, bu mücadelede Asyanın içlerine ilerlemek isteyen Araplar Çine kadar ilerlediğinide yazmıştır.
Tarihin bu ilk Arap-Çin savaşı, aynı zamanda Araplar ile Türklerin ilk teması niteliğini taşıyordu. Bayan Çur, bu savaşta Arap’ları destekleyerek kendisine bağlı olan Karlukları "Aman!!! yiğitlerim beni mahcub etmeyin" diyerek Arap ordusuna yardıma gönderir. Araplar, bu savaşta o yiğit Karluklarında yardımıyla, Çin’i ağır bir mağlubiyete uğratarak Çin’i asyanın içlerinden çekilmeye mecbur ederler.
Fırsatdan istifade Uygur halkını Turfan bölgesindeki Karaşar-Beşbalıg şehirlerine göndererek burada nüfuz kazanmayı amaçlayan Bayan Çur, Çin’in Talas savaşını kaybetmesiyle, bu bölgelere tamamen hakim olur.

Çin kunfuları yetmeyince, ayakları popişkolarına vurarak(bu tabir @KumruSahin in 😊) kaçtıklarından mütevvellit, ortada bir Çin tehdidi kalmamıştır. bu durum neticesinde Uygurların, Turfan'da tarım ve ticaret ile ilgilenerek refah seviyelerini yükseltmesine olanak sağlamıştır.
Uygurlar, "lan oğlum parayıda bulduk, işimizde burda, ne halt yemeye deli danalar gibi dolanalım" diyetek şehir yaşantısına geçmiş yerleşik düzende yaşamaya başlamışlardır.

Uygurlar parayı bulup, refah seviyelerininde yükseltince, eğitim, sanat ve kültüre daha çok zaman ayırmışlardır. Zamanla 14 harfli bir alfabe geliştirdiler, okur yazar oranları yükseldi, türeyiş ve göç destanları yazdılar, bizim çok sevdiğimiz orta oyununu icad etdiler,
Bayan Çur'un yaptıkları saymakla bitmez, ama en büyük başarısı(ki keşke olmasaydı) Çin'in iç karışıklıklarından faydalanan, annesi Türk olan bir çin generali Tibetlilerden oluşan 200 bin kişilik bir atlı kuvvet oluşturarak Çin’e karşı mücadele içine girişti. Çok sayıda süvariden oluşan ordusu ile 756 yılında Loyang’ı, 757 yılında ise Çangan’ı zaptetti. Zor durumda kalan ve bu saldırıya karşı güçsüz durumda olan Çin hanedanı, " aman ağam hatiş helak olacaz, kurtar bizi" diyerek Bayan Çur’dan yardım istemek zorunda kalır. " ne haliniz varsa görün derdinde madem yardım istedin, geri çevirmek bize yakışmaz, tamam ülen..!" der ve atlar atına önce Almuşan denen generalin saldırılarını engelledi ve zaptettiği Loyang ve Çangan’ı geri aldı. Çin hanedanı, Bayan Çur’un bu yardımına karşılık, kırılmış olan gurunu kurtarmak için "efering damat" der ve yanaktan makas alarak, "sağa 20 Bin ton ipek, sizin tücarlarda serbeshtir, bizim mahslleye gelebilirler, izin verdim, haa sağa bide gızımı vereceğm" der ve kızını verir. Bayan Çur, bu savaşın sonunda 20 Bin ton ipeği almış, yüzüne bakmaya doyamayacağın cillop gibi Çin prensesinide kapmıştı, Turfan bölgesinde ticaretle uğraşan Uygurların Çin’e girişi içinde anlaşmış, malın mülkün ticaretinde dibini görmüştü.
Bunlar kaç yılda oldu dersiniz? Tam 12 yıl, evet 12 yıl bir 12 yıl daha olsa imparotorluk olurmuydu? Bence kesin olurdu.
Fakat oğullar, babaları gibi olmuyor, her zaman. 759 yılında vefat eden bu büyük devlet adamı, tahtını, oğlu Bögü'e bırakır. Bögü oğlan atalarının, töresinin dinini atar, manieizm dinine geçer, ve halkını bu dine, yöneltir. Et yemeyen otla yaşayan, asla adam öldürmeyen, asla bir canlıya kıymayan bir halk haline gelen, bu millet, bu devir için muhteşem bir toplum olâbilirdi lakin, o devir için, savaş yeteneğinden yoksun ve kolay lokma olarak görüldü.
"Savaşma seviş" desturuyla hayata bakan Bögü, hep Çin lehine hareket eder ve Uygur'ların yıkılış süreci, yavaş yavaş başlar.
Bu devir hepmi kötüydü? aksine, barış, sanat ve uygarlık dolu 20 yıl. Neler yapıldı? Meşhur Uygur kağıdı ile, tahta harfli matbayı kullanarak, baskı yöntemiyle kitaplar basıldı. Sanat eserleri;heykel, resim, tiyatro alanında çok büyük gelişimler gerçekleştirdiler. meddahlık ilk o dönemde gelişti.
Bu dönemden Altun Yaruk, İki Kardeş Hikayesi, Çaştani Bey Hikayesi gibi çok sayıda eserde günümüze kadar geldi. vede daha bir çokları.
840 tarihine kadar, bir iyi bir kötü çeşitli cefalar ve sefalarla, şehir hayatı ve ticaretin etkisiyle "iyiki tarihimizde böyle atalarımız var" diyeceğimiz bu millet Alp külük zamanına kadar geldi.
Uzun süre baskı altında kalan ve hep engellenen Kırgız Türkleri, Uygurların zayıflamasını fırsat bilerek, "oh bee devir artk bizim devrimiz" diyerek 100 bin kişiyle Uygurlara saldırdı, savaşa façası yemeyen Alp külük, intihar edince, başsız kalan bu kadim milletin sonu oldu.

Daha sonra kurulan uygur devletleride oldu 12. yüzyıla kadar, kâh bağımsız, kâh yarı bağımsız devletleri olsada 1226 da Moğullara karıştıtılar. bu gün halâ varlar, sincanda, asimile olmamak için çok uğraşmaktalar. Türkülerimiz bir, sanki Anadolu, sanki biz, onlar uzak diyarlarda, ata yurdumuzdaki, sazımız kadar saz, sözümüz kadar, söz Türkümüz kadar bizler.
sürçü klavye etdiysem affola.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar