Bakmak ile görmek arasında bir uçurum kadar derin fark vardır

Bu sözü hepimiz çok kez duymuşuzdur. Peki gerçekten öyle mi? Baktığımız ile gördüğümüz arasında fark mı var yoksa zihnimizin oluşturduğu bir yanılsama mı göz bebeklerimize yansıyanlar? Zihin öyle derin bir kuyudur ki ona ışık tutmazsan baktığın yerde hiçbir şey göremezsin.
Adam göz yaşlarını daha fazla tutamadı. Şehrin en işlek caddesinin en hareketli kaldırımında dizleri üzerine düşerek ağlamaya başladı. Elleri yüzünü kapatıyor, gözyaşları parmaklarının arasından sızıyordu. Yüreğindeki acının tarifi olmadığını düşündü o an. Yanından geçen binlerce insan sanki o hiç yokmuş, olmamış gibi yanından geçip gidiyorlardı.
Herkes ona bakıyordu ama kimse onu görmüyordu.
Doğrulmak istedi, sendeledi, düşer gibi olduğunda yanına yaklaşan bir adam onu kolundan yakaladı. Boş gözlerle kafasını çevirip ona yardım eden adama baktı. Zorla teşekkür ederek yanından ayrıldı. Adam onu görmüştü. Sanırım ilk kez biri onu gerçekten görüyordu. Yoluna devam etti, kendisine ihanet eden sevgilisini düşünerek.

Akşama doğru bir meyhaneden içeri girdi. Türlü mezeleri ve 70'lik rakısını söyledi. Ağlayarak, hüzünle çalan müziğin etkisinden daha da sarhoş olarak içmeye devam etti. Bir saat kadar sonra meyhaneye giren bir adam masasına oturmak istedi. Kabul etti. Anlatmaya başladı. Sondan başa doğru anlattı, ihanetten aşık olduğu zamana. Aşık olduğu kadından öyle bahsediyordu ki karşısında onu dinleyen neredeyse kadını görmeden aşık olacaktı. Sonra bir fotoğraf gösterdi adama. Adam baktığında gözlerine inanamadı.
Oldukça yakışıklı bir genç nasıl olur da böyle çirkin kadına aşık olurdu!
Adam Leyla ile Mecnun'un hikayesini bildiğinden ona masalvari bir cevap verdi, geçmişte kalan tüm büyük aşklara ithafen.
Sen Onu hiç benim gözüm ile gördün mü?
Ertesi gün balkonda kahve içip ayılmaya çalışırken etrafına bakıyordu. Şehrin o işlek caddesini seyrediyor, koşuşturan insanlara hayretle bakıyordu. Ama sadece bakıyordu. O an her şeyi boş gözlerle izlediğini hiçbir gerçeği göremediğini fark etti. Karşıda küçük bir kız dilencilik yapıyordu. Bir adam ayakkabısı delik olduğu için topallar gibi yürüyordu. Bir dede hastalıktan yürüyemez durumdaydı ve sürekli titriyordu. Küçük bir kız çocuğu dondurma için annesine ağlıyordu. Annesi de kızına fark ettirmeden para olmadığı için alamadıkları bir şeyler olduğundan hayata küfrediyordu. Bir kaç küçük saniye içinde aslında ne fırtınalar kopuyordu! Hayata yeniden merhaba demek için iyi bir sebepti. Ayağa kalktı ve sokağa yeni başlangıcını kutlamaya çıktı.

Hepimizin bakmak ile görmek arasındaki farkı fark etmesi, her şeyi gönül gözüyle görmesi dileğiyle.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Her insan baktığı kadar görseydi eğer bunca acı bunca keder olur muydu dersin?
Okuyan herkesin kendine sorular sormasını sağlayacak bir bence.
Aci da keder de olurdu da bu kadar cok olmazdi haklisin. Amacim yazdiklarimla kafalsrda soru isareti yaratmak. Sanirim basarili oluyorum.