Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler

Elbette şiddete sonuna kadar karşıyız. Hak verirsiniz ki, ne dövecek kız kaldı, ne de dövünecek ana baba. "Aklı başında bir nesil yetişiyor" umuduna sığınarak yazdığım bu cümle, biraz da "inanmak istiyorum" ile ilişkili aslında. Bilinçli bir gençlik yetiştirmek, elbette bilinçli bir toplum ile mümkün. Bizim önerilerimiz, halen kızlarını ablukaya alıp da, oğullarına tek laf edemeyen ailelere.

Sırtını sıvazlamak yerine, omuzlarına sorumluluk yüklemek gerek.
Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler

Doğduğu ilk günden beri hem kendinizi hem de onu talihli addetmeniz yüzünden, bugün kadın ve erkek çatışmaları son hız devam ediyor. Hala cinsiyet ayrımcılığına dur diyemiyor, kadınlarımızı baş tacı etmek yerine, köle yerine koyuyoruz. Bir anne olarak yıllardır yaşadığınız dramatik hayata, en azından kızınız için "dur" demenin zamanı gelmedi mi? Evlatlara sahip çıkmak, onların her istediklerini yerine getirmek olmamalı. Hayatın yükünü paylaşmayı, sorumluluk taşıyabilmenin yollarını da öğretmeli. Ne dersiniz? Sizi yetiştirenlerin hatalarını, sizden daha iyi kim bilebilir ki? O halde aynı hataları yapmamak gerekmiyor mu? "Sen erkeksin" söylemlerinden vazgeçmek gerek.

Erkek olmak, bütün yükü kadının sırtına geçirmek değil, yükünü hafifletmektir.
Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler

Tanrı, erkeği kadınlara sahip çıkabilmeleri için de yarattı. Hatta kadını erkeğe emanet etti. Bu, kadınları boyunduruk altına almak anlamına gelmiyor. Erkek ne isterse kadın onu yapacak diye bir şey yok. Önce siz bunu kabul etmek zorundasınız. Siz kabul ettiğinizde, dizlerinizi dövmek yerine, dizlerinize başını koymasını sağlayacaksınız. Evlatlarınıza eşit davranmak zorundasınız. Unutmamak gerek. Dünyaya gelmek, hatta dünyaya erkek ya da dişi olarak gelmek, hiçbir zaman onların seçimi olmadı. O halde yaşadıkları bu hayatın, her bir saniyesinde mutlu olabilmeyi hak eden sadece erkekler değildir. Erkek olmak asla bir ayrıcalık olamaz. Bir nokta dışında. Kadının sorumlu olduğu her konuda, ona destek olabilmek ve yükünü hafifletebilmektir erkeğin ayrıcalığı. Çünkü kadın, erkek için bir mucizedir.

Sevgi, sadece erkeğe bahşedilmedi

Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler
En büyük eksiklerimizden biri de bu işte. Sevgimizi nasıl göstereceğimizi bilmiyor oluşumuz. Ya çok abartıp arşa taşıyoruz, ya hiç göstermeyip dibe vuruyoruz. Daha da vahim olanı ise, evlat sevgisini kız çocuklarımıza farklı gösteriyoruz. Neden? Neden buna gereksinim olsun ki? Sevgi dediğiniz şey her cinsiyete göre ayrı bir duygu mudur ki? Adı üstünde işte. Evlat sevgisi. Sevgi, kadın ya da erkek olarak ayrılmıyor da, siz nasıl becerebiliyorsunuz sevginizi farklı gösterebilmeyi.

Kadın, tatmin etmek zorunda olmadığı gibi, eğlence aracı da değildir.
Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler

Erkeğe, o kadar büyük ayrıcalıklar sundunuz ki, her nerede olursa olsun, haddini aşmaktan çekinmiyor. Bu nasıl bir özgürlüktür? Bu ne saçmalıktır? Bu nasıl bir edepsizliktir? Hangi hakla? Hangi nedenle? Siz "kızını dövmeyen dizini döver" zihniyetine o denli kaptırmışsınız ki kendinizi, sırf bu nedenle tüm yasakları onlara koyarken, hayat ile nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğrenemiyor. Ayaklarının üzerinde durmaya çalışırken tökezliyor hep. Yanlış kararları yüzünden hayatından vazgeçiyor. Ya da daha içinden çıkılmaz bir hayata mahkum kalıyor. Çünkü böyle davranarak nasıl karar vermesi gerektiğini, nasıl korunması gerektiğini değil, nasıl itaatkar olması gerektiğini öğrettiniz ona. Şaşırdınız mı siz? Bahçenizdeki köpektir size itaat etmesi gereken.

Kızınızı dövmenin peşindeyken diziniz acımasın diye, oğlanın kafasını koparmak gerektiğinden haberiniz yok.

"Erkektir yapar" mış! Hayır efendim. Yapamaz. Edep, ahlak, saygı sadece kadına has değildir. Sizler "Hadi oğlum, göster bakayım amcana pipini" demek yerine, önce oğullarınıza, adam olabilmenin derslerini vermelisiniz. Bir kadına nasıl davranması gerektiğinden çok, nasıl davranmaması gerektiğinden başlayabilirsiniz mesela. Aklı uçkurunda gezerken, o uçkuru birilerinin kökünden koparabileceğini de bilmeli.

Oğullarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, kadını mutlu etmesi gerektiğini öğretmelisiniz.
Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler

Kızınız için bir değer biçmek ne denli yanlışsa, oğlunuzu daha değerli kılmak bir o kadar yanlıştır. Erkeğin mutlu olabilmesi, ancak kadının mutluluğu ile mümkündür. Bu kadının eş olması şartı yok elbette. Abla olabilir. Kız kardeş olabilir. Anne olabilir. Düşünsenize. Mutsuz bir kadın bir erkeği ne kadar mutlu edebilir ki? Hatırlayın. Kendi anneniz gözyaşları içinde bir koltukta otururken, kapıyı vurup giden babanıza duyduğunuz öfkeyi hatırlayın.

Mutsuz bir kadın, aklınıza gelebilecek her şeyi yapabilecek kadar cüretkar, önüne çıkan her şeyi yıkabilecek kadar tehlikelidir.

Neyse ki artık kadılarımız kendi kendilerine yetebiliyor, kendi ayaklarının üzerinde durabiliyor, tehlikelere karşı kendini koruyabiliyor, sessizce köşesine çekilmek yerine sesini çıkarabiliyor. Bir köşede miskin miskin beklemek yerine üretebiliyor. Haksızlığa cesurca baş kaldırabiliyor. Güç gösterileri karşısında pusmak yerine, sesini çıkarabiliyor.

Yadsınamaz gerçek şu. Eğitim önce aileden başlar. "Biz ana babamızdan böyle gördük" diye bir eğitim şekli yok. Ne kızınızı dövün, ne dizinizi. Ne oğlunuzun kulağını çekin, ne de kafanızı duvarlara vurun. Sadece eşit olun. Kız ya da erkek değil doğan. Evlat. Nasıl yaşamak istediğinizi biliyorsanız, nasıl yaşatmanız gerektiğini de bilmeli, nasıl yaşaması gerektiğini de öğretmelisiniz.

Başta sizin kızlarınıza vermediğiniz hak için, şimdi "Kadın Hakları" diye ortalıkta çığırtkanlık yapmaya çok da gerek yok. Evladınıza gerektiği gibi sahip çıkar, doğru eğitimi zamanında verebilirseniz, diziniz de size kalır, kafanız da.

Sevgiyle kalın.

#Rüzgar

Kızını Dövmeyen Dizini Dövecekse, Oğlunu Dövmeyene Öneriler
Cevapla