Bebekler. Çocuklar. Ne kadar tatlılar değil mi?

Ancak doğru yetiştirmezsek o tatlı minikler, yaramaz bir canavara dönüşebilir. Bu yüzden ufacık bir yanlışımız bile bu gezegene yeni yeni alışmaya çalışan miniklere pay vermek olur.
Her ne kadar henüz bir çocuğum olmasa da çevremden, ailemden, akrabalarımdan gördüklerim nedeniyle bu benceyi yazmaya karar verdim.
Her istediğini yapmaktan vazgeçin.
Evet, o sizin yavrunuz, ilk göz ağrınız ancak bu da bir yere kadar. Tamam istediği bebeği, arabayı alacaksınız ama her istediğini her istediğini yaptıkça çocuk buna alışacak. Devamlı isteyecek devamlı isteyecek; ee anne baba çocuğuna kıyabilir mi kıyamaz, yapacaktır. Bu bir döngü gibi devam edecek; bu sirkülasyon, çocuğun düşünce tarzına yansıyacaktır.

Çocuğun düşünce tarzı şu olacaktır:
Her istediğim yapılıyor, yapılacak, istediğimi yapmak zorundasınız. Çünkü ben böyle istiyorum. Çünkü bana böyle öğretildi.
Çocuğunuzu şımartın. Şımartmayın demiyoruz ancak fazla şımartırsanız " ukala- şımarık" tabiri vardır. Heh tam da o olur.
Ağladığında istediklerini yapmayın.

Ağlamasınlar istiyoruz değil mi? Rahatsız etmesinler, kafamızı dinlemek istiyoruz değil mi? Bir an önce sussunlar istiyoruz. Her istediklerini yapıyoruz haliyle. Bunları yaparken de farketmiyoruz çocuğun öyle alıştığını.

Çocuk artık " Ağladığımda istediğim şey veriliyor, o zaman hep ağlamalıyım. " diye düşünür.
Çocuğunuzu dinleyin.

İstediklerini yapmak ile çocuğunuzun taleplerini dinlemek aynı şey değildir.
Hayalleri neler, düşünceleri neler, istekleri neler, talepleri neler, beklentileri neler?
Bu soruların cevaplarını arayın çocuğunuzla iletişim kurarken. Sadece kendi penceremizden baktığımızda çocuk şartlanır. Belirli bir kalıplara sığar düşünceleri, hayatı, hayalleri.
Bir çocuğun ufku, hayal gücü o kadar geniştir ki isterse imkansızı bile başarır. Ebeveynleri çocuğu ne kadar sınırlarsa onun görüş alanı daralır, kısalır. Önündekini bile göremez hale gelir. Empati gösteremez.

Çünkü çocuğa bunu siz öğrettiniz.
Ne zamana kadar çocuğunuz sizin çizdiğiniz yolda yürüyebilir? Kendi başına karar vermesini sağlayın. Ki ileride kendi kendine ayakta durmasını öğrenebilsinler.
Çocuğunuzu bahçe kültürüne alıştırın.Çocuğunuzla vakit geçirin.
Çok işimiz var değil mi? Çok meşgulüz, vaktimiz yok. Peki, çocuğumuz nerede, ne olacak?
Çocuklarınızla vakit geçirin. İşten yorgun gelince bir iki saat, haftasonları mesela pazar gününüzü ona ayırın, ona değer verdiğinizi hissettirin.
Anne babasından gereken ilgiyi alamayan çocuk gelecekte hayatına girecek insanlardan bunu ister, talep eder. Sosyal ilişkilerinin düzgün olması için gerekeni yapmalısınız.

Son zamanlarda teknoloji çok gelişti; mini mini laptoplarımız, telefonlarımız, bilgisayarlarımız oldu değil mi? Zira küçücük bebeklerimize bile bunu aşıladık. Elinden alamaz olduk yeni oyuncaklarını.
Bunu yapmak yerine, onları " apartman çocuğu" yapmak yerine; onları sosyal iletişimini kendi başına kurabilen, sosyal çevresini oluşturabilen bir çocuk yapalım.
Mesela eve kapatmaktan ise onları bahçe kültürüne alıştıralım.
Çocuk eve kapatıldıkça ailesinin sürekli onu koruyacağına, buradan başka bir dünyanın olmadığına inanır.

Bahçe kültürüne alışan çocuğunuzun arkadaşlık kurma sorunları olmayacak, kendi zihninde de bir çevresi, otoritesi, iletişimi olacaktır.
Doğruyu yanlışı daha çok görecek, daha erken ayakta durabilecektir.
Özgüveni oluşacaktır.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
#Anyna
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar