Karakterimizin şekillenmesinde çocukluğumuzda okuduklarımızın da etkisi olduğuna inananlardanım.
Neler okursak kişiliğimiz, hayalgücümüz ve davranışlarımız da o yönde gelişir.

İnsanı insan yapan eğitim ve okuduklarıdır. 'Ne okuduğunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim' diyebilecek kadar inanırım kişiliğimizin aslında okuduklarımızın bir eseri olduğuna.
Ne mutlu bana ki, Jules Verne, Grimm Kardeşler, H.Andersen, Ömer Seyfettin, Jonathan Swift, La Fontaine'lerle büyüyen bir neslin ferdiyim.

Bizler Jules Verne ile uzaya çıkıp, yerin kilometrelerce altına indik (Aya Seyahat).
Denizlerin millerce altındaki güzelliklerine şahit olurken Afrika'nın balta girmemiş bölgelerini keşfettik (Denizler altında 20.000 Fersah, Balonla Beş Hafta).
Çocukca bir hisle sırf okula gitmemek için bir adada 2 yıl boyunca mahsur kalmayı bile diledik (2 Sene Okul Tatili).
Azmin, planlı ve dakik olmanın ve sabrın aslında her kapıyı açan bir anahtar olduğunu da öğrendik (80 Günde Devr-i Alem).

Bizler, Grimm Kardeşler'le öğrendik aşkı, sevmeyi ve uğruna mücadele etmeyi (Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses ve 7 Cüceler, Rapunzel), yardımlaşmayı (Bremen Mızıkacıları), herkese güvenmemeyi (Hansel ve Gretel), iyiliğin kötülüğe üstün geldiğini (Kırmızı Başlıklı Kız)..

Andersen ile öğrendik herkesin bir gün değişebileceğini (Çirkin Ördek Yavrusu), reddedildiğimizde sevdiğimizi incitmek yerine aşkı kalbimize gömerek gitmeyi (Küçük Deniz Kızı)..
Carlo Collodi ile öğrendik yalanın kötü birşey olduğunu ve olduğun gibi görünmenin kazandırdığını (Pinokyo)..

Ömer Seyfettin ile öğrendik iftiranın kötü birşey olduğunu (Kaşağı), yaptığımız fedakarlıklarımızın övünç kaynağı olmaması gerektiğini (Pembe İncili Kaftan), yapılan iyiliği başa kakmanın sonucunun neye malolabileceğini ve özgürlüğün hiçbir şeye değişilmemesi gerektiğini (Diyet), inancın ve yaşam tarzının değil aslında insanlığın ön planda olması gerektiğini (Perili Köşk)..

Jonathan Swift ile öğrendik hayalgücümüzü geniş tutmayı, güçlü, kazanan ve hayatta kalabilmek için vücut ebatlarının değil aklın önemli olduğunu (Gulliver'in Seyahatleri).
Johanna Spyri'nin Heidi'sinde tattık iyiliğin güzelliğini..

Eleanor Porter ile öğrendik hayata her zaman farklı bir açıdan bakabilmeyi ve umudumuzu kaybetmemeyi (Pollyanna)..
La Fontaine öğretti hayatta ne karakterde insanlarla karşılaşacağımızı ve nasıl başetmemiz gerektiğini. Tembelliği erdemden saymamayı da ondan öğrendik (Ağustos Böceği ile Karınca)..
Belki de onun sayesinde sevdik hayvanları.

Ne mutlu bize ki inci sözlüklerle, capslerle veya medyadaki ipe sapa gelmez bütün amacı laf sokma yoluyla üstünlük taslamaya ve ego tatminine yönelik içi boş ucuz yapımlarla büyüyenlerden değiliz.
Ne mutlu bize ki orasını burasını sorarak gelen yorumlarla bir yerlere gelmeye çalışan 'popi' lerden de değiliz ve yine ne mutlu bize ki aşkın değerini bir simitle ölçmeye çalışan ve bununla gurur duyanlardan da değiliz.
Biz dünyaya büyük bir pencereden bakan ancak hiçbir şey göremeyenlerden değil ama iki kapak arasında yazılanları okuyarak bütün dünyayı görebilenlerdeniz.
Biz belki de yukarıda saydığım değerli kitaplarla ve onların bize kattıklarıyla büyüyen son nesiliz.

Geleceği şekillendirecek çocuklarımız olduğuna göre onlara yararlı kitaplar okuyalım, okutturalım. Biz onları nasıl yönlendirirsek öyle giderler.
Okuduklarımız, kişiliğimizin ve ruhumuzun aynasıdır.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar