Uzun zamandır sizlerle paylaşmak istediğim bir konuydu bu. Çok istememe rağmen bugüne kısmet oldu. Başlıkta da belirttiğim gibi 'Tüm inceliklerin başı adabımuaşeret' yani görgü kuralları. Osmanlıca olarak ses ahengini çok sevdiğim için bu şekilde yazmak istedim. Şahsım adına söylemem gerekirse kaba saba insanlardan hiç hoşlanmıyorum. Tabii ki saraylarda doğmadık. Dadılar, mürebbiyeler büyütmedi bizi. Hayatın içinde büyüdük, yaşıyoruz. Konuşma dilimiz çok düzgün, yaşam şeklimiz çok steril olmayabilir. Amma velakin yine de 'Yazılı olmayan kurallar' olarak bildiğimiz incelikler, nezaket, zarafet ve ufak da olsa dikkatli davranışlarla uymamızın elzem olduğu görgü kurallarının dünyamızı güzelleştireceğine inanıyorum ben.

Adabımuaşeret, yani görgü kuralları. Edep ve adap aynı zamanda. Yalnızca biz Türk milletine özgü olmayıp dünyanın her yerinde hayatı güzelleştirse de örf ve ananelerine, büyük küçük kavramına önem veren, her ne kadar dejenere olmuş yanlarımız olsa da yine de bütüne baktığımızda bazı davranışlarımıza dikkat eden bir toplumuz. Anne baba veya büyüklerin yanında sigara içilmez. Bacak bacak üstüne atılmaz mesela. Büyüklere yüksek sesle konuşulmaz. Su küçüğün söz büyüğündür. Vesaire, vesaire.

Konu o kadar geniş ve derin kapsamlı ki; Ta Osmanlıdan, ecdadımızdan bu yana ruhumuzda incelikler barındıran bir milletiz. Bir kaç örnek vermem gerekirse;
● Mesela Osmanlıda pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa 'Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekar kız var. Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etme.' anlamına gelirmiş.
● Kız istemeye gelindiğinde damat adayının namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun 'diz izine' bakılırmış..
● Eve gelen misafir evden çıkarken arkasını dönmeden geri geri çıkarmış. Kapı eşiğinde ki ayakkabıların ucu da evi gösterirmiş. Bunun anlamı; 'Gidin ama tekrar gelin' demekmiş.
Ne kadar ince bir düşünce öyle değil mi?

● Kapıların üstünde iki tokmak olurmuş. Biri kalın biri ince. Gelen bayansa kapıyı ince tokmakla vururmuş. Evin hanımı kapıyı ev haliyle bile açarmış. Erkekse kalın tokmakla kapıyı vururmuş ki gelenin erkek olduğu anlaşılır kapıyı evin erkeği açarmış.
Kahvenin yanında su gelir malumunuz. Hepimizin halen yaptığı bir davranış. amma velakin bu neden böyle hiç düşündünüz mü? İşte kahve yanında su gelmesi Osmanlıda şu anlama geliyormuş.
● Şayet misafir toksa önce kahveyi alır, açsa suyu alırmış. Ona göre ya yemek sofrası hazırlanır ya da meyve ikram edilirmiş. 'Vay be' diyesi geliyor insanın. :)

Hepsi birbirinden ince davranışların olduğu bu görgü kuralları doğruyu söylemek gerekirse günümüzde uygulanması imkansız gibi bir şey. İşte bugün beraber aydınlanacağımız Âdab-ı Muaşeret kuralları ise tamda bunun karşılığı. Yani günümüzün görgü kuralları.
Haydi başlayalım. :)
1-) Çok önemli bir kuralla başlayayım. Sabah 10'dan önce, akşam ise 10'dan sonra hayat memat meselesi gibi çok önemli bir durum olmadığı sürece kimseyi aramayın.

2-) Bu da bir önceki kadar önemli. Güneşli bir yaz günü de olsa sokakta tanıdığınız biriyle karşılaşıp konuşmaya başladıysanız güneş gözlüğünüzü mutlaka çıkarmalısınız.

3-) Yemeği dışarıda yiyorsunuz diyelim. Beklemediğiniz bir şey oldu ve çorbanızda ya da yemeğinizde kıl, tüy bulduğunuz. Bunu bir keşif yapmış gibi sergilemeyin. Sessizce alın, kenara koyun.

4-) Şahsen çok dikkat ettiğim bir konu. Sizinle konuşurken 'siz' diye hitap eden birine 'sen' demeyin. Bunun size sağladığı üstünlük hissi pek gerçekçi değil. Üstelik çok itici görünürsünüz.

5-) Arkadaş grubunuzla otururken bir plan yapacaksanız ve o plana orada bulunanlardan biri katılmayacaksa planı onun olmadığı bir zaman yapmak için erteleyin. Ne kadar küçül ama ince bir detay öyle değil mi? Empati yapınca daha iyi anlıyor insan.

6-) Biri sizinle konuşurken telefonunuzu uzakta ve ekranı aşağı bakacak şekilde tutun, daha basit şekilde cebinize koyun. Mümkünse sesini de kısın. :)

7-) Yine telefonla ilgili ince bir detay. Birisini aradınız diyelim. Aradığınız kişi telefonuna yanıt vermiyorsa bir kez daha arayın ama ikinci aramadan fazlası saygı sınırlarını aşar.

8-) Sinema ve tiyatroda cep telefonunuzu kullanmanız gerekirse ekran parlaklığını olabildiğince kısın. Ne kadar sinir bozucu bir durum olduğunu sanırım tahmin edersiniz. :)

9-) İnsanlarla konuşurken sohbeti para mevzularına kaydırmamaya dikkat edin. Herkesin maddi durumu iyi olmayabilir. Konuyu sürekli paraya getirmek sizi sıkıcı ve antipatik yapar.

10-) Ve günlük hayatımızda çok önem arz eden bir başka konu. Selamlaşma. Bir topluluğa girdiğinizde mutlaka selam verin. Tokalaşın.

12-) Dışarıda yemek yerken size servis yapan garsona nazik davranın. Emir kipiyle konuşmayın. Ona yardım etmeyin ama işini yapmasına da izin verin.

13-) 'Hesabı kim öder' KS topluluğumuzda da zaman zaman sorulan bir sorudur. İşte yanıtı. Birini dışarıda yemeğe davet ediyorsanız o kişinin yemeğini siz ödersiniz. Eğer yalnız gelmemişse yanındakilerin yemeğini de.

14-) Biri size iltifat ediyorsa sizde ona iltifatla karşılık vermeyin. Tebessüm ederek teşekkür edin.Yeterlidir. Zira bu konuda atalarımızın tam yerinde veciz sözleri vardır. Bilirsiniz. :)

15-) Bir arkadaşınızla, akrabanız veya aile fertlerinden biriyle asla toplum içinde kavga etmeyin.Yüksek sesle tartışmayın. Duyarlı insan toplum içinde kavga etmez. Sorunlarını uygun bir ortam ve mekanda çözmeyi yeğler.

Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi! Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.
Kiralık Konak / Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sevgiyle...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer