Bazen hayat o kadar çok üstüne gelir ki artık omuzlarındaki yükün altında ezilmeye başlarsın ve o an gözün hiçbir şeyi görmez, başını alıp gitmek istersin ya. Herkesin kafasında yapmak istediği bir şey illa ki vardır. Senin başını alıp gitmek istediğinde kafanda canlanan yer neresi?
Gitmek kolay Ama içinde yaşadıklarını da senle gelir Onlar Ki icindeki cocuk mutlulukların Hayal kirikliklarin Umutlarin Hayallerin ozlemlerin Yani kisaca sen 42 yillik yasantimda hep acılar yaşamış bir insanım Gözümü açtım siddet dolu bir aile Alkolüluk ilgisiz bir baba Anneme şiddet ve kötü muamele yapan sonra 40. yasinda göçtü gitti Bu dunyadan annem mutlulugu istedi ardından evlendi olmadi Biz kardesimle babaanne dede yaninda kaldık anne baba abi oldum kardesime annem vereme yakalandi kapatilan heybeliada sanatoryumunda aylarca yatti 92 de doğduğum büyüdüğüm şehir olan erzincanda depremde enkazdan çıkmış bir insan olarak Hep acılarla dolu bir hayat yasadim 2 kez farklı kanser hastalığı. ile mucadele ettim Yillar sonra annemle bir araya geldim Cok zaman alip basimi gitmek istedim Ama kimse yoktu Yaralarima kendim melhem oldum Kan kustum kızılcık serbeti ictim Keske basimi omzuna dayadığım bir insan olsaydi
Tasımı tarağımı toplayıp, bir gece her şeyden habersiz, tek başıma İzmir'e gitmek istiyorum. (Öncelikle Suzuki Maruti tarzı ucuz ve küçük Japon arabası alacağım. En ucuz yeni telefon hattı alacağım, mevcut telefon hattımı gizli bir yere saklayacağım. 5 bin TL'yi yanıma alıp, ufacık arabayla yola çıkacağım.)
Anlıyorum. Ben de tam tersi alıp başını giden biriyim, hiç yerleşik bir hayatım olmadı. Tabi büyüdükçe fikirler de değişiyor, şu an daha farklı düşünüyorum eskiye göre.
hiç bitmeyen koşturmadan bir süre sonra sıkılacaksın. yoracak seni. düzenli olmak iyidir. tabiki hayatı da ıskalamamalı ve yaşamın tadını çıkarmalı. 5. viteste değil 3. viteste yaşa.
Ne kadar güzel olurdu. Keşke her şey hayallerimizdeki gibi olsa. Sadece değiştirdiğimiz bir şehir, bir ev, bir mekan bile bazen tüm hayatımızın düzene girmesini sağlıyor ama biz o küçük adımı atamıyoruz bir türlü.
İstanbul çok güzel ama her nerede olursan ol hayata bakan iki pencere vardır o da sınıf farkı. Eğer maddi durumun iyi değilse nerede olursan ol hep aynı pencereden bakıyorsun hayata