Daha önceki bazı futbol yazılarımda "Futbol, sadece futbol değildir" minvalinde konulara değinmiştim. Bugün yine burada onlardan birine, ancak çok daha başkasına şahit olacaksınız. Modern futbolda en başarılı ülkelerden biri olan İtalya futbolunun son 20 yılına damga vurmuş bir efsane o. Dünyada futbol deyinde, kaleci deyince akla gelecek birkaç isimden biri, Pele'nin yaşayan en iyi 125 futbolcu listesinde olan ve sadakatin, sağlam karakterin simgesi bir futbolcu. Gianluigi Buffon'un 17 yıldır aşık olduğu takımına, sevgiliden ayrılır gibi vedasına başka bir bakış açısıyla bakacağız.
Bir aşk filmi izler gibi takip edeceğiniz, fazlasıyla etkileyici ve duygusal bir veda için, Buffon'un 17 yıllık sevgilisi olan takımına vedası için başlayalım o zaman :)

Sadece Avrupa'da değil dünya futboluna damga vurmuş, azmi, takımına bağlılığı ve olağanüstü karakteri ile büyük liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" sözünün dünya üzerinde vücut bulmuş hali. 1978 doğumlu, 40 yaşındaki tecrübeli kalecinin aslında Parma takımı ile başlayan futbol macerası 1995 yılında yüksek bir transfer ücreti ile transfer olduğu Juventus takımında efsaneleşerek bugünlere geldi. Onu, Juventus takımından ayrılma sürecine getiren olayları biraz geriden gelerek kısaca hatırlayalım, hayat dersi niteliğinde vedasına ulaşalım isterseniz.
Gerçek dost zor günde belli olur

Juventus tarihinin en kötü olayını yaşadı. İtalya'da patlak veren şike olayıyla sarsıldılar. O dönem ülkede çığırından çıkan mafya olayları sonucu ortaya çıkan şike Juventus'un son iki şampiyonluğu elinden alındı ve küme düşürülmesine karar verildi. O dönem ki Juventus yöneticileri kendi isteğiyle gidip ifade verse de sonuç değişmedi. Juventus gelecek sezon artık İtalya Seri B'de mücadele edecekti. Takımda bulunan İbrahimoviç, Emerson, Zambrotta, Vieira gibi yıldızlar o yaz takımdan ayrıldı. Fakat Buffon kendisine gelen onca teklife rağmen Juventus'ta kalmayı ve Seri B'de oynamayı kabul etti. Kararını düşünerek değil kalbiyle verdi. Bir an bile tereddüt etmeden verdiği karar hakkında şunları söyledi.
"Hayatta yaptığınız seçimler zor olabilir, hayatınızı altüst edebilir ancak sizi olduğunuz kişiye dönüştürürler. "

"Seri B'de oynamak tabii ki mantıklı bir seçim değildi ama zaten bu seçimi mantığımı kullanarak yapmamıştım, buna kalbim karar verdi. Diğer oyuncular farklı seçimler yapmışlardı ama ben ne hissettiğime önem verdim. Hayatta yaptığınız seçimler zor olabilir, hayatınızı altüst edebilir ancak sizi olduğunuz kişiye dönüştürürler. Seri B deneyi de benim için aynen böyleydi. "
Vefa

Bu olay onu takımıyla daha da bütünleştirdi. Ardında del Pierro ile birlikte takımı yenide ayağa kaldırarak Seri A'ya tekrar döndüler. Birinci olup yeniden en üst lige dönünce Buffon'da takımıyla olan sözleşmesini 2012'ye kadar uzattı. Bu harika bir duruştu ve Gigi diğer futbolculardan en büyük farkının vefa olduğunu herkese göstermişti. Siyah beyazlılar lige geri döndüklerinde zorlansalar da o sezonu 3. olarak bitirmeyi başardılar.
Juventus için ihtişamlı günler başlıyor

2012 senesi, Juventus için değişimin ve bembeyaz bir sayfanın çekildiği yıldı. Kulübün eski oyuncusu ve Buffon'un eski takım arkadaşı olan Antonio Conte dümeni eline aldı. Juventusu tekrar üst sıralara tırmandıracak formülü yazdı ve Juventus 2011-2012 sezonundan itibaren eski ihtişamlı günlerine dönmeye başladı. Art arda gelen şampiyonluk serileri de bu sezonda başladı.
Buffon artık resmen kaptan

Conte ile ligi domine eden Juventus o sezonu şampiyon olarak bitirirken en büyük pay sahiplerinden biri de Buffon'du ve uzun yıllar Juventus takımına yaptığı katkılardan dolayı artık bir ödülü hak etmişti. Sezon sonu Del Piero'nun takımdan ayrılmasıyla verilen ödül çok anlamlıydı. Bu ödül ona yakışmıştı. O artık çok sevdiği Juventus takımın kaptanıydı.
İtalya milli takımında gülmeyen yüzler, sonun başlangıcı gibiydi

Buffon'un yüzü İtalya milli takımıyla gülmüyorsa Juventus ile Avrupa kupalarında da gülmüyordu. En büyük hayali olan takımıyla Şampiyonlar Ligi Kupası kaldırmaktı ancak yaşı ilerliyordu. Ve hedefi için daha yol vardı.
Herkes bu soruyu soruyordu "Gigi mili takımı bırakacak mı?"

Buffon'un ülkesiyle katıldığı son turnuva olan Euro 2016'da İtalya güzel bir başlangıç yaptı. 2014 dünya kupasında gruplardan çıkamayan İtalyanlar bu kez grubu 1. olarak bitirip çeyrek finale kadar yükseldiler ve Almanların rakibi oldular. Mesut Özil ve Bellucci'nin karşılıklı golleriyle penaltılara giden maçta panzerle 6-5 galip gelince İtalyanlar turnuvaya veda etti. Bir turnuva daha hüzünle sonuçlandı ve gözler Buffon'a döndü. Milli takımı bırakacak mıydı yoksa devam mı edecekti. Gigi ise halen inat edip direniyordu. "2018 dünya kupasında da forma giyeceğim" dedi ve konuyu kapattı.
İtalya için trajedi

Buffon 2018 dünya kupası için koyduğu hedefe de ulaşamadı. Çünkü İtalya 1958'den bu yana ilk kez finallere gidememişti. Üstelik sonu da çok trajik bitti. İtalyanlar ve özellikle Buffon açısından. Dünya kupasından İsveç maçıyla elendikten sonra gözyaşları içinde şunları söyledi.
Ve İtalya milli takımına vedasına sebep olan maç sonrası, 40 yaşında bir adam dünyanın gözleri önünde hüngür hüngür ağladı
Sadece kendi adıma değil, takım adına üzgünüm. Toplumsal açıdan bizim için önemli olan bir konuda başarısız olduk. Bu benim yegane pişmanlığımdır. Biz bu play-off turunu küçümsemedik. Böyle maçları oynayanlar, bu tarz takımlara karşı bir gol geriden gelip telafi etmenin ne denli karmaşık bir şey olduğunu iyi bilirler. Bir gol atacak enerjiyi ve gücü gösteremedik. Bu eksik kaldı, üzgünüm. Benim milli takımdaki son maçım, dünya kupasından elendiğimiz maça denk geldi.
Neredeyse 40 yaşına gelmiş koskoca bir adam hüngür hüngür ağladı tüm dünyanın gözü önünde. Akan gözyaşları onu tarif ediyordu adeta. Onun ne kadar farklı biri olduğunu. Futbolculuğun ötesinde biri olduğunu. 1991 yılından beri kalesini korudu İtalya milli takımına böyle veda etti.
Unutulmaz şampiyonlar ligi maçı Buffon'un da sonu oluyor

Bu kez Buffon ve arkadaşları umutluydu. Şampiyonlar ligi, çeyrek finali, rakip yine Real Madrid idi. Kendi sahalarında 3-0 mağlup oldular ama Madrid'te bambaşka bir Juventus vardı sahada. Gigi'nin "Muhtemelen son şampiyonlar ligi maçım" dedi Real Madrid deplasmanı bir mucizeye sahne oluyordu. Ama buna müsaade edilmedi. 90+3 te çalınan penaltıya sonucu çılgına dönen itiraz Buffon kırmızı kart görerek oyundan atıldı. Eğer o penaltı çalınmasaydı maç uzayacak ve bugün belki bambaşka bir şey anlatıyor olacaktık. Onun makus tarihi tekerrür etti ve yine her şey hüsranla sonuçlandı. 117 Avrupa kupası maçına çıkan Buffon şampiyonlar ligi tarihinde ilk kez kırmızı kart görmüştü.

Ve geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında Buffon artık takımdan ayrılacağını söylediğinde herkes üzülse de aslında bunun zamanının geldiğini biliyordu. Buffon Cumartesi günü son kez Juventus forması giyeceğim dedi. Ve öyle de oldu. Şampiyonluğunu daha önce ilan eden Juventus'un ligin son haftasında Verona'yı ağırladığı maç hayatının en güzel ve en duygusal günüydü. Yıllarını verdiği ve geriye dönüp baktığında bir çok başarı yaşadığı siyah beyaz formaya veda etmenin ne kadar zor olduğunu gözlerindeki yaştan anlamak mümkündü.
Ağlatan veda

Karşılaşmanın 63. dakikasına gelindiğinde yerini Carlo Pinsoglio'ya bırakan Buffon takım arkadaşlarının ve taraftarlarının alkışları arasında sahayı terk etti. Gözyaşlarına hakim olamayan Gigi Siyah beyaz forma ile 17 yıllık kariyerine son verdi. Tribünleri tek tek dolaşıp veda ederken futbol tarihinin en duygusal anlardan biri yaşandı.
Maçtan sonra son kez şampiyonluk kupasının kaptanın elinde yükselmesi o günü daha da anlamlı kıldı.
Son kupa

Kariyerinde birçok şampiyonluk ve kupa kazanan Buffon, hayalini kurduğu şampiyonlar ligini kazanamadı belki ama kendisine hayran milyonlarca futbol severi kazandı. O, sadece bir kaleci değil, lider, idol, söyledikleri önemsenen ve en önemlisi de Juventuslular için Süpermen idi. Küme düştüklerinden gemiyi terk etmeyen büyük kaptan. Hala oyunun zirvesinde ve kariyerinde geride bıraktığı tüm zamana rağmen Buffon daha fazlasına olan açlığı ile hayranlarını şaşkınlık içerisinde bırakıyordu. Özellikle de kaleciliğin doğasında olan değişim ve evrim göze alındığında.
"Kaleci olmak mazoşist olmayı gerektirir"

Buffon kalecilik için önce mazoşist olmayı şart koşuyor.
Bir mazoşist olmalısınız. Çünkü kalede oynuyorsanız, hayatınızda kesin olan tek şey goller yiyeceğinizdir. Ve tahmin edebileceğiniz gibi gol yemek beraberinde mutluluk getirmez. Eğer mazoşizm anlayışınızda bir terslik yoksa tabii.
O, gemisini terk etmeyen kaptan
Topu kendi ağlarınızdan çıkarmak moral bozucu bir iş. Eğer Buffon kadar uzun bir kariyere sahip olmak istiyorsanız güçlü de bir karakteriniz olmalı. Kalecinin güvenini yitirmesi, bu güven kaybının önce savunmaya ve oradan da tüm takıma bulaşması riskini de taşıyor. Öte yandan oyun da her gün değişiyor. Şu sıralar kaleciler elleriyle yaptıklarından ziyade ayaklarına göre değerlendiriliyor. Buffon ise jenerasyonunun diğer üyeleri miladını doldururken tüm bu değişimlere ayak uydurabilmesiyle unutulmayacak biri.
Türkiye aşığı

En yakınlarının bile bilgisi dışında zaman zaman Türkiye'ye geldiğini söyleyen efsane kaleci geçtiğimiz ay Bodrum'daydı. Kendisi gizli bir Türkiye aşığı. Efsane kaleciye yeni takımı Paris Saint-Germain' de başarılar.
Mutlulukla kalın :)
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar