Vay… be bunu bilmiyordum (Bölüm - 2) Saçlarımızı kaç günde bir yıkamalıyız?

Hazır departmanlardan ve bakımdan açılmışken...
Gelelim en çok kavga edilen o meşhur soruya:
Saçlarımızı kaç günde bir yıkamalıyız?
Her gün mü? 2 günde bir mi? Yoksa iyice yağlanınca mı?

Önce saça bakış açımızı bir değiştirelim Abü...
Dedik ya, saç kafamızda duran ölü bir iplik değildir. Derinin içinden beslenen canlı bir üretim sistemidir.
Hatta kaba bir benzetmeyle; saçı bir “ot” gibi düşünebiliriz.
Bir otun büyümesi için ne gerekir? Toprak, su, mineral, vitamin ve denge...
Sadece toprak yetmez, kupkuru toprakta hayat büyümez. Sadece su da yetmez, bataklıkta kök çürür.
Yani mesele “Var mı yok mu?” değil, “Denge var mı?” meselesidir.
İşte saçlı deri de aynen böyle bir ekosistemdir ve onun da neme, vitamine, hatta EVET... yağa ihtiyacı vardır!

Asıl vay… be kısmı burada başlıyor!
Çoğu insan yağlanmayı en büyük düşman sanıyor.
“Saçım yağlandı, mahvoldum!”
“Bir damla yağ kalmasın, gıcır gıcır olsun!” diyerek kimyasala sarılıyor.
Peki bu beden deli mi ki o saçlı deride sürekli yağ üretiyor? Can sıkıntısından mı?
Tabii ki hayır.
Saç kökünün hemen yanında "sebase bezler" dediğimiz minik fabrikalar vardır. Bu bezler "sebum" dediğimiz doğal yağı üretir.
Ve bu yağın çok hayati görevleri vardır: Saç telini kurutmamak, kırılmayı azaltmak, deriyi dış etkenlerden korumak ve oradaki mikrobiyal dengeyi sağlamak.
Yani o kızdığın yağ, aslında saçının kendi ürettiği bedava ve doğal bakım serumudur!
Eğer saçın hiç yağlanmasaydı; tellerin kupkuru, mat, sert ve kırılgan olur, elinde kalırdı. Valla sırça saç mı? yoksa fırça saç mı seviyorsun sen karar ver…

Peki “yağlı saç sağlıklıdır, bırakalım öyle kalsın” mı demek bu?
Elbette hayır abi...
Dedik ya; ne çöl ister bu deri, ne bataklık.
Aşırı yağlandığında bu sefer gözenekler tıkanır; kaşıntı, kepek, seboreik dermatit ve mantar hastalıkları baş gösterir.

O yüzden bilimsel gerçek şu: Herkes için tek bir doğru yıkama günü yoktur!
Genetiğin, hormonların, terleme oranına, yaptığın spora ve yaşadığın iklime göre her şey değişir.
Bazı insanın saç derisi 1 günde aşırı yağ üretir, bazısı 4-5 gün yıkamasa banamısın demez.
Bu yüzden “Saç kesinlikle her gün yıkanmaz!” ya da “Mutlaka her gün yıkanmalıdır!” gibi keskin ezberler tıbben yanlıştır.

Ama şuna çok dikkat et… Abula!
Amaç saçı tamamen yağsız, kupkuru yapmak değildir.
Çünkü sen aşırı agresif şampuanlarla orayı sürekli "gıcır gıcır" yaparsan, o sebase bezleri alarma geçirirsin. Deri yukarıya bakar ve der ki!
“Eyvah, yukarıda hiç yağ kalmadı, kuruyoruz! Çabuk, çabuk daha hızla daha çok fazla yağ lazım Aplamıza… Çalışın, bu yolda ölmek var dönmek yok…!”
Ve sen saçını fazla temizlemeye çalışırken, deriyi alarma sokup eskisinden daha da fazla yağlanmasına yol açarsın. Kendi kalene gol atarsın.

En mantıklı hekim yaklaşımı şudur… Saçlı deri aşırı kaşınıyorsa, kötü kokuyorsa, yoğun kir ve ter birikmişse yıkama gerekir. Ama sırf "bir damla doğal yağ kalmasın" mantığı sağlıklı değildir.
Çünkü beden bazen senin kir sandığın şeyle... aslında seni koruyordur.

Peki ya o piyasadaki saç çıkaran şampuanlar, serumlar, yağlar...
Gerçekten reklamlarındaki gibi saç çıkarıyor mu?
Gelelim o zurnanın zırt dediği yere...

Önce çok kritik bir şeyi anlayalım! Saç dökülmesinde herkes aynı durumda değildir.
Bazı insanlarda saç kökü hâlâ oradadır... Ama küçülmüştür.
Hani halk arasında derler ya… “Bebe tüyü gibi olmuş... Şeftali tüyüne dönmüş...”
İşte tıpta buna az önce bahsettiğimiz "minyatürizasyon" denir. Yani saç kökü tamamen ölmemiştir ama küçüle küçüle güçsüzleşmiştir.

(Devamı 3. bölümde...)

Vay… be bunu bilmiyordum (Bölüm - 2) Saçlarımızı kaç günde bir yıkamalıyız?
Cevapla