Burada sitede, toplumun farklı kesimlerinde yahut sosyal medyada sürekli görüyorum insanların sorularını : Neden şeytan bana çokça vesvese veriyor, yoksa benim imanım çok mu kötü, eksik?Şeytanın görevi nedir? Şeytan, cin türünden olduğu için normal olarak da ömrü insan ömründen fazladır. Bununla birlikte, bu asi cinnîye, kendi isteği üzerine ve gerçekte bir ceza olarak, uzun bir ömür verilmiş ve insanlara kıyamet gününe kadar musallat olmasına müsaade edilmiş. Şeytanın görevi ise inançsal pırıltılar sahibi olan birine musallat olmak, onun Allah inancına zarar vermektir. Şeytanın görevi buysa, şeytan en çok kiminle uğraşmak ister, en çok kimlere uğrar? Elbette kalbinde iman olanlara, elbette Allah'a inanan ama gelgitler yaşayanlara, elbette tabiri caizse dolu olan evlere vesveseleriyle gelir. O açıdan, '' ben çok vesvese yaşıyorum, kesin günaha giriyorum, dinden bile çıkmış olabilirim '' çok hatalı bir tavırdır. Vesvese olur, kimse nefsine kefil olamaz, Efendimiz (S. A. V.) dahi kendi nefsine kefil olamazken bizler nasıl olabiliriz ki?
Vesvese karşısında neler yapılabilir? Bir kere vesveseden tamamen kurtulma, tamamen sıyrılma mümkün olmayabilir, bizim görevimiz bunu minimuma indirgemek, nefsin pis çağrılarına '' hayır istemiyorum bunu '' demektir. Vesveseler birer fısıltıdır, kulak asmaz isek geçer gider, kulak kabartıp da esintilerine kapılırsak, ucu bucağı olmayan günah zincirlerine kapılırız da; mazaAllah; sonra karşımıza geçip kahkahalarla güler bize o iblis... Vesvese karşısında nasıl mı duralım?
“O çirkin sözler, senin kalbinin sözleri değil. Çünki senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir.” (Sözler, s.275)
“Hem de o gibi vesveselerin, ne hakaik-i ilâhiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarratı yoktur. Evet pis bir menzilin deliklerinden semanın güneş ve yıldızlarına, cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz. Ve fena bir tesir etmez.” (Mesnevî-i Nuriye, s.96)
Hatırlamamız ve bizlerin dünya sahnesinde iyi birer insan olup, O'na layık olabilme utkusunu taşımak arzusunda olmamız gerektiğini hissetmemiz kafidir...Ramazan'a Elveda diyor minarelerden hocalar, o Ramazan ki, bereketiyle geldi de hüznüyle gidiyor. Döndük de, meylettik de, 12 ay devam etsin güzele meyletmelerimiz... Hayırlı geceler, hayırlı sahurlar ^^
Bu vesvesi hali bende çok oluyordu özellikle inancı sorgulama konusunda zaten bir müddet sonra dinden çıkmıştım bu biraz bana garip geliyor kalbimde iman olsaydı dinden çıkıp veya dine inancım zayıflayıp birçok ahlaksızlığa bulaşır mıydım? Bence vesvese hali daha çok bilgisizlikten ve zayıf imandan, Şeytanın nefis ile iş birliği yapması.
Zayıf imana vesvesenin gelmesi ayrı bir olay, belki de daha "sık" uğruyordur bilemiyorum ama şu bir gerçek ki her kul fıtratını yansıtır.
Bir kâfir, anadan babadan yetişmişliği öyledir, bir gün bir şeye denk gelir, araştırır ve kısa sürede Müslüman olur, bilemeyiz.
Yahut, 50 sene inzivada mükemmel bir ibadeti anlatırlar bir şeyhin, 1 gün bir güzele tutulur, o güzelim elinde oyuncak olur. Bilemeyiz.
İman da, akıl da, inanç da vallahi iplik üzerinde. Her an düşebilir, ya da düşmeyebilir.
Ama nefs, istekli bir hırçınlık hâlidir. Bir sefer insan kulak vermeyegörsün "ya ne olacak ki, yapayım bir kez sorun yok" desin, gerisi gelir, Allah korusun. Ama o nefs vesveseleri "hayır, bu yakışıksız, ben bunu yapamam, Allah görmüyor mu?" Derse, git gide kuvvet kaybeder vesveseler...
İslâm ne der bilir misiniz? Gelecek sizindir. Tövbe kapısı da oradadır, haydi kurtulun...
Vesvese çoğu zaman bilgisizlikten olur. Bilgisizlik belirsizliğe, belirsizlik tereddüte, tereddüt de vesveseye dönüşür zamanla. O yüzden bilmediğimiz bir şey hakkinda mutlaka bilgi sahibi olmalı ve tam tevekkül ve teslimiyet göstermeliyiz. Genelde insanlar fıkıh konularında çok tereddüte düşerler, bunların da kaynağı dediğim gibi bilgisizliktir. Zihin doğru bilgiyle beslenirse vesvesede azalacaktır. Bir de kalbi yönden vesvese vardır ki, bu daha çetindir. Zihnin kötü düşünce üretmesi... Bunun da çözümü zihni berraklaştırıp kalbi güzelleştirmekten geçer. Ve evet, hırsız boş eve girmez. Şeytanın da vesveseleri adımları doğru yola giden her insan için vardır, onu yolundan döndürmek için. Hastalık boyutuna varmadığı sürece vesvese bizlerde aktif bir imanın göstergesidir.
Bilinmeyenin üzerine gitmek, korkuları ve bilinmezlikleri yenmek gerekiyor kesinlikle. Bu din öyle bir nimet ki, ne kadar mantıkla araştırırsak o kadar bağlanır, O'na o kadar yakınlaşırız, ama mantıkla yaklaşırsak...
Diğer hususta da haklısınız, ruhu dinç tutan zihnin ve ruhun meşgul olmasıdır ama dikkatli olarak.