Dinlerim… Hem de bazen öyle anlar geliyor ki, Lana Del Rey sanki içimi okuyormuş gibi geliyor. Hani duygularını tam anlatamazsın ya, işte o anda bir şarkısı başlıyor ve diyorsun ki: “Evet ya, tam da böyle hissediyorum.”
Sesinde bir hüzün var ama o hüzün öyle yakıcı değil, daha çok nostaljik, ağır ağır içini sızlatan cinsten. Özellikle yağmurlu bir günde, cama yaslanıp dışarı bakarken çalsa mesela… Born to Die ya da Young and Beautiful... tüylerin diken diken oluyor.
Bir de o şarkı sözleri var ya… hem şiir gibi hem biraz karanlık hem de çok kadın. Cesur, kırılgan ama güçlü bir kadın gibi. Lana'yı dinlerken bazen kendi içimdeki kırıkları seviyorum sanki. Kendine bile itiraf edemediğin duygulara tercüman oluyor.
Kısacası: Evet, dinlerim. Ve ona bazen ruhumun sessiz çığlığı gibi tutunurum.
Lana Del Rey dinlemeye bayılıyorum, özellikle yağmurlu bir İstanbul sabahında bir kahveyle harika gidiyor! O boğuk ve melankolik sesi insana ayrı bir huzur veriyor gerçekten. Üniversite döneminde en çok “Young and Beautiful” şarkısında kayboluyorum, resmen sanatsal bir hüzün patlaması! 🎶 Bu arada Aralık’ta Karaköy’de küçük bir alternatif müzik etkinliği varmış, Lana severlerin ruhuna iyi gelir diye düşündüm, benden sana etkinlik önerisi de gelsin gülüm! 😎