Her ne kadar günümüz tablosu aksini yansıtıyor olsa, gerçekten çok zengindir bizim müziğimiz. Çok yetenekli sanatçılarımız vardır, kaybettiğimiz yetenekler de bir o kadar fazladır. Takdir budur, katlanırız.
Ancak, bu insanları bir şekilde hatırlamak, eserlerini hak ettikleri yerlerde tutmak bizim görevimiz. Bize kattıkları gözden çıkarılacak gibi değildir. Kaç gecemizde karanlığımızı aydınlatmış, kaç yalnızlığımızda bize eşlik etmişlerdir, kim bilir.
İşte bu yüzden, hatrından çıkmayanlara yeniden dinletmek, unutanlara hatırlatmak için böyle bir iş yapayım dedim.
Kaybettiğimiz, yerini asla dolduramayacağımız, yaşı küçük, anlamı çok büyük sanatçılarımız...

Uzay Heparı ( 1969 - ..... )

Türkiye'nin müziğinden bir kare, ortada yer alan Uzay, diğerlerini söylememe gerek yok sanırım. Sezen Aksu'nun gururla oturuşu ne çok şey ifade eder oysa, evlatları ile gurur duyan bir anne gibidir adeta.
Bir piyanist, Türk müziğinin gördüğü en büyük bestekarlardan. Dinlediğimiz, bir çok kült şarkının arkasında Uzay'ın dehası yeter.
Oğlunun doğumunu göremeden, erken yaşta, hazin bir trafik kazası neticesinde kaybettik onu, mekanı cennet olsun...
Anısına yapılan albümü paylaşıyorum sizlerle. Sezen Aksu'nun sesinden Küçüğüm apayrı bir şeydir...
Engin Nurşani ( 1984 - ..... )

Bir babanın, annenin en büyük eseri evladıdır. Aşık Ali Nurşani'nin tezgahında şekillenmiştir Engin Nurşani de. Türk halk müziğine, kısa hayatında, büyük izler bırakmıştır.
Babası karşı çıkar aslında müzik yapmasına, başına gelenleri onun da yaşamasını istemez çünkü. Haksız sayılmaz aslında. Ülkemiz müzik camiası acımasızdır, adaletsizdir.
Ancak tüm bunlara rağmen babasının mirasını yaşatmayı başarmıştır Engin Nurşani. Türküleri, bağlaması üzerindeki mükemmel hakimiyeti, ustalığı ile yer etmiştir gönüllerimizde.
Ve insanlığın laneti olan kanser hastalığı yüzünden 2020 yılında ayrılmıştır aramızdan. Mekanı cennet olsun...
BERGEN ( 1959 - ..... )

Ülkemizin kanayan yarasıdır Bergen. Yaşadıklarını hepimiz biliriz, kısacık hayatına sığdırdığı acılar normal bir insanın katlanabileceklerinden çok daha fazlasıdır. Ki "Acıların Kadını" albümü bunun en güzel kanıtıdır.
Ancak bu yaranın hala kanadığını görmek çok üzücü. Eşi tarafından öldürülmüştür Bergen. Bu cinayetin karşılığında cezaevinde geçirdiği süre "7 ay" sadece.
Ülkemizin bu ayıbı hala güncel, hala aynı haldeyiz. Utanç verici, gerçekten utanç verici.
Mekanın cennet olsun Bergen, biz hiç değişmedik, hala aynıyız, kurtuldun aslında iğrençliğimizden, güzel sesin yankılansın cennetin bahçelerinde...
BARIŞ AKARSU ( 1979 - ..... )

Kısacık bir süre aramızda bulundu Barış abi. Sempatikliği, samimiyeti, gerçekten bizden biri olduğunu hissettirmesi ile bir sanatçı olması ile yetinemedik, Barış abi dedik ona.
Yine bir ülkemiz kanseri olan sorumsuzluklar sebebi ile bir türlü çözüm bulunmayan "Torba Kavşağı" nda geçirdiği trafik kazası ile aramızdan ayrıldı.
O günü hiç unutmam, ailece televizyon izlerken haber girince öğrenmiştik, annem ve ablamın gözyaşları içinde kalması hiç gitmez gözümün önünden, biraz daha büyüyünce anlayabildik bunun sebebini elbette, bir başkaydı Barış abi.
Mekanın cennet olsun Barış abi...
KAZIM KOYUNCU ( 1971 - ..... )

Karadeniz'in hırçın çocuğu demek istiyorum, ancak öyle hoş bir insandı ki hırçın deyip dememekte kararsız kaldım. Bir sanatçı, aktivist. Uğruna en çok savaştığı konu, nükleer enerji idi. Zira bir Karadenizli olarak bunun geçmişte açtığı ve hala kapanmayan yarayı biliyordu.
Kendisini de bu yüzden kaybettik, 2004 yılında testis kanseri teşhisi konuldu, son konserini 2005 yılında gerçekleştirdi. Akciğerine sıçrayan kanseri sebebi ile 2005 yılında, 33 yaşında, hayata gözlerini yumdu.
Mekanın cennet olsun Karadeniz'in güzel çocuğu...
YAVUZ ÇETİN ( 1970 - ..... )

Ülkenin gördüğü en büyük virtüözlerden. Gitar denen meret bu insanın ellerinde dile gelir. Konuşur, duyarsınız. Dünya çapında kendini ispatlamış onlarca müzisyen bu insanın eline su dökemez. Bir başkadır Yavuz Çetin. Gerçekten başkadır.
Türk Rock Müziğinin en unutulmaz isimlerindendir, ancak genç yaşında veda eder bize. Dünyanın, insanların iğrençliklerine katlanamaz, pes eder.
Büyük kısmımızın zaman zaman aklından geçen, ancak sonra vazgeçtiği şeyi, yaşadığı zorlukların üstesinden gelemeyerek gerçeğe dönüştürür.
Babası ile yaşadığı zor yıllar, çok severek evlendiği eşi ile yaşadığı ayrılık, albümünün yaşadığı başarısızlık, her şeyini bağladığı, bu defa başaracağına inandığı albümün yayım tarihi ertelenir, herşey üst üste gelir ve kötüleşen Yavuz kendi isteği ile hastaneye yatar, ağır depresyon teşhisi ile bir haftasını hastanede geçirir. Sonra yine kendi isteği ile terk eder hastaneyi.
Kaybolur ortalıktan, 15 Ağustos 2001 Çarşamba günü saat 19:00 sularında köprünün kenarına çeker arabasını, iner, korkuluklara yürür ve kendini boşluğa bırakır.
Kendisini arayanlar Yavuz'un sesini duymayı beklerken bir polis memuru cevap verir onlara. Bu dönemde yaptığı şarkısı da çok manidar... "Yaşamak istemem artık aranızda..."
Çok büyük bir kayıptır Yavuz, yeri asla dolmayacak olanlardandır.
Mekanın cennet olsun Yavuz Çetin, gitarına melekler eşlik etsin...
Bir anımsatma amacı ile yazdığım Bence'mi de burada noktalıyorum, Ruhları şad, mekanları cennet olsun,...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer