Efsane dizi Leyla ile Mecnun’un hikayesi…
Şunu belirtmek istiyorum ki ben diziyi televizyondan izlemedim. Dizi 2011 yılında yayınlanmaya başladı ben ise yeni yeni televizyondan uzaklaşmıştım. Bunun çeşitli nedenleri var ama en büyük etken saçma sapan dizi ve programların çokluğuydu. İşte bu yüzden bu güzelim diziyi zamanında izleme fırsatını kaçırdım. O dönemler kimse pek bahsetmiyordu ama daha sonraki yıllarda özellikle sosyal medya üzerinde adını sık sık duymaya başlamıştım Leyla ile Mecnun’un. Özellikle paylaşılan replikler çok hoşuma gidiyordu.
En sonunda bir çılgınlık yapıp internet kafeye gidip 103 bölümünü de indirdim azar azar. Hepsini bilgisayarıma yükleyip izlemeye karar verdim ve hala bilgisayarımda duruyor tüm bölümleri. Tartışmasız olarak izlediğim en iyi diziydi diyebilirim Leyla ile Mecnun için.
Ben kitap okumayı seven ve kitaplardan büyük zevk alan biriyim. Leyla ile Mecnun ise üzerimde klasikleşmiş bir kitap kadar etki bıraktı.
Senaryosunu Burak Aksak’ın yazdığı ve yönetmenliğini Onu Ünlü’nün yaptığı Leyla ile Mecnun toplamda 103 bölümden oluşmaktadır. Daha sonradan yayınlanan bölümü de hesaba katarsak 104 bölüm oluyor.
Gelin hep birlikte bir göz atalım efsane diziye…
Dizide gülmekten koptuğum ilk kısım İskender Abi’nin İsmail Abi’ye gidip kız isteme sahnesiydi. İskender kız isteme faslındayken İsmail çaktırmadan müdahalede bulunuyor…
İskender: Oğlumuz işinde gücünde
İsmail: Yok abi benim işim gücüm
İskender: Malum sokaklarda işsiz üniversite mezunu dolu
İsmail: Abi ben lise terkim.
İskender: Önemli olan kendini yetiştirmiş olması iyi kötü kenarda birkaç kuruş biriktirmiş.
İsmail: Yok abi benim param pulum.
İskender: Zaten çocuklar birbirini görmüşler beğenmişler.
İsmail: Abi kız daha beni görmedi bende zaten dün gördüm.
Ah İsmail abi… Hazır İsmail abi demişken biraz ondan söz edelim. Benim için dizinin en önemli ve en sevilen karakteri.

İsmail Abi’nin en çok bilinen yönlerinden biri bir işte dikiş tutturamamasıydı. Şöyle desek daha mantıklı olur aslında iş beğenmemesiydi. Gireceği işlerde ilk olarak şu üç şartı arardı yol+yemek+sigorta bunlar varsa gerisi olmasa da olur onun için. Bir diğer yönüyse büyük büyük dedelerinin büyük büyük halalarının ünlü birer mucit olmasıydı. Neredeyse her bölümde bunlardan birini görürdük.
İsmail abi nasıl biri miydi? Yufka yürekli, saflığın simgesi, arkadaşlığın gerçek anlamı, sadık bir dost ve Azrail ile pazarlığa girişecek kadar arkadaşlarını seven bir insandı İsmail abi.
Annesi onu terk etmişti küçük yaşta. Ve ardından babası hasta yatağındayken şunu söylemişti geleceğim oğlum. Geri geleceğim. Gemiyle geri gelecekti babası, bir yük gemisiyle ve İsmail abi hep bekledi, umutla bekledi o gemiyi, bize umutla beklememiz gerektiğini de öğretti.

Leyla ile Mecnun gelmiş geçmiş en iyi dizilerdendi. Yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada öyleydi. IMDB’de derece yapmış bir diziden söz ediyoruz. Dizi bitti ama izleyenleri diziyi unutacak gibi değil.
Peki Leyla ile Mecnun’un bu kadar çok sevilmesinin ve izlenmesinin sebepleri neydi?
Samimi bir diziydi...
Hayallerini, hayatlarını hatta yatak odalarını paylaşacak kadar.
İlginç küfürleri dikkatimizi çeken yönlerindendi.
Lan kelimesine karşı çıkan RTÜK’e sinirlenen Burak Aksak küfürde yeni bir çığır açtı ve farklı küfürler kullanıldı dizide. Damacana, pipet, tuvalet terliği, siyah poşet, kulpu kırık çaydanlık bunlardan bazılarıydı.

Sansürlenen bir başka şey de sigara ve içkilerdi. Sigara yerine sakız içki yerine de meyve kullanılıyordu.

Hele de Mecnunca diye bir konuşma şekli vardı ki sormayın. Özellikle mı/mi soru eklerini ortada kullanan Mecnun bizi çok güldürmüştür.

Dizide yapılan göndermelerin de farklı bir yeri vardı. Hem dizinin yayınlandığı TRT hem de dizinin Senaristi Burak Aksak bu göndermelerden nasibini almıştır.
Ayrıca dizideki kötü karakterler bile sempatik birer insandı. Mesela Hırsız Yavuz ama o kendisine öyle demiyor. Performans sanatçısı olarak tanıtıyor kendini. O bir hırsız ama bence ağır basan yönü romantik ve duygusal biri olması. Şu sözü de unutulmaz “Aşk olsun, ben öyle bir insan mıyım?”
Özellikle sevgilisine okuduğu kitaplar ve şiirler onu da diziyi de sevdiren bir sebepti.
Bugüne kadar hangi dizide neredeyse her bölümde kitap okundu ki.
Kitap okuyan bir dizidir Leyla ile Mecnun
Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.
Bu öyle bir dizi ki yıllar önce yaşamış olan -aynı zamanda nikimin yaratıcısı- Dostoyevski’yi bile görebilirsiniz dizide. Gece gündüz demeden sürekli yazan ve kumar oynayan…

Samimi bir sevgi vardı dizide. Temiz bir sevgi. İzleyenler bilir hangimiz İsmail abi gibi bir kızı sevdik Şekerpare’yi sevdi ki? Ya da Yavuz’un Eylül’ü sevdiği gibi. Sedef’in Mecnun’u, Mecnun’un Leyla’yı sevdiği gibi…

Veee elinden her iş gelen doktoru unutmamak lazım.

Arda diye biri var özellikle Mecnun ile dalaşmalarına çok güleceksiniz izlemediyseniz.

Erdal Bakkal’ı unutursak olmaz değil mi? Evet belki de dünyanın en pinti insanı olan Erdal Bakkal bizi en çok güldüren karakterlerden biri olmuştur. Erdal Bakkal denince akla ilk gelen şey nedir diye sorsam çoğu kişi Şimbilli der herhalde. Ve ardından dizi ile özdeşleşmiş olan şu cümleyi: “Çay Erdal Bakkalda İçilir.”

Bah hele bah bah hele bah
Mecnun’u anlatmamıştık değil mi? Biraz da ona bakalım. Bazen çok ciddi çoğu zaman da vurdumduymaz ve de aylak gezen biridir. Bazen çevresindeki insanlara vefasızlık etmiştir ama her şeye rağmen sevilen ve sayılan bir karakterdir. Bizi ağlatabilen bir karakter. Hele de bir dostu var ki İsmail abi dizide sürekli en iyi dostum sensin demiştir İsmail abi için.

Ve tabi vefalı İskender abi…

Erkeklerden oluşan tüm aileyi besleme, evi çekip çevirme işini o üstlenmişti. Hem fedakar hem de komik bir kişilikti. Bende ayrı bir yeri vardır.
Nurten’in yeğeni mi dedi biri?

Biliyorum biraz uzun oldu, daha yazılacak birçok şey vardı ama bu kadarı yeterli diye düşündüm. Son olarak Leyla ile Mecnun hayranı olan birinden yaptığım bir alıntıyla bitirmek istiyorum bu yazıyı.
“Biz o diziyi -en azından ben- komik olduğu için, göndermeler, güncel konularda yaptığı iğnelemeler yüzünden sevmedik be kardeşim.
Mecnunda kendimizi gördük.
Bir derde derman olamayıp gene de çabalamayı gördük. Açık öğretim okuyan sıradan bir insan gördük. Her zaman gittiğimiz muhabbetini sevdiğimiz Erdal Bakkal’ı gördük. Yaptığı çakallıklara güldük. O samimiyeti aradık hep. Uyanık esnafları anladık bir nevi.
İsmail Abi’de elinden her iş gelen ve muhabbetine doyum olmayan bir abimizi gördük. Cıvıl cıvıl bir insanın aslında dünyanın en dertli insanı olabileceğini gördük.
Biz karakterleri değil, karakterlerin hayatımızdaki gerçek kişilere olan benzerliğini gördük. Biz diziyi değil, dizideki kendimizi sevdik.
O gemi bir gün gelecek İsmail Abi…”

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar