Sevmek dedi bir gün bir @SarıDiber Sevmek dedim iki hece, tek kelimedir. Sev’i bilmeyen sevmeyi de basit söyler. Sevmek, “sev”den türediği için söylerler. Sev demek de sevinçten türemiştir.
Sevinç demek de neşe demektir. Neşe de bedende canlılık demektir. Can demek bir kalp taşımak demektir. Kalp taşımak kan akıtmak demektir. Kanı, canı, kalbi olanı sev demektir.
Herkes bilmez sevmek ne demektir. Sevi bilmeyen sevmeyi farklı bilir. Farkı bilmeyen değeri de az bilir. Azı bilmeyen çoğu da bilmez demektir. Herkes farklı sever; kimi az, kimisi çok.
Sevmek tek kelime ile söylemek basit. Basit olan kelime değil, sevmek demek basit. Sev’in içinde neşe yoksa canlılık bile basit. Canın içinde akan kan, atan bir kalp de ruh yoksa Yaşıyor, “yaşamak budur” demek bile bu kadar basit.
Dejavu der bu kalp, tanıdık bir an gibi, Sanki daha önce yaşanmış aynı his, aynı sızı. Bir bakışta hatırlanan yarım kalmış bir rüya, Zaman döner durur, aynı yerde, aynı hatıra.
Ne yeni gelir bu duygu ne de tamamen eski, Kalp tanır seni, akıl hâlâ şüpheli. Az olanla yetinir, fazlasını istemez; Dejavu yaşar… çünkü bazı anlar hiç bitmez.
Hem kitaplı görselle de uyumlu, hem de şiire baya malzeme çıkarır. Merak ettim nasıl bir dörtlük gelecek, bak ona göre Fragmatik’e de gösteririm, edebiyat yorum ekibiyiz biz 😂✍️
Avengers der bu kalp, tek başına savaşırken, Her yara ayrı cephe, her an bir endgame iken. Güç sandığım şey meğer dayanmakmış sadece, Kahramanlık bazen ağlamadan ayakta durabilmekçe.
Ne bir kalkan kaldı elde ne sihirli bir taş, Yine de vazgeçmez bu kalp, kırık ama savaşta baş baş. Az olanla yetinir, fazlasını istemez; Avengers olur insan… çünkü en zor savaş içimizde geçer.
İbrahim, gönlümü put sanıp da kıran kim, Ateşe atan ben miyim, yoksa susan kalbim? İnancım sevdaydı, baltam kendime indi, En çok da sevdiklerimden öğrendim kül olmayı şimdi.
Ne bir dağ kaldı sığınılacak ne de bir ses, İman sandığım şey meğer en derin heves. Az olanla yetinirim, fazlasını istemem; İbrahim, putlar yıkılır… ama kalp bazen yeniden kurulamaz.
Gizli Üye
(30-35)
5 ay
Ben iki cümle istiyorum
Birincisi rahmetli babam
İkinci ilk defa teyze oldum kız yeğenim
Hangisini istiyorsan yazabilirsiniz
0
5 Yorumla
Soran
5 ay
Öncelikle babana Allahtan rahmet dilerim mekanı cennet olması dileği ile. Hayırlı uğurlu olsun Allah uzun ömürler versin yeğenine Rahmetli babam der bu gönül titreyerek, Bir kelimeye sığmaz yokluğun, büyür giderek. Sesinden kalan sessizlik çöker akşamlara, Adınla ağırlaşır zaman, kırılır hatıralara.
Ne sitem eder bu kalp ne kaderle kavga, Bir dua yeter ona, dolar gözler yavaşça. Az kalanla yetinir, fazlasını istemez; Rahmetli babam der… çünkü bazı ayrılıklar ömür boyu sürer.
İlk defa teyze oldum, kız yeğenim, Kalbime sığmayan bir sevinçtim benim. Minik bir nefesle değişti zaman, Gülüşünle çoğaldı içimdeki can.
Ne kelime yeter seni anlatmaya, Bir bakışın yetti dünyayı tanımaya. Azıcık bir gülüşle doldu tüm ömrüm; İlk defa teyze oldum… adı umut olan bir mucize gördüm.
Kahır çeker bu gönül seni sessizce, Taşır içinde adını, ağır ve çaresizce. Gülüşten arta kalan ne varsa yüklenir, Kırılmış umutlarla yaşamayı öğrenir.
Ne isyan eder bu kalp ne de hesap sorar, Bir bakış yeter ona, içten içe yorar. Azalan neyse kabullenir, fazlasını istemez; Kahır taşır… çünkü bazı sevgiler sessizce öldürür.
Sevmek ister bu gönül seni korkusuzca, Sevmek ister bu ben seni istemsizce. Sevgisizlik içinde bulduğu en küçük Sevgi duygusu ile sevmek ister.
Ne hesap bilir bu kalp ne yarın korkusu, Bir bakış yeter ona, susar tüm savunusu. Az olanla yetinir, çoğunu istemez; Sevmek ister, çünkü sevmek onun var oluşu.
Keder çöker bu kalbe usulca, Adı konmamış bir ağırlık gibi omuzlarda. Ne gözyaşıyla azalır ne sözle dağılır, İnsan bazen sadece taşır, alışır.
Ne isyan eder bu gönül ne de çare arar, Bir anlık sessizlikte kendini bulur, yanar. Az olanla yetinir, fazlasını istemez; Keder olur… çünkü bazı acılar kabullenilerek yaşanır.
Yağmur iner bu kalbe sessizce, Biriken ne varsa alır götürür ince ince. Gökyüzü ağlar sanırlar, oysa ben susarım, Islanan sokaklarda biraz hafifler anılarım.
Ne fırtına ister bu gönül ne de güneş, Bir damla yeter ona, çözülsün içindeki ateş. Az olanla yetinir, fazlasını istemez; Yağmur yağar… çünkü bazı duygular yıkanarak diner.
Uyanış olur bu kalpte ağır ağır, Geceden kalan korkular çözülür, dağılır. Ne bir çığlıkla başlar ne de büyük bir sözle, İnsan en çok kendine döndüğünde uyanır böyle.
Ne geçmiş tutar artık ne de eski alışkanlık, Bir nefes yeter ona, başlar içsel aydınlanış. Az olanla yetinir, fazlasını istemez; Uyanış yaşar… çünkü bazı fark edişler sessizdir.
Olur tabii der bu kalp alışa alışa, Kırılır içi ama belli etmez kimseye. Bir “olur” sığdırır koskoca vazgeçişi, Sustum sanılır, oysa gömmüştür her şeyi.
Ne itiraz kalır onda ne de ısrar, Kabul ediştir bazen en ağır inkâr. Azalan neyse kabullenir, fazlasını istemez; Olur tabii der… çünkü bazı yaralar konuşmaz.
Lafügüzaf ister bu gönül susarak, Çok sözün içinde kaybolmuş hakikatten kaçarak. Söylenen her şey değil, hissedilen kalsın ister, Kalbi yoran cümleleri susturmak ister.
Ne bahane dinler artık ne boş teselli, Bir kelime yeter ona, fazlası hep kirli. Az olanı seçer, özü ister sözden; Lafügüzafı bırakır… çünkü susmak bazen en doğru cümledir.
Otopsi ister bu kalp kendini acımasızca, Kesip biçmeden, gerçeği görmek ister sadece. Suskunluğun altında ne kaldıysa ortaya döker, Ölmemiş sandığı duygulara bakmak ister.
Ne bahane kabul eder artık ne de yalan, Bir iz yeter ona, dağılır tüm savunman. Azalan neyse sayar, kaybolanı isimler; Otopsi yapar… çünkü bazı ayrılıklar içten içe öldürür.
Gitmek ister bu gönül seni sessizce, Gitmek ister bu ben seni çaresizce. Ayrılık içinde tutunduğu en küçük Hatıra kırıntısıyla yaşamak ister.
Ne hesap sorar bu kalp, ne geçmişten alır öç, Bir veda yeter ona, dağılır tüm direnç. Az kalanla yetinir, fazlasını istemez; Gitmek ister… çünkü kalmak bazen en ağır ayrılıktır.