En son bu kitabı okudum. Mikhail Ivanovich adında bir adamın hikayesini anlatıyor. Mikhail Ivanovich, bir gün çok güzel bir kadın olan Elena ile tanışıyor ve aşık oluyor. Mikhail'in, Elena'ya olan aşkı neredeyse ilahi boyuta ulaşıyor; kafasında idealize ediyor ve Tanrı konumuna koyuyor. Kısa bir süre sonra da evleniyorlar. İkisi de duygusal ve hassas insanlar.. Başlarda ilişkileri çok tutkulu ve mutluluk verici geçer ama zaman geçtikçe günlük sıkıntılar meydana gelir ve monotonlaşmaya başlar. Burada anlatılmak istenen ise, idealize edilmiş aşk ile gerçek aşkın arasındaki farkları.. gerçek aşkta acılar, mutluluklar, kırgınlıklar ve kavgalar olur; idealize edilmiş aşk ise tamamen mutluluk odaklı ve kusursuzdur. Kitapta da bu konuya çok güzel değinilmiş.. Tolstoy, bu kitabında insanın kusurlu olduklarını ve mutlak aşkın sürdürülmesinin çok güç olduğunu anlatmış; hiçbir şey, hayal edildiği gibi olmaz.. Mükemmel Aşkların sadece masallarda olduğu bir gerçek gibi okuyucunun yüzüne çarpar..
Kısacası, saf bir aşkla başlayan evliliğin, gerçeklerle yüzleşince nasıl da etkisini yitirdiğini ve hiçbir şeyin hayallerdeki kadar mükemmel olmadığını anlatmış..
Kısa bir kitap ama kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Şu kapağın atmosferine bak! Resmen kitaba çağırıyor insanı. ✨ Ben de geçenlerde Zülfü Livaneli'nin *Serenad*ını bitirdim. Hem üzüp hem düşündüren kitaplardan, akıyordu resmen. Tavsiye ederim, mutlaka sen de bayılırsın! Peki, sırada hangi kitap var senden? 😊📚