Esenlikler dilerim, Aslında 3 Haziran 'da paylaşacaktım biraz gecikti. (3 Haziran Nazım Hikmettin vefat ettiği tarih cahiller için ufak bir bilgilendirme.)

Esenlikler dilerim, Aslında 3 Haziran 'da paylaşacaktım biraz gecikti. (3 Haziran Nazım Hikmettin vefat ettiği tarih cahiller için ufak bir bilgilendirme.)

İyi gider vallaha sahilde gezerken gördüm artık şarhoş mudur düşmanı kimdir Nazım Hikmet heykelini kurşunlamış onlara inat bir alıntı varsa duymak isterim.
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misâli?
Kendi ayıbına ağlasın şey diyeceğim kopyala yapıştır değilse yazdıkların teker teker okudum alıntıları (herkes için değil) 50 yaşındaki amcalardan daha çok okuyup kendini geliştirmişsin onların da görmüş geçirmişliğine nazaran şimdiki kuşak zehir gibi.. O zamanın teknoloji imkanlarıyla şimdikini kıyaslamak ne kadar doğru olur ama her gün okuyup araştırmak çok fark ediyor. Atamızın da yaptığı gibi onun izinden gitmek başarının kapısını açar umarım eline sağlık
Çok teşekkür ederim öyle düşünmen beni mutlu etti iyi günler dilerim.
Akrep gibisin kardeşim,
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
Serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
Midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
Beş değil,
Yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
Gocuklu celep kaldırınca sopasını
Sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
Hani şu derya içre olup
Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
Senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
Kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Dünyanın En Tuhaf Mahluku/Nazım Hikmet
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu..
(Bu şiir benim için fazla anlamlı)
İyisi mi beni yaktırırsın,
Odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
Şeffaf, beyaz camdan olsun ki
İçinde beni görebilesin,
Fedakarlığımı anlıyorsun.
Vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan,
Senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız,
Külümün içinde külün
Ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun
Bizi ordan atana kadar...
Ama biz o zamana kadar
O kadar karışacağız ki birbirimize,
Atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
Yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
ve bir gün yabani bir çiçek
Bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
Sapında muhakkak iki çiçek açacak :
Biri sen biri de ben.
Çok güzel 🙏🏼
Bu dünya soğuyacak
Yıldızların arasında bir yıldız hem de en ufacıklarından
mavi kadifede bir yıldız zerresi yani yani bu koskoca dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını,
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız
Şimdiden çekilecek acısı bunun
duyulacak mahzunluğu şimdiden,
böylesine sevilecek bu dünya YAŞADIM diyebilmek için...
1956
Teşekkürler🙏🏼 en sevdiğim şiiirini bırakıyorum:
Asla beraber olamayacağız.
Aynı evi, aynı teni paylaşamayacağız.
Aynı masada oturmayacağız.
Hatta aynı şehirde bile oturmayacağız.
Belki bir gün son kez görüşeceğiz,
İkimiz de bunun son olduğundan habersiz.
Son kez el ele gezeceğiz,
Belki de son kez söyleyeceğiz birbirimizi sevdiğimizi.
Yine beraber planlar yapıp, tutamayacağımız
Son sözleri vereceğiz birbirimize.
ve elbette yollarımız yine ayrılacak bir gün.
Sonra aramıza şehirler girecek,
Hiç karşılaşmayacağız.
Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
Sonra da belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek..
Teşekkür ederim 🩷
Olur söyle lütfen
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz. Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında. Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril, koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil. Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var. Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir. Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbulu.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında. Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
(Bu şiirin şarkın da var ya onuda çok severim ben)
Cevap
11Cevap
Hayatım, senin de dediğin gibi bilgeliğini göstermek için biraz gecikmedin mi? hmm gelecek yıl dönümünde söylesen daha hoş olurdu sanki..
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
Sevmek acı sevmek acı..
Gözlerin ah.. ne mazi kaldı ne fani...
Hayatın tamamı acı
sevmek benim işim...
Gözlerin gözlerin gözlerin İster hapisaneme, ister hastaneme gel Gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte Şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte Antalya tarafında ekinler seher vakti
Piraye derken bile yalanciymiş daha ne diyeyim sjsjs
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak..
Nazım Hikmet hiç şiir kitap okumayanın bile bildiği sevdiği bi yazar ben dahil :d
Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm...
Kim kim soyliceniz kiz
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil...
Söyle bakalım
Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...
Güzel sen yaziyomusun şiir bakim
Hayır ben şiir yazmaktan anlamam okuyucu ve dinleyiciyim, sen?
Ben yazardım eskiden beste yazmıştım ama Şu an o durumlar yok
Kore aşkına süle
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
Biliyoruz heralde cahıl senin yeni aklına gelmiş
Aslında yeni aklıma gelmedi taslakta duruyordu.
Unutmuşsun işte
Sweet dreams are made of this
ölmekten korkmuyorum,
ölmek arıma gidiyor,
onuruma yediremiyorum ölmeyi..
15 Ağustos 1959
RIP Nazım Hikmet Ran
Tabii ki
Geceler beyazdı, gündüzler serin
Sözleri döğdüler dan dan da din din
Örsünde sıcacık yüreklerinin.
Ölüm bu sözlerden güçlü değildi.
1956
İsterim
Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Sen memleketimsin,
Sen elå gözlerinde yeşil hâreler, Sen büyükgüzel ve muzaffer Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin
1956
Tabii
Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan
‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tır…”
Şimdi bana, geçen o zamanın
onulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…
Tesekkur ederim:)
Söyle tabi
Anlayamadılar
Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
Anlayamadılar...
Söyle
İnsan
ya hayrandır sana, ya düşman.
Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakika bile çıkmazsın akılından...
Teşekkür ederim aşkım ama akılından değil de aklından olmalı doğru yazımı :)
Söyle
GözIerim gözünde aşkı seçmiyor
OnIardan kaIbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
YoIunu bekIerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizIice
KaIbime baktım da işte iyice
AnIadım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
KaIbimde senin için yok biIe kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin.
❤️❤️🥰
En sevdiğim şiirini bırakıyorum sana kıymetimi bil.
Bir tanem!
Son mektubunda:
'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun.
'Seni asarlarsa seni istiyorlarsem;diyorsun;
' yaşıyamam ! '
Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda ; Yaşarsın kalbinin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!
Sweet çok teşekkür ederim çok manalı idi 😊🙏🏻 Yaşadığım sürece kıymetini bileceğime emin olabilirsin. Sen çok güzel bir insansın
Öyle düşünmen beni ayrı mutlu etti, huzurlu mutlu akşamlar dilerim.
He gönder kız
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kafire : buyur dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
1959
Sağ olasın çok iyiymiş
Rica ederim İyi günler.
Olur.
Eşinin yıl dönümünde yazdığı şiir:
Yapraklara dallara
Yeşillere allara
Nice nice yıllara gülüm
Nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır.
Gayrı bundan böyle vermem seni ellere.
1958
Olar
Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini sende, ben, kumarbas macerasını keşişlerin, sende, uzaklığı, sende, ben, imkânsızlığı seviyorum Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine ve kan ter içinde aç, ve öfkeli ve bir avcı iştahiyle etini dişlemek senin
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum, fakat asla umutsuzluğu değil.
1956
Hayranimisin
Bir dakika
Deniz durgun göl gibi, gitgide genişliyor
Sular kayalıklarda nurdan izler işliyor,
Engine sarkan gökler baştan başa yıldızlı..
Şimdi göğsümde kalbim çarpıyor hızlı hızlı.
Göklerden bir yıldızın gölgesi düşmüş suya
Dalmış suyun koynunda bir gecelik uykuya
Bazan uzunlaşıyor, bazan da kıvranıyor
Durgun suyun altında bir mum gibi yanıyor
Yakın olayım diye bu gökten gelen ize
Öyle eğilmişim ki kayalardan denize
Alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
Baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi
Bilemem nasıl oldu geldi ki öyle bir an
Yenilmez bir haz duyup denize atılmaktan
Kurtulmak ne kolaymış faniliğimden dedim
Doğruldum atılırken bir dakika titredim
Bir dakika sonsuzluk doldu taştı gönlümden
Bir dakika bir ömrü kurtarmıştı ölümden.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?