Aptal değilse bile eşi benzeri bulunmaz bir nankördü insan. Olgunluğu övenlerin altında kaldı çocukluktan omzu çürüyenlerin buhranları. Perişan olmuş tüm senelerini saniyelere boğdurdular. Sokaklar kalabalık olabilir ama burası sadece benim. Bana bakan herkesin gözbebekleri benim. Ve seni, ruhundaki izden tanıdım. Bir gün her şey yoluna girer ümidiyle yaşayanların kulübünde son kibriti yakan bendim. Gerçekler üşütüyor, üstünü örtemediğim tüm hayallerimin son demi. Bu kendiliğinden var olan derin bir kuyu değil, yaratılmış bir boşluk. En ücra köşesinde parmak uçlarında yürüyerek usul usul derdini paylaştığın meskenin. Gökyüzü onlardan uzakta olduğu için bu kadar güzel, oysa sen her uçurumun en gözde durağındasın. Bağıra bağıra sustuğum her şey kanıyor şimdi, çığlık çığlığa sessizliklerin huzur odaklı yangınları. Kendinden kaçma saçmalığını empoze eden o saçma ritüellerin tümünde yine karşıma çıktım. Omzumdan öpen olmayacaksa, yine arkamı döneceğim.
Kitap seven insan naif olur, bunun yanında şiiride seviyorsa zarif olur. O zarifliği gördüğüm zaman kendi sayfalarımdan bir parça bırakmayı daha uygun buluyorum.
Geçmişi unut Koy bir kenara Yeni bir sayfa aç Kurtar benliğini dünden Bugünün çocuğu ol Bütün bilgeliği ve gülümseyişiyle gençliğin Şu anı hiç terk etme ne olur Sonsuza uzanan şu günü, terk etme Zülfü Livaneli
“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi.“Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.”“Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku,”
uludağ'da karı izliyorum karı, donu yeni çözülmüş karı! bir elimde köpüklü biram, ya rakım nerde? herkesin skisi var, kayıyor. benim skim kırık, adım orhan veli kanık...