Ümit Yaşar OĞUZCAN

Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Ümit Yaşar'ı başka kelimelerle anlatmak sanırım ona karşı büyük bir haksızlık olur. Zira hayatı boyunca hep aşkı sevmiş, yüreğinin en derininde hissetmiştir. Onun şiirlerini okuduğunuz zaman içinde biraz melankoli bolca romantizmi iliklerinize kadar hissedersiniz. Öyle özenle seçer ki kelimeleri; okurken sizi alır başka dünyalarda gezdirir, dolaştırır, geri getirir...
Bir nefeste benim için al, havasızlıktan öldürme beni...
Hali hazırda onun için, "aşkın, hüznün ve İstanbul'un şairi" denilmiştir.

Dedik ya aşka aşıktı diye, gelin biraz şaşıralım, hayatının bilinmeyenlerine uzanalım. Gördüğü hemen her kadından etkilenirdi, onun için şiirler kaleme alırdı. Her terk edilişinde hayata lanet ederdi. Fazlasıyla duygusal bir adamdı. Öyle ki "ölüm" duygusunu merak ettiğinden intihar edecek kadar... Bazı söylentilere göre tam yirmi üç kere intihar etmiş, kendi anlatımına göre ise üç kez intihar ettiğini itiraf etmiştir.
Onun unutamadığın hayali, sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine, sevmek neymiş bir gün anlarsın...

Hemen her şair gibi o da tam bir sigara tiryakisiydi, intihar etmeden önce devamlı sigara içtiğini, olur da ölümle yüz yüze gelirse bir daha içemem diye endişe duyduğunu yakın arkadaşlarına ilettiği olmuştur. Onun bu intihar girişimleri hayatında en çok sevdiği iki kişiyi etkilemiştir, biri onu her şeyden çok seven babası, diğeri onun her şeyden çok sevdiği oğlu... O kadar çok intihar etme girişimi olmuştur ki babası şu dizeleri yazmıştır:
Bak bu dünya ne güzel, bu sitem niye,
Ettim ben adımı sana hediye.
Mutluyum ey oğul babanım diye,
Çarptırma hicvinle cezaya beni.
Ümit Yaşar, döneminde en çok kitap satan şairlerden biri olsa da gazetelerde beklediği saygıyı bulamamış ve hatta intiharlarının reklam yapma çabası olduğu haberleri basılmıştır.

Bu onu derinden üzmüş ve tekrar intihar etmeye kalkmıştır. Bu kez oğlu durdurmuştur babasını... Bu yaşananlar oğlunun psikolojisini fazlasıyla bozmuştur. Oğlu çok başarılı bir öğrencidir aslında, babasının hep gurur kaynağı olmuştur...
Boşuna değil pazarları sevmeyişim. Durup durup içimin kararması, gözlerimin dolması apansız boşuna değil...
Takvimler 6 Haziran 1973'ü gösteriyordu.
Henüz 17 yaşında bir çocuk, İstanbul'un o görkemli kulelerinin birine çıkmış, bir yudum konyak içmiş ve kendini aşağıya bırakmıştı. Galata kulesinin önünde bir kalabalık, yerde boylu boyuna uzanan bıyıkları yeni terlemiş bir çocuk... Ümit Yaşar haberi alır almaz olay yerine gelir, oğlunun cansız bedenine sarılır, hıçkıra hıçkıra ağlar... O anda elinde bir kağıt parçası olduğunu görür ve kağıtta;
Baba, öyle intihar edilmez, böyle intihar edilir...
Bir daha kendisini hiç affetmez Ümit Yaşar, yaşamı boyunca hep bu anı düşünür, yazdığı her şiirde oğlunu kaleme alır... Yaşamı sevmeye başlar ancak artık çok geçtir.
"Yaşamaktan çok ölümü istiyordum."
Ölüm ondan önce çok sevdiği oğlu Vedat Oğuzcan'ı bulmuştur.
Üstelik dolaylı yoldan da olsa buna kendisi sebebiyet vermiştir... Bir daha hiç aşık olamamıştır Ümit Yaşar, hep oğlunu özlemiş ve özlemiştir...
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bencemin sonuna doğru gelirken, bir babanın oğlunun ölümünden sonra kaleme aldığı şiiri sizlerle paylaşıyorum, hassasiyetle dinlemenizi ve hayatın ne denli önemli bir olgu olduğunu anlamanızı sizlerden rica ediyorum...
Okuduğunuz için teşekkür ederim, şiirlerle ve kitaplarla... Esenlikle kalın, hoşça kalın.
Ümit Yaşar'ın dediği gibi hep birlikte;
Birlikte çıkalım 13. aylara...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar