Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?

İnsanlık tarihi boyunca "okumak- öğrenmek- kağıt" her zaman kutsal olmuştur. Hz. Muhammed'e gelen ilk vahiy "Oku" emridir.

Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?

Antik Mısır'da okuma yazma hakkı sadece rahiplere verilmişti. Yazı kutsaldı, o yüzden sıradan insanlara emanet edilemezdi. Sıradan bir Mısırlı'nın üzerinde bir parça kağıt bulunması onun idamını gerektirirdi.

Öğrenmek, okumak o kadar değerliydi ki kütüphanesi ile ünlü İskenderiye şehrine dışarıdan gelip oraga yerleşme izni alabilmeniz için mutlaka dışarıdan bir yazılı metin, kitap getirmeniz gerekmekteydi.

Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?

Bir başka örnek; kendi devrinin en büyük bilim adamlarından olan Matematiğin Babası Pisagor'dan "matematik eğitimi" alabilmeniz için tam beş yıllık çileli bir nefis eğitimini göze almanız gerekirdi. Öğrenci bu beş yıl boyunca sabredebilip o çileli eğitimlerden başarı ile geçebilirse matematik dersi almaya, matematik halkasına oturmaya hak kazanırdı.

Matematik dersi almayı hak ettiği güne "Noviciat" denirdi. Yani "yeniden doğuş" günü. Karakteri sağlam olmayana, bir başka deyişle bu çileli süreci başarı ile bitiremeyene asla ilim öğretilmezdi. Çünkü bilgi sarsıcı bir güç olup sevgili dedemiz Yusuf Has Hacip'in bin yıllara ışık tutan muhteşem eseri "Kutadgu Bilig"inde dediği gibi, "bilgiye hakim olan dünyaya hâkim olur." Bu kadar açık ve nettir.

Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?

Bir zamanlar minik çocukların okula başlayacakları ilk gün mahallelerde "Bed-i Besmele" törenleri düzenlenirdi. Bu sıcacık törende çocuğun ağzına bir damla mürekkep damlatılır ve ardından çocuk ilim öğrenirken bal gibi tat alsın diye ona bir lokum yedirilirdi. İnancımıza göre inanmış bir müminin yükselebileceği en üst makam şehadet makamı" dır.

Allah resulu "İlim Çin'de bile olsa gidin alın. " buyurduğuna göre, o zaman biz gençlerin ilimleri yakından öğrenmek için ABD'yi, Japonya'yı, Avrupa'yı adım adım fethetmemiz gerekmiyor mu?

Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?

Pek çok açıdan dünyanın en gelişmiş ülkesi şu anda şüphesiz ABD'dir. Doğru orantılı olarak dünyanın en büyük kütüphanesi de kıskanarak yazıyorum, yine bu ülkede. Kongre kütüphanesinde 800 kmlik raflara ancak sığmış olan 29 milyon kitap vardır.

Herhangi bir insanın beyni, örneğin mahalledeki çay ocağında çalışan Hilmi ustanın beyni ise tam 200 trilyon kitaba ev sahipliği yapacak kapasitededir.

Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?

Özetleyecek olursak bizim fabrika ayarlarımızda yaratılışımızdan öğrenmek vardır. Çocuklara önce bir takım sesler çıkartmayı öğretiriz sonra kelimeleri ve bilinçli küçük cümlecikler kullanmayı. İlk cümlecikleri oluşturur oluşturmaz çoçuk başlar zaten "Baba bu ne anne o ne?" diye sormaya. Bir sonraki aşama ise, "Neden öyle o amca neden öyle yaptı, bu niye böyle oldu?"

Farkında mısınız çocuklar sürekli öğrenme derdinde. Olağanüstü temiz beyinleri muazzam bir iştahla sürekli ama sürekli öğrenme peşinde.

Bu örnekler tüm hayatımız boyunca öğrenme peşinde ve bilgiye aç olmamız gerektiğinin bir kanıtı oldu. Bilgiyi daima arayın ve bu istekten hiçbir zaman vazgeçmeyin.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Öğrenmenin Doğası Nasıl Oluştu?
Cevapla