Beğendiğim kitaplardan kesitler paylaştığım birinci Bence'nin - Biri Kitap mı Dedi? En İyi Yerli ve Yabancı Kitaplar Top 10 - devamı niteliğinde olan ikinci Bence'mi paylaşıyorum umarım keyif alır ve yazdığım kitapları merak edip okursunuz:)
1.Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
"Flaubert’in Madame Bovary’i yazarken kendisine ilham veren ve tıpkı romandaki gibi kasaba otellerinde, at arabalarında seviştiği sevgilisi Lovise Colet’in saçlarından bir tutamı, mendilini, terliğini bir çekmecede sakladığını, arada onları çıkarıp sevip okşadığını, terliklere bakıp nasıl yürüdüğünü düşlediğini mektuplarından biliyorsunuzdur Orhan Bey.”
“Hayır, bilmiyordum,” dedi. “Ama çok hoşuma gitti.”
“Ben de bir kadını saçlarını, mendillerini, tokalarını, bütün eşyalarını saklayacak, onlarla yıllarca teselli arayacak kadar çok sevdim Orhan Bey."
"Nereye koyacağız Kemal Bey şimdi bunu?” diye sordu Çetin Efendi.
“Hayatımın sonuna kadar bu arabayla aynı çatı altında yaşamak isterim.” dedim.
Bunu gülümseyerek söylemiştim, ama Çetin Efendi isteğimin içtenliğini anladı, başkaları gibi “Aman Kemal Bey, ölenle ölünmez.” demedi. Deseydi, ona Masumiyet Müzesi’nin ölenle yaşamak için yapılmış olduğunu söyleyecektim. Hatırladığım cevap içimde kaldığı için, gururla bambaşka bir şey söyledim.
“Merhamet Apartmanı’nda da pek çok şey var. Hepsini aynı çatı altında toplayıp onlarla yaşamak istiyorum.”

Son zamanlarda okuyup en çok etkilendiğim kitaplar arasında yerini aldı bu kitap. "Masumiyet Müzesi"
Aşk'ı okuyarak hissettiğim tek kitap... Okurken kendinize şu soruyu sormaktan alıkoyamıyorsunuz: "Böyle bir aşk mümkün mü?"
Orhan Pamuk'un Nobel ödüllü kitabını okumamış olanlar için şiddetle tavsiye ederim. Özellikle İstanbul'da yaşayanlar kitabı okuyup, kitabın içinde bulunan müzeye giriş biletiyle müzeyi gezmelerini tavsiye ederim.
2. Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
"Bu eksik sana değil, bana ait… Bende inanmak noksanmış… Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana âşık olmadığımı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar. Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın… Seni seviyorum… Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum…
Sonra, bir şey arıyormuş gibi gözlerini yüzümde gezdirerek:
“Berlin’de yalnızsınız değil mi?” dedi.
“Ne gibi?”
“Yani… Yalnız işte… Kimsesiz… Ruhen yalnız, Nasıl söyleyeyim… Öyle bir haliniz var ki…
“Anlıyorum, anlıyorum… Tamamen yalnızım… Ama Berlin’de değil… Bütün dünyada yalnızım... Küçüklükten beri…”
“Bende yalnızım…” dedi. Ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: “Boğulacak kadar yalnızım…” diye devam etti, “Hasta bir köpek kadar yalnız…”

İnsanlar hakkında çok çabuk hüküm veriyoruz.. Onların niçin yaratıldıkları küçümseyerek iç dünyalarını görmezden geliyoruz... Kürk Mantolu Madonna... Bana kitapları daha da fazla sevdiren kitap... 3 kere okuduğum ve göz yaşı döktüğüm kitap... Raif Efendi ile Maria Puder'in aşk hikayesini okumanızı şiddetle öneririm.
3. Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
"Dışarısı serindi. Bankaların önündeki geniş kaldırımda duvar kıyısından yürüyordu. İç cebini yokladı; Tırnak çakısı oradaydı. Bir portakal kabuğuna ya da balgama basmıştı anlaşılan, ayağı kaydı; düşerken duvara sürtündü, elini yere dayayıp doğruldu. Gelip geçenlerden kimse gülmedi. Onu görmüyorlar mıydı yoksa?"
"Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak."

Kitap yazarın diğer romanı gibi bir yalnızlık ve bir dışlanmışlık üzerine kurulu. Romanın karakteri Zebercet. Zebercet bir otel işletmecisi. Zebercet yalnız doğmuş yalnız büyümüş yalnızlık karakteri olmuş. İnsanlardan korkuyor ancak fıtratı gereği insanlar ile iletişim kurma çabasında. İnsanları sevmiyor ama sevgisizliğinin sebebi yalnızlık. Halen günümüz insanın yansıtan zebercet aslında bencilliği de ön plana çıkarıyor. Kendini düşünen kendi mutluğunun peşinde olan küçükte olsa kendi zevkleri önemli olan bencil insan Zebercet...
4. İnsancıklar - Fyodor Dostoyevski
"Yemez içmez, ders vererek kazandığı birkaç kuruşu da kitaba yatırırdı. Giyecek doğru dürüst elbisesi yoktu; ama çok pahalı kitapları vardı. Odasına çekilir, gece yarılarına kadar kitap okurdu. Çok sabırlı ve hoşgörülü bir insandı."
"Yeni odamda çok mutluyum. Buraya taşınmakla çok iyi ettim. Artık her gün, uzaktan da olsa, seni görebileceğim. Bu odayı kiralamakla iki güneşe birden kavuştum. Biri vücudumu, öbürü kalbimi ısıtıyor."

Bildiğiniz gibi bu kitap Dostoyevski'nin ilk romanıdır. Okuttuğu arkadaşı ve dönemin eleştirmenlerinden Belinski kitabı okuduktan sonra hayranlıklar içinde kalmışlardır. Roman ihtiyar bir adam ile genç bir kadın arasındaki mektuplaşmalardan oluşuyor. Kitabı okurken ne de güzel seviyor diyorsunuz kitabın içindeki karaktere. Okuduğunuza pişmanlık duymayacağınız bir kitap.
5. Yalnızız - Peyami Safa
"Yalnızım, yalnızız. Bak, bu yalnızlık hali romantizmi, daha önceki asrın insan haklarına temel yaptığı bir infiratedeolojisine karşıdır. Bu işte, yakıcı ve boğucu yalnızlık korkusu, bu müthiş fobi, ferdiyetler nizamı üstüne kurulmaya doğru her gün biraz daha fazla giden yeni nizamların Ben’lerin arasındaki mesafeleri açarak polipsişik bir havadan onları mahrum etmesidir. Yani bak, büyük kalabalıkların ortasında, insan denilen sosyal mahlûk kendi… kendi iç dünyasının mahpusu halinde, şifasız bir yalnızlığa mahkum."
"Hepimiz ruhumuzda en az bir katil, birkaç hırsız, bir sürü yalancı iftiracı ve sayısız can, mal, ırz düşmanı var. Bunları hapsediyoruz. Yoksa kim adam öldürmez, çalmaz, iftira atmaz, ev bark yıkmaz?"

İnsan karakteri tanıma, beden dili okuma üzerine merakınız varsa hele tam sizlik bir kitap. Peyami Safa'nın kişilik tahlilleri ve karakterleri bütün yönleriyle başarılı bir şekilde tahlil edişi kitaba ve anlatımına apayrı bir ifade katmış.Kitap hem toplumsal anlamda bozulmayı, batı merakını ve bir genç kızın bu bozulma içindeki değişimini anlatıyor.Ve kitaptaki Meral karakterinin cümlesi 'KENDİ KENDİMDEN NEFRETİMİN ÇERÇEVELEDİĞİ VE ÇİRKİNLEŞTİRDİĞİ BİR DÜNYADA YALNIZIM' insanı yerle bir ediyor.
6. Serenad - Zülfü Livaneli
“Her iktidar adam öldürür mü?”
“Evet! İktidar zulüm demektir. Hele denetlenemeyen iktidar.”
“Peki, iyi insanlar iktidara gelirse?”
“Öyle şey olmaz!”
“Neden?”
Acı bir gülümsemeyle açıkladı:
“İyi insanlar iktidara gelemez, gelse bile iktidar onu bozar, zalim yapar.”
Belki de edebiyattan biraz uzaklaşmış olmamın nedeni öyle gizemli bir şey değildi. Hayat koşulları yazar olmamı engellemişti; bu kadar basitti işte. Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu “kişisel gelişim” kitaplarının bağırıp durduğu “istersen yaparsın!” sözü tam olarak kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. “İstemek” kavramı, “dilemek”ten ve “hayallere dalmak”tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, görevini yapmakla ilgili bir şeydi.

İnsan ilişkileri, Aşk ve Tarih iç içe bu kadar güzel anlatılabilirdi.
7. Elif - Paulo Coelho
“Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var,” dedim ona. “İnsanlık kadar eski olan bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. Sarılmanın anlamı şudur: Sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek her sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen, şimdi sarıl bana.”
“Kimse yanı başındaki güzelliğin hakkını vermez, uzaktan gelen hep kıymete biner.”

Huzura ermek için herkesin geçmişine dönüp bir iç hesaplaşma yapması gerekir. Yazarda bu romanında bu net bir şekilde ortaya koymuş. İlgi duyanların severek okuyacağı bir kitap. Özellikle mistik olaylara ilgisi olanlar mutlaka okumalı.
8. Yılanı Öldürseler - Yaşar Kemal
“Sen konuşur muymuşsun Hasan?” diye şaşırdı, sevindi, dişsiz ağzı gerildi, çocukladı.”
“Konuşuyorum,” dedi Hasan dik. “Adamımı bulursam.”

Köyde yaşayan masum bir çocuğun, öncelikle yakın akrabaları ve köy halkı tarafından uygulanan toplumsal psikolojik baskı sonucunda öz annesinin katili olma yolundaki dramatik hikayesini usta yazar oldukça güzel işlemiş
Toplumsal baskı kurbanı kadınlar.Esme bir kadın."Esme öldürülmez.Esme dünya güzelidir.Tanrı bin yılda yaratmıştır Esme'yi."Toplumsal cinnetin yarattığı bir öldürme çabası...
9. Hikâyem Paramparça - Emrah Serbes
"Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlaşılabilecek şeyler var."
"
Şunu çok sık duydum. “Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum.” Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.

Paramparça küçük hikayelerden oluşan bir kitap...
10. Tesirsiz Parçalar - Ali Lidar
- Seni seviyorum dedi mi sana?
- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.
- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin sevmiyorsan da sevmezsin. Bazen de ikisi birbirine karışır.
- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?
- Bak o biraz karışık işte. Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara'ya. Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum… Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.
- Ee, sonra?
- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. Ne deniyorlarsa artık. Bozuldum tabi. Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet.. Ama faydası olmadı tabi.
- Yani yalan mı söylemiş? Sevmiyor muymuş seni?
- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir.
- Yani abi?
- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. Bırak. Eğer seviyorsa seviyordur. Sevmiyorsa da sevmiyordur. Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. Sevecekse seni, sever. Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.
- İyi de abi ben onu çok seviyorum.
- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz. Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte..
Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor.. Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en.. Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır.Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını.. Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki. Belki de eski bir bankta birer bira.. Kırmızı Tuborg.. Gazeteye sarılı.. Ben de ona sarılabilsem.. Anlatamadıklarımı anlar mı o zaman?..

Yazarın ilginç bir üslupla kendi hayatından kesitler sunduğu bir kitap.
"Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde. Yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu. Otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime... 'Anne' dedim. 'Çay koy da içelim.' "
Umarım beğenerek okumuşsunuzdur. Kitaplı günler :)

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar