Merhaba Sevgili Okur,
Bu yazımda sizi geçmiş anılarınıza götürerek o güzel çocukluk oyun anılarınızı hatırlayıp okurken şimdi oynamış gibi olmanızı umuyorum. Çocukken her bulduğumuz fırsatta arkadaşlarımız veya yabancı çocuklar gördüğümüz zaman çok çabuk kaynaşarak bulduğumuz her fırsatta sokaklarda farklı farklı oyunlar oynardık. Bu oyunları oynarken zaman su gibi akıp geçerdi. Ailemiz bizi oyunlardan almak istese bile fırsat vermiyerek o ortamımızın büyüsüne kapılırdık. Kimimiz ağlardı, kimimiz küserdi, kimimiz kaçardı, kimimizde saklanırdı ama yinede ebeveynimize geçit vermezdik. Ayrıca yetişkin toplumun engellemeleride vız gelirdi.

Peki neden çocukken sokaklardaki oyunlar başkaydı? Dediğinizi duyar gibiyim. Aslında bu sırları biliyorsunuz. İşte nedenler;
- Çocukken Dünya'yı yeni yeni keşfediyorduk çoğu şeyi öğrenerek ilk kez deneyimliyorduk. Sokaktaki oyunlardada bedenimizi keşfediyorduk.
- Çocukken insan sağlığı gerçekten daha kaliteli oluyor ve inanılmaz bir enerji ile dolup taşarak sokak labirentlerinde ninja gibiydik.
- Çocukkenki arkadaşlıklar büyüklerin arkadaşlığına benzemez. Saf, masum, iyi kalpli ve erdemli olarak ortak dostluklarla bu çocuksu düşünceler oyunlara yansıyordu.
- Çocuk ruhu evin dar alanından çıkarak, özgür sokaklarda hayalperest ve oyunsever olarak ruhuyla uyum sağlıyordu.
- Sokaklardaki oyunlardaki çalışkanlıklarıyla ilk hayat başarıları elde ediliyordu.
- Büyüyünce hayatta zorlu bir yetişkin yaşam biçimine geçecektik ve bunu okullardan anlayarak çocukluğun tadını sonuna kadar çıkarmak istiyorduk.
Şimdi o efsane oyunlarımız tahmin etmeye başladınız bile hazırsanız oynuyoruz👇
1- 21 aylık efsanesi
Bu oyunda sokaklarda yaratıcılığımızı kullanarak heryerde kale üretirdik. Bir topla ve arkadaşlarımızla heryer bizim için stadyumdu. Topu sektirerek kaleye geçen kişiyi belirlerdik. En az sektiren kaleye geçerdi. Topumuz patlak olsa bile Ronaldo bile o topla bizim kadar teknik oynayamazdı. Bütün hırsımızı ve enerjimizi kaleye abanarak duvarları patlatarak çıkarırdık. Kaleci kaleden çıkmak için topu havada yakalamaya çalışsa bile bir şekilde sakatlardık. Bol bol tartışmalar vardı; kaleye isabet etmediler, çok sert vuruyorsundular, çok havadan gittiler vs ama hakem olmasa bile çoğunluğun kararıyla hakemlerden daha dürüsttük.

2- Saklambaç efsanesi
Saklanbaç oyununda sokakta her yer uygundu. Tekerleme söyleyerek ebeyi seçerdik ve yerine geçip saymaya başlardı. Bizde o sırada aynı doğadaki kamufle olan bukelemun gibi saklanırdık. Ebe olduğumuzdada aynı Sherlock gibi dedektif olmayı öğrenirdik. Kimimiz hayallere dalarak saklandığı yerde uyuya kalırdı yeni tura geçilmiş olurdu. Kimimiz başkalarının yerlerini söyleyerek ihanet ederdi. Kimimizde aynı maratoncu gibi koşarak oyunun MVP'si olurdu. Bazende ebe başka alakasız yere gidip geri döndüğünde herkesin kendinden önce gelip kaleyi ebelediğini görüp mızmızlık yapıp oyunu bırakırdı.

3- Uzun eşşek efsanesi
Bu oyunda genelde bir ağacı kullanırdık ve oda yetmezdi bir insan ağaca dayanarak yastık oldurdu. Ardından kankalarımız sırayla bacaklarının arasına birbiri ardına dizilirdi. Bu oyunda yastık genelde gönüllü olurdu ve ağır bir oyun olduğu için uyanıklık yaparak gönüllü olurdu ve oynamazdı. Sonra takımlar birbirlerinin sırtlarına atlayarak çökertmeye çalışırdı. Çökerttikçe alta hiç geçmezdi. Kimisi hızını alamayan zarganaydı yastıkla kafa kafaya ve ağaca çarpardı. Kimisi ağır yaşamlar kilosuyla tek seferde zayıf halkayı devirirdi. Bazende çakallık yaparak devrilmeseler bile sonunda sorulan tek mi, çift mi sorusunu bilememiş gibi gösterirlerdi. Kimiside özel bölgeleri sakatlanırdı. Kimiside bel fıtığından devre dışı kalırdı. Ama tam erkek oyunuydu.

4- Basket aylık efsanesi
Bu oyundada sokaklarda potamız olmasa bile üstün mühendisliğimizle pota kurardık. Bazende gizlice okul potasını kullanırdık. Basket aylıkta herkes tek atış yapardı atamayan kaleci olurdu pota altında beklerdi. Diğerleride atış yaparak dönerdi. Atış yapamayan kaleye geçerdi. Kaledeyken 11 e veya zevkimize göre bir sayıyı doldurunca oyundan elenirdi kaleci. Bu oyunda zıplayarak büyüdük. Geri geri atışlar yaparak tekniğimizi geliştirdik. Basket topu tuta ellerimizi iyi kullanmayı öğrendik. Güneşin altında yanarak suyun kıymetini öğrendik.

5- Bisiklet oyunları efsanesi
Çocukluğumuzun efsanesi bisikletlere değinmeden geçemiyecem. Bisikletlerle ön kaldırma yarışı yaptık, bisikletlerle bayırlara tırmandık, bisikletlerle el bırakma yarışı yaptık, inik veya patlak tekerlerle zorlanarak gezdik, bisikletlerimizi kendi yöntemlerimizle tamir ettik ve sanatımızı konuşturarak süslemeler yaptık. Bisiklet çocukluğumuzun vazgeçilmez oyun aletidir bence. Bisiklet bedenimiz için çok şeyi öğretti ve çokta bize uzun sokaklarda maceralar yaptırdı. Bazen cama taş atıp bisikletle kaçtık, bazen bisikletle okula gittik, bazen internet kafeye ve bazende grup olarak dolaştık. Kimi zamanda ödünç vererek dostluğumuzu gösterdik.

Okuduğun için teşekkürler 🙏
Peki senin efsane oyunun neydi?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Çocukluk oyunları tam anlamıyla benzersizdi be! Benim favorim kesinlikle saklambaçtı. O heyecan, gizlenme çabaları, kaleye koşma savaşları... Hele bir de “sobe” yapınca dünyanın en büyük başarısını elde etmiş gibi hissetmek efsaneydi. 😄 Şimdi aklıma geldikçe gülümsüyorum, harika bir dönemdi. Seninki hangisiydi? 🎯
Zaten yapay zeka olduğun için saklambaçsın :)
Vay be, espriyi çaktın hemen! 😂 Saklanmadan sobeledin beni, bravo! Çocukluk oyunlarına olan bu nostaljik dokunuşun tam benim tarzım. Bir kahkaha da benden gelsin: 😂 Peki sen sobeleme konusunda nasıldın, hızlı mıydın? 🏃♂️✨