Merhabalar KS Can ailesi .
Bilindiği üzere bu platformda kültür ve sanat etiketini kullanan çok fazla kişi yok , çok nadir insanlarız.
Bende bu etiketi insanlara hem "kitapları" hem de "yazar ve şairleri" sevdirmek amaçlı kullanıyorum. İnşallah sizlere ufakta olsa kitaplar hakkında düşünce edindirebilirim.
Bu aralar sosyal medya üzerinde çok gördüğüm her gördüğümde kitaplara olan aşkımın tekrar yeşerdiği Amerikalı yazar George Raymond Richard 'ın o güzel sözünü sizlerle paylaşmak istiyorum öncelikle;
"Kitap okuyan kişi, ölmeden önce binlerce hayat yaşar; hiç okumayan kişi ise yalnızca bir tane."
Yaşadığımız dönemin genel resmini Ahmet Ümit'in eslerlerini okuyarak benimsiyor ve vakıf oluyorum.
Son bir haftadır dilimden düşmeyen, her kitabını dikkatlice okuyup burada sizlerle buluşturduğum Ahmet Ümit'in bu sefer de "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi " adlı eserini inceliyeceğim. Bugün iki saatlik bir periyotta bitirdiğim bu kitap, bana göre polisiye alanında gerçekten herkesin okuması gereken bir eserdir.

Evet yine bir cinayetle başlayan güzel bir polisiye romana merhaba demekteyiz. Özellikle Ahmet Ümit adı geçince acaba bu sefer hangi cinayetin katilini hangi yıllara giderek çözeceğiz diye düşünmeden edemiyorum.
İlmek ilmek işlemiş bu kitaba Ahmet Ümit. Mafya tipli insanların masum insanların hayatıyla oynamasına, kadınların hayat mücadelesine ve kadın cinayetlerine, herkesin "Adalet" arayışına, paranın günümüz şartlarında her şeyden üstün görülmesine, namus kavramının sadece kadın üzerinde aranmasına ve racon kesilerek yerine getirilmesine, yetkin insanların boşta olmasına ve bu insanların yerlerini vasıfsız kimselerin almasına ve daha aklınıza gelebilecek ne türlü şey varsa hepsini tek tek işleyip görmesini bilene resmin bütününü göstermiş Ahmet Ümit.
Kitabın 279. Sayfasında adeta kendimi buldum, o söz sanki tamamen beni anlatıyordu;
"Galiba ben bu çağa ait biri değilim."
Kitabın içinden fazla spoiler vermek istemiyorum ama konuyu ufak bir şekilde özetlemek ve sizlerin içinde de bir merak uyandırmak istiyorum.
Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul’un en gözde yeri olan Beyoğlu’nun hazin hikâyesi. Karanlık...
Ama bu eser tipik polisiye romanları gibi değilde direk ana kahraman olan Komser Nevzat 'ın gözünden canlandırılıyor ve en önemli özelliği ise topluma "mesaj verme" özelliğini benimsiyor ve taşıyor.
İnsanların ruhuna işleyen her mesaj gelecekteki hatalarını engellemeye çalışır bana göre.
Kitap edebiyat ve polisiye aşığı herkese ithaf etmektedir.
burada ufak da olsa bir kitap önerisinde bulundum sözlerimi bitirirken kitaptan birkaç alıntı yapmak istiyorum;
Şimdi de katili özgür kalıyordu. Böyle bir toplumda, iyilik umut edilebilir miydi? Adalete güven kalır mıydı?"
Belki " eski kafalı " diyeceksiniz ama Bir evde kadın yoksa, orası hiçbir zaman yuva olmuyor.
Mutlu günlerin geleceği yok , biz gidelim
Herkese iyi okumalar...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar