Her zaman sizlerle samimi duygumla paylaştığım gibi, ''benim nefes alma alanım'' dediğim ve editörü olmaktan onur duyduğum canım KizlarSoruyor'da bugün, yaptığım onca söyleşi arasında en iyisi ve benim nazarımda en değerlisiyle sizlerleyim. Çünkü onlar başlıkta da belirttiğim gibi Türkiye'nin en köklü rock gruplarından biri. Her ne kadar ticari kaygıları ön planda olmaksızın, her biri farklı iş alanlarındayken müziğe olan tutkuları ile bir araya gelmiş değerli müzisyenler olsa bile; öyle güzel şarkılar söylediler ve bestelediler, öyle gönüllere girdiler ki her anlamda başarılı oldular.
Velhasıl kelam durum böyleyken, "Doğudan bakınca batılı, batıdan bakınca doğulu!" Hayata, müziğe, insan olmak için zaruri tüm değerlere yüksek bir 'sadakat' ile bağlı, hayranı olduğum Yüksek Sadakat grubunun son çalışmalarını, müzik yolculuklarını ve hayata dair pek çok şeyi çok değerli vokalisti sevgili Kenan Vural ile konuştuk.

1997 yılında 'Filinta' grubu ile başlayıp ''Yüksek Sadakat'' olarak müzik yolculuğuna devam eden grubun kurucusu, bir nevi babası, bas gitar / geri vokalde değerli Kutlu Özmakinacı, elektro gitar / geri vokalde Serkan Özgen, klavyede Uğur Onatkut, bateride Deniz Alemdar ve harika sesi, (ee tabi ki karizmasıyla :) ) grubun vitrini, aynası niteliğinde Kenan Vural.
Zaman içinde grubun çalışmalarına katılmış, Yüksek Sadakat'in gelişiminde katkısı olmuş vokal Cemil Demirbakan ve Selçuk Sami Cingi ayrıca bateride Alpay Şalt başta olmak üzere tüm değerli müzisyenleri de grubun bir hayranı, bir müziksever olarak minnetle anmadan geçmek istemedim.
O zaman Yüksek Sadakat & Kenan Vural Röportajı başlasın!
- Sevgili Kenan Bey öncelikle beni kırmayıp söyleşi teklifimi kabul ettiğiniz için bir kez daha teşekkür ediyorum. KizlarSoruyor’a hoş geldiniz. Nasılsınız? Her şey yolunda mı? Pandemi dönemi sizin için nasıl geçti?
Öncelikle KızlarSoruyor’da grubum Yüksek Sadakat adına bana yer verdiğiniz için teşekkür ederek başlamak isterim. Ben sekiz yıl önce İstanbul’a biraz ara vermek, büyük şehrin karmaşasından uzaklaşmak için Bodrum’a yerleştim. Merkezden uzakta küçük bir köyde yaşıyorum. Pandemi başladığında İstanbul'daydım fakat konserlere bir süre ara vermek zorunda kalacağımızı öğrendiğimde, 2020'nin Mart ayında, bu süreci daha az riskli gördüğüm Bodrum’da geçirmeye karar verdim. Burada insanlardan ve hastalık riskinden uzak, sakin bir yıl geçirdiğimi söyleyebilirim. Geçtiğimiz yıl zamanımın büyük bölümünde eski şarkılarımın bir kısmını yeniden kaydettim. Yıl sonuna doğru da Yüksek Sadakat’in yeni albümünün provaları için tekrar İstanbul’a döndüm.
Her şeyin yolunda olduğunu söylemek zor olsa da, hem bu dönemi sakin geçirdiğim, hem de gurubun yeni albümünü bitirdiğimiz ve dinleyicimizin beğenisine sunduğumuz için hayatımdan memnun olduğumu söyleyebilirim.
Solistler her zaman seyircinin odak noktası olmakta ve bu bana ayrı bir sorumluluk yüklüyor ki bundan çok memnunum.

Değerli müzisyen Kutlu Özmankinacı’nın temellerini 1997 de attığı Yüksek Sadakat grubuna katılımınız 2008 yılında çıkardığı Katil & Maktül albümünden itibaren oldu. Bence grubun en güzel ve en popüler albümlerinden biriydi. Sonrasında kısa bir ayrılık yaşansa da uzun zamandır Yüksek Sadakat’in yüksek enerjili, değerli bir üyesi olarak yer almaktasınız.
- Yüksek Sadakat grubunu ve yaptığı müziği içeriden bir göz olarak siz nasıl değerlendirirsiniz?
Katil & Maktül albümü ve benim için yaptığınız değerlendirmeden dolayı teşekkür ederim. Yüksek Sadakat sahnede gerçekten de yüksek enerji ile çalan bir grup. Ben de enerjimi arkadaşlarımdan alıyor ve onlara da aynı enerjiyi yansıtıyorum. Solistler her zaman seyircinin odak noktası olmakta ve bu bana ayrı bir sorumluluk yüklüyor ki bundan çok memnunum. Müzik ve çalmak çok kollektif bir iş ve bu nedenle hem sahnede hem de sahne arkası çalışmalarımızda daima birbirimize destek oluyor ve birbirimizden güç alıyoruz.
Her birimiz hem batı kültüründen doğmuş olan rock müziğini, hem de kendi coğrafyamızın müziğini iyi bilen müzisyenleriz.

Temelde müziğin kategorize edilmemesi gerektiğini düşünürüm ancak müziğimiz için yapılan en temel yorumlardan biri, “doğudan bakıldığında batılı, batıdan bakıldığında ise doğulu bir müzik” oldu. Buna katılırım çünkü her birimiz hem batı kültüründen doğmuş olan rock müziğini hem de kendi coğrafyamızın müziğini iyi bilen müzisyenleriz.
Bu doğal olarak müziğimize yansımakta. Batılı armonilerin üzerine zaman zaman bizim coğrafyamızdan esinlenerek kullandığımız melodiler, düzenlemelerdeki ince ayrıntılar bu tanımı haklı çıkarıyor. Önemli bir konu da Yüksek Sadakat şarkılarındaki güçlü sözler ve etkileyici anlatım. Bu konuda Kutlu Özmakinacı’nın hakkını teslim etmemiz gerekir.

Müzik hayatında grup olarak var olabilmek ve uzun yıllar kalıcı olmak çok zor olsa gerek. Değerli grup üyeleri Serkan Özgen, Kutlu Özmakinacı, Uğur Onakut, Sefa Deniz Alemdar ve tabi ki siz.
- Müzikal anlamında, dünya görüşü, duygu, ruh dünyası, vs. ayrıştığınız noktalar oluyor mu? Ya da uzlaşılamaz sorunlar yaşadığınız oluyor mu?
Bizler müzik yapmayı, müzikle yaşamayı seven hatta müzik olmadan yaşayamayan insanlarız. Bu anlamada kişisel ayrılıkları hiçbir zaman ön planda tutmadık. Yaptığımız için başarısı için ortak bir bilinç oluştu zamanla ve bu her şeyin üzerindedir bizler için. Doğal olarak hayata bakış açılarımız, pratikte yaşamlarımız, farklı konulardaki düşüncelerimiz, tepkilerimiz, yaklaşımlarımız farklı olabiliyor ama bu hiçbir zaman ve hiçbir konuda çözülemez bir krize yol açmamıştır.
Her birimiz bir diğerinin bakış açısını, düşüncesini anlamaya özen gösterir, yaklaşımlarımızı değerlendirir ve gurup için en doğrusu olduğuna inandığımız şekilde kararlarımızı alırız. Müzik dışında, özel hayatlarımızda da oldukça iyi anlaşan, birbirini seven ve sayan arkadaşlarız.

Tek olarak yaptığınız şarkılardan anlıyoruz ki çevresinde olup biten her şeye çok duyarlısınız. ‘Kara Cümbüş’ şarkısı başta olmak üzere bazı şarkılarınızda küresel ısınma, termik santraller, orman yangınları, çevre kirliliği gibi hepimizin yarası olan konulara dikkat çekiyorsunuz.
- Sizce bir sanatçının hem çevresel faktörlerde, hem diğer sosyal, toplumsal konularda vereceği mesajların etkili olduğuna inanıyor musunuz? Bir sanatçının örnek olmak gibi bir misyonu var mı?
Doğrusunu söylemem gerekirse hiç bir sanat eseri ya da şarkının mesaj vermek gibi bir kaygısı olmamalı. Ancak tabi ki sanatçılar duygusal ve duyarlı insanlar. Dolayısı ile bir eser meydana getirirken etrafımızda olan bitenden etkileniyoruz. Müzik bizim için kendimizi en iyi ifade ettiğimiz form ve yüzden doğal olarak duyarlı olduğumuz konularda da ürün veriyoruz. Bu kimi zaman çevresel sorunlarla ilgili oluyor kimi zaman daha kişisel şarkılar yazıyoruz. Benim şarkı yazarken yapmaya çalıştığım, anlattığım bir hikayenin bir başka insan hayatında da yer bulması, ona dokunması. Başka bir deyişle benim yazdığım bir şarkıyı bir başkasının içselleştirebilmesi.
Her insan kendi hayatını yaşar ve kendinden sorumludur. Bir sanatçı olarak genç kardeşlerimize iyi bir örnek olmayı tabi ki isterim ama bundan öte toplumdaki her fert etrafındaki insanlara örnek olmalı, hayatı boyunca kendini tanımaya ve her gün daha iyi bir birey olmaya çalışmalı diye düşünüyorum.

Özellikle rock gruplarının isimleri dikkat çekmiştir. Çünkü sıradan olmayan isimleri vardır. Bende daha önce konuyla ilgili yazdığım bir yazıda Yüksek Sadakat isminin hikayesini araştırmıştım. Eğer yanlış bilmiyorsam Yüksek Sadakat'in isim babası, grubun kurucu üyesi Kutlu Özmakinacı’nın ta kendisiymiş.. Kutlu Bey müzikte teknolojik sistem ile çok yakından ilgileniyormuş ve bu sistemde bir terim olan Hi-Fi (High Fidelity eşittir Yüksek Sadakat) açılımı ilgisini çekmiş. Grubun adı da bu sebepten Yüksek Sadakat olmuş.
- Yüksek Sadakat isminin derinliği olan başka bir anlamı var mı?
Yaptığınız araştırma doğru fakat eksik çünkü budan fazla söz etmemişizdir bu güne dek. Kısaca anlatmak gerekirse Yüksek Sadakat ismi, sadakat olgusunu sorgulayan bir anlam da içermekte.
Kutlu’nun Rengarenk’i yazarken özellikle LGBT’ye destek olmak için kolları sıvadığını sanmıyorum..
Eylül ayında çıkardığınız ‘Rengarenk’ albümündeki şarkılar çok beğenildi. Özellikle klibini çektiğiniz ‘Öksüz Yel’ çok iyi gidiyor.
- ‘Rengarenk’ şarkısı ise bazı müzikseverler tarafından LGBT'ye destek olarak algılanmış görünüyor. Bu şarkıda öyle bir mesaj mı vermek istendi? Yoksa isminden dolayı mı böyle düşünüldü?
Albümün iyi gittiği haberini sizden duymak güzel oldu benim için. Daha çok yeni olduğundan albümün ne kadar beğenildiğini söylemek zor ama şarkıların dinlenme sayılarından takip edebildiğimiz kadarıyla ilgi gerçekten oldukça iyi diyebilirim.
Kutlu’nun Rengarenk’i yazarken özellikle LGBT’ye destek olmak için kolları sıvadığını sanmıyorum çünkü O’nun şarkı yazma şeklini biliyorum. Genel olarak bir şarkı yazmaya başlarken kafasında herhangi bir konu yoktur, kalemi O’nu nereye götürürse oraya doğru gider. Tabi bu, yazdığı sözlerin bir tesadüften oluştuğunu da düşündürmesin.
Bir toplum, içinde her anlayıştan, her hayat tarzından, her katmandan, her inançtan insanı barındırmalı ve taşıyabilmeli ki ona bir toplum denilebilsin, bir dinamiği olsun.

LGBT konusuna gelecek olursak, eğer şarkı böyle bir çağrışım yapıyorsa bundan da mutluluk duyarız. Bir toplum, içinde her anlayıştan, her hayat tarzından, her katmandan, her inançtan insanı barındırmalı ve taşıyabilmeli ki ona bir toplum denilebilsin, bir dinamiği olsun. Birbirimizle barış ve huzur içinde yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Toplum olarak çektiğimiz sıkıntı, birbirimizi ötekileştirmek yüzünden değil mi ?
Belki de sırf bu anlayışı kırmak için Rengarenk’e bir klip çeker ve orada LGBT renklerini kullanabiliriz, bundan dolayı da hiç bir kaygı gütmeyiz.

Belki de sırf bu anlayışı kırmak için Rengarenk’e bir klip çeker ve orada LGBT renklerini kullanabiliriz, bundan dolayı da hiç bir kaygı gütmeyiz. Şarkının LGBT’ye destek olmak için yazılmış bir şarkı olarak algılanması bizi hiç mi hiç rahatsız etmez. Sadece bu nedenle eleştirilecekse, bunu ancak onu eleştirenlerin ayıbı olarak görürüm.
Kendi tarihimizi onurlandırmak için hit olan ilk şarkımızı bu albüme koymaya karar verdik.
Yine Rengarenk albümünde Yüksek Sadakat ile anılan, klasikleşmiş efsane şarkı ‘Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer’ yeniden seslendirilmiş. Çok güzel bir sürpriz yapılmış aslında dinleyecilerinize.
- İlerleyen zamanlarda farklı bir çalışma olacak mı?
Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer' i uzun zaman önce yapmayı düşündüğümüz akustik albüm için bu son haline benzer bir şekilde düzenlemiştik ve çok beğenmiştik. Rengarenk albümü, gurubun on beşinci kuruluş yılına denk geldi ve biz kendi tarihimizi onurlandırmak için hit olan ilk şarkımızı bu albüme koymaya karar verdik. Tabi yepyeni bir düzenleme ile. Kendi adıma “Kuşlar’ı” seslendirmek de çok özel durum ve duygu. Çok beğenildiğini görmek de beni fazlasıyla mutlu ediyor.

Bir şarkınızın altında yazılan bir yorumda bir dinleyiciniz şöyle diyordu; “ Yüksek Sadakat’te solist olmanın şartları: Kel ol, Sesin çok güzel olsun, Grubu terk etmeye her an hazır ol.. " :) Bu samimi ve ironi barındıran yorum çok hoşuma gitmişti. İlk 2 madde sizde kesinlikle mevcut ama 3. Konuyu da size sormak istiyorum. Böyle bir olasılık var mı?
Gerçekten ironi barındıran bir yorum. Tebessüm ediyorum şu an. Kellik konusunda Cingi’yi hatırlatmak isterim. Birinci kritere uymuyor, demek ki böyle bir şart yok :) Söylediğiniz gibi ben ilk iki kritere hatta guruptan bir süre ayrı kaldığım için, geçmişte bu üç kritere de uyuyorum. Ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, güzel sesli bir şarkıcı olmaktansa, iyi bir yorumcu olarak düşünülmeyi tercih ederim. Yine de bu yorumu yapan arkadaşa teşekkür ederim. Üçüncü konuya gelince, uzun uzadıya konuşmaya gerek görmüyorum ama guruptan ayrılmamın nedeni gurup arkadaşlarımla yaşadığım bir sorundan kaynaklanmamıştı.
Hiç kimse başarıyı yakaladığı bir oluşumu bırakıp gitmek istemez. Yüksek Sadakat benim kişisel kariyerimin en önemli yapı taşı, kendimi bir müzik insanı olarak en iyi ifade ettiğim oluşum ve en sevdiğim arkadaşlarımla geçirdiğim ve geçireceğim bir hayat demek. Bu koşullar altında sizce buradan ayrılmam gibi bir olasılık olabilir mi ?
- Eurovision şarkı yarışmasına katılmayı bir hata mı, yoksa deneyim olarak mı görüyorsunuz?
Eurovision’u kesinlikle çok önemli bir deneyim olarak görüyoruz.

- Grubun enleri neler?
Yaş itibarı ile Kutlu için gurubun babası diyebiliriz, ayrıca da kurucusu olması nedeni ile tabi. Müzik konusunda en çalışkan diye bir isim veremem, hepimiz işimizin gereklerini karşılamak için elimizden geldiği kadar çok çalışırız ama genel hayat mücadelesi içinde en çalışkanımız Serkan’dır.
Duygusallık konusunda birbirimizle yarışırız ama duygularını en az belli eden Uğur’dur. Pragmatik, çözüm odaklı, kararlarını daha ziyade mantık kuralları çerçevesinde alan üyemizdir. Enerjik olma konusunda kendimi söyleyebilirim. Ben oturmak nedir, yorulmak nedir bilmeyen bir tipim. En hassas karakter Deniz’dir. Çok nazik, çok düşünceli, karıncayı incitmekten korkan biridir.

- Son olarak, şahsınız ve grubunuz temsili olarak çoğu genç olan değerli KizlarSoruyor üyelerine ne söylemek istersiniz? Son bir mesajınız olur mu?
Tüm okurlarınıza gurubum Yüksek Sadakat adına selam ve sevgilerimi yolluyorum. Aşksız ve müziksiz kalmayın…
Su gibi akıp giden ve yaptığım en değerli söyleşi olarak kendi tarihime altın harflerle yazdığım yazımın sonunda;
İmkanı olan, imkan yaratan, sanatsız ve müziksiz geçen tatsız dönemin ardından pek çok duyguyu aynı anda yaşamak adına tüm müzikseverleri, Yüksek Sadakat hayranlarını 23 Ekim cumartesi güzel bir sonbahar akşamı, İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosundaki muhteşem konsere gitmelerini öneriyorum. Üstelik grubun son albümü Rengarenk'in en yeni şarkıları ilk kez bu konserde olacak.
Grubun insanın ruhuna işleyen, sözleri ve bestesiyle müzikalitesi yüksek pek çok şarkısı var ancak sanırım en bilineni o; 'Belki Üstümüzden Bir kuş Geçer'
YouTube'da şarkının altında yazan binlerce yorumdan birinde bir hayran;
"Hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden." gelmiş geçmiş en iyi Türkçe şarkı sözüdür. Üstüne yazılmadı..
Diğer bir yorumda başka bir hayran..
"Bu şarkının herkese hatırlattığı bir şeyler vardır. Bu hiç değişmeyecek." diyerek bir tespitlerini bulunurken, bir başka yorumda başka bir hayran;
"Ne çabuk geçiyor zaman arkadaşlarımla dinlediğim şarkıyı şimdi çocuklarımla dinliyorum.."
16 yıldır evli biri olarak anlatayım. Sene 2005 yeni evli çift mecbur ayrı kalırlar geçici bir süre ayrı şehirlerde ve bu çift ayrılık acısını bu şarkıyla yaşarlar her gece dinleyerek...Sonra kavuşurlar zorlu şartlarda ve imkanlarla ve sene çok şükür 2021 çok mutlular... ️

Bir de;
Dünya'nın hoparlörü olsa da dinletsem.
..diyen Yüksek Sadakat dinleyicisi ise olayı başka boyuta taşımış.
Amma velakin günün sonunda bu yorumu yapan müzikseverin paradoksuyla bitirmek istiyorum;
Yani dinlerken bir anda kafama takıldı yine...'hiç bir yüz güzel değil, senin yüzünden' mi? 'hiç bir yüz güzel değil senin yüzünden' mi?
Bu paradoksu bir cümle şarkı sözü ile yaşatan değerli Kutlu Özmakinacı önünde saygıyla eğiliyorum.
İyi ki varsınız Yüksek Sadakat.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer