Merhabalar yine, yeniden.
Bugünkü konumuz tarih boyunca farklı şekillerde yaşatılmaya çalışılan, kimi zaman çeşitli imgelerle somutlaştırılan, kimi zaman ise kutsal olarak görülen ancak tarihin hiçbir döneminde layıkı ile uygulanamamış bir kavram, "Adalet".
Ancak tam olarak Adalet kavramına ilişkin olmayacak yazımız. İki husus üzerinde durmayı planlıyorum. Başlayalım mı?
Adaletin Ölümsüz Simgeleri!
Ma'at

Mısırın yüce adalet Tanrıçası, güneş tanrısı Ra ile bereketi sembolize eden Hathor'un kızı.
Mısır medeniyetinde en büyük öneme sahip ilahlardan biri. Zira Mısır'ın kanunlarının kaynağı o, her firavun bu kanunları uyguluyor, eğer uygulamazsa sonucun kaos olacağına inanılıyor.
Genellikle kanatları ile çizilmiş olsa da, kanatsız çizimleri de var. Başının üzerinde bir kuş tüyü var, dikkat ettiniz mi? İşte bu tüy de doğruluğu, iyiliği simgeliyor.
Mısır'da ölenlerin Duat denilen ölüler diyarına gittiğine inanılıyor, bu yer altı dünyasından çıkıp da cennete girmek için ise tanrı Osiris'in divanında yargılanmaları gerekiyor..
*** Bu yargılamaya geçmeden önce küçük bir bilgilendirme yapmak istiyorum. Bilirsiniz, Mısır medeniyeti, mitolojisi kadar mumyaları ile de ünlüdür. Mumyaların ise en dikkat çekici yanlarından biri tüm iç organları çıkarılmış olmasına rağmen kalbin vücutta bırakılmasıdır. İşte bunun sebebi de bu yargılamadır.
Osiris, divanında ölüleri terazisi ile yargılıyor, bu terazinin bir yanına tanrıça Ma'at'ın saçlarında duran tüy konuluyor, diğer yanına ise ölünün kalbi.

Eğer kalp saf ve temiz ise tüy kadar hafif oluyor, bu saf kalp Osiris'in hüküm sürdüğü Aaru'ya, yani cennete gitmeye hak kazanıyor.
Lakin kalp kötülükle dolu ise ağır basıyor, dengesini bozuyor terazinin, bu durum yaşandığında ise ölü Duat'ın derinliklerine geri gönderiliyor. Burada yaşanan korkunç bir detay da var. Kötü olduğuna karar verilen kalp, hemen orada, divanda, Amitt isimli aslan, su aygırı ve timsah karışımı olan mitolojik canavar tarafından parçalanarak yeniliyor.
Hep derim aslında, insanların inançlarına bağlı kalabilmesi için korku faktörü de çok önemli. İşte Amitt Mısır inancının korku figürü. Bu figür Ma'at kanunlarının istisnasız uygulanmasının en büyük sebeplerinden biri.
Mısır'ın ölüler kitabından bir ölünün yakarışını da okumak istersiniz belki...
"Ben kimseye kötülük etmedim.
Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.
Gerçeğin evinde alçaklık etmedim.
Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.
Benim yüzümden kimse korku duymadı, yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı. Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiçbir zaman yapmadım.
Kölelere kötü muamele etmedim ve ettirmedim, kimseyi aç bırakmadım.
Kimseye göz yaşı döktürmedim.
Kimseyi öldürmedim ve kimsenin öldürülmesini emretmedim.
Kimseye yalan söylemedim. Hiçbir utandırıcı davranışta bulunmadım.
Evlilik dışı ilişki yaşamadım. Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım. Terazinin dirhemi üzerine hiçbir zaman elimi bastırmadım. Teraziyle tartarken hiçbir zaman hile yapmadım.
Süt çocuklarının ağızlarından sütü uzaklaştırmadım. Hayvanları çalmadım.
Tanrının kuşlarını avlamadım.
Ölmüş balığı tutmadım. Hiçbir suyu başka yöne çevirmedim.
Temizim ben, temizim, temizim…"
Themis

Titan Gaia ile oğlu, aynı zamanda eşi olan Uranus'un kızı, Zeus'un eşi, Antik Yunan inancında Adaletin sembolü olan titan tanrıça.
Zeus'un titan tanrıça Metis'ten sonraki eşidir, altı da çocukları oluyor ikisinin. Zeus'un yanı başında her zaman, tanrılar divanının adalet makamı da Themis. Birçok yerde, Zeus'un adalet yükünün altında ezildiği, diğer vazifelerine yetişememesi sebebi ile bu işi Themis'e devretmek için evlendiği geçiyor hatta. Zeus'a da danışmanlık ediyor aynı zamanda, fikir veriyor, birçok yükünü alıyor. Aslında şöyle bir bakınca, ne güzel bir kadın temsilidir.
Olympos'un düzenini de Themis sağlıyor, tanrılar arasındaki anlaşmazlıklarda hakem oluyor.
Aslında onu günümüzde gözleri bağlı, bir elinde terazisi, bir elinde de kılıcı ile resmedilmiş haliyle tanıyorsunuz. Oysa ki bu temsil tam olarak Themis değil.
İlk zamanlarında Yunan fesatlık tanrıçası Eris'e benzetiliyor, siyah bir giysi, elinde ise asası ile resmediliyor. Kılıca ihtiyacı da yok aslında, zira kendisi asla cezalandırıcı bir tanrıça olmamış, saygısızlıklar, başkaldırılar karşısısında susan, adeta içine atan, hiçbir şeye zarar vermek istemeyen anaç bir tanrıça. Bu işi onun yerine tanrıça Nemesis yapıyor.
Ancak bu şekil değişikliğini şu an değil, yazının sonlarına doğru irdelemeyi daha doğru buluyorum, zira bu durum sadece Themis'e özgü değil.
Bu arada biz de aile içinde sevmediğimiz akrabalara Eris deriz, zira fitne&fesat sanatını günümüzde Eris adına, akraba adı verilen insanlar yürütmektedir. Nemesis'in öfkesi üzerlerine olsun. 😒

"Haksızlık etmedim ki hükümden korkayım.
Aranızda satın alınmış birçok köle var.
Eşeklerinize, köpeklerinize, katırlarınıza yaptırdığınız
Ne kadar adi ve aşağılık iş varsa
Onlara da aynısını layık görürsünüz;
Sırf adamları paranızla aldınız diye.
Şimdi size, salıverin bunları desem;
Mirasçılarınızla evlendirsenize;
Niye bunlar yük altında böyle ter döküp duruyor;
Onların yatakları da sizinki kadar yumuşak olsun;
Onların midesine de sizin yediğiniz yemek girsin, desem;
Cevap olarak,
"Köleler bizim,
demez misiniz?
Benim de size cevabım aynı:
Ondan istediğim et parçası pahalıya maloldu bana;
Bana ait o et ve onu istiyorum.
Eğer vermezseniz, yazıklar olsun yasalarınıza!
Venedik'te adaletin gücü yokmuş demek." / W.Shakespeare - Venedik Taciri
Justitia

Roma'nın adalet tanrıçası. Kimisine göre Themis'in kimisine göre ise Themis'in kızı tanrıça Dike'ın temsili. Ölümlülerin arasında, Roma sokaklarında yaşayan bir bakire. Ta ki ölümlüler onu yıldızlara yükselmek zorunda bırakana kadar.
Ben hep Themis olarak düşünmüşümdür, zira adaletin kaynağı Themis'tir, Dike annesinin özelliklerini taşıyan bir mirasçıdır benim nazarımda.
Elbette Romalılar birebir almıyorlar Themis'i. Birtakım değişiklere uğruyor ellerinde. Themis'in mütevazi görünüşünün aksine, Justitia'nın bir elinde tehditkar bir kılıç, diğer elinde ise bir terazi var. Ayrıca belirttiğim üzere, Justitia bir bakire olarak tasvir ediliyor.
Peki anlamları nedir bunların?
Terazi dengeyi temsil eder, tarafsızlığın alametidir. Karar verecek olanın her delili, her kanıtı aynı titizlikle adil bir biçimde kıyaslamasını, göz önünde bulundurması gerektiğine işaret eder.
Kılıç ise yaptırım demektir. Adaletin gerektiği zaman hareketi geçerek suçluyu cezalandırabilecek kudrete sahip olduğunu gösterir. İki yanının keskin olması ise yine tarafsızlığındandır, taraf ayırt etmeksizin gerçekleşir adil olan.
Bekareti ise bağımsızlığını simgeliyor. Erkeğin egemenliğinden bağımsız, kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü, iradesi saf bir kadın.
Ne de güzel anlatır Özdemir Asaf adaleti değil mi?
"İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun!" / Özdemir Asaf
Rönesans ve Adaletin Hanımı, Lady Of Justice

Bu üç figür zaman içinde değişikliklere uğrayarak günümüze kadar geliyorlar. Ancak asıl köklü değişim rönesans ile yaşanıyor, rönesans dünyayı temelinden sarsıyor zaten, adalet anlayışını etkilememesi düşünülebilir miydi?
Herşey gibi, tanrıçalar da Rönesans sanatçıları ve düşünürleri tarafından revize ediliyor. Yukarıda saydığımız sembollerin hepsi sanatçıların, düşünürlerin ellerinde yeniden şekilleniyor ve bir değişiklik yapılıyor, bu defa gözleri bağlanıyor tanrıçanın.
Adaletin hanımının tarafsızlığını en net şekilde ortaya koyan da bu göz bağı zaten. Karşısındakileri görmüyor tanrıça, hükmünü tarafları tanımadan, adil olan şekilde veriyor böylece.

"Güçlü kanıtlar ister ve cesur
Gözleri değildir hükmeden tartısına.
Adaletin Hanımı bu yüzdendir ki
Resmedilir gözlerindeki bağıyla" / Rose Marie Juan Austin
Çeviri : Affınıza sığınarak, Ben. Ne yapayım ama, koca edebiyat dünyasında bir insan evladı çıkıp da çevirmemiş... 🤦♂️

İşte böyledir insanlığın adalet öyküsü. Hep kadındır güzel şeylerin sembolü. Ne tuhaf değil mi?
Özgürlük mü? Kadın olsun! Bağımsızlık mı? Kadın olsun! Doğa mı? Kadın olsun! Bereket mi? Kadın olsun!
Her güzel şey kadın olsun!
Evet, olsun. Ama istiyoruz ki bu güzellikler gibi bu güzelliği simgeleyen kadınlar da el üstünde tutulsun.
Özgürlüğün simgesi bir kadın mı? O halde kadın özgür olsun.
Bağımsızlığın portresinde kadının yüzü mü var? O halde kadın bağımsız olsun.
Bereketi bir kadın mı simgeliyor? O halde erkek tanrısına şükretsin üzerine yağan bu bereket ve kadını için.
Yalanın ötesine geçsin bu semboller, kadın sömürülen, öldürülen, korkutulan, biat ettirilen olmaktan çıksın. Çıkmıyor mu? Zeus kadın olmuş, neye yarar?
Tam olarak bir kültür&sanat yazısı olarak kalamadı, gönül isterdi ki kalabilsin, ancak olmadı, kısmet değilmiş. Beni de böyle kabul edin artık. Son olarak Sunay Akın'ın kaleminden küçük bir ekleme yapmak istiyorum, bu defa ben koyamıyorum noktayı, bırakalım benim yerime Sunay abi yapsın...
"Beyaz adam
özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağlı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu göremedi..."
Kaynaklar:
https://heatherandlittle.com/blog/restoration/the-meaning-behind-the-lady-of-justice-statue/
https://www.greekmythology.com/
https://www.worldhistory.org/Egyptian_Mythology/
https://www.britannica.com/topic/Maat-Egyptian-goddess#ref284269
William Shakespeare - Venedik Taciri
#felfire
#kültürsanat
#kadın
Teşekkürler Çiçek Şarabı!
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer