Bu soruyu çok sık görür oldum bu sıralar.
İnsanlar okumak istiyor ve antrenmasız olan zihinleri de doğal olarak bu alışkanlığı kazanmakta sorun yaşıyor. Görüşlerde yardımcı olmaya çalışıyoruz ama yeterli olmuyor gibi, zira biz de insanız, her soruyu göremiyoruz ya da her gördüğümüz soruya aynı özen ile cevap veremiyoruz. Bu durum da bende insan ayırmışım, birine cevap vermişim de diğerine vermemişim gibi bir suçluluk hissi yaratıyor. Anlamsız bir şekilde utanıyorum. İşte bu gerekçeler ile oturup bu benceyi yazma kararı aldım.
Biraz da sorumluluk duygusu var elbette, zira kitap okumak çok önemli bir konu. Üzerinde durulması, küçük yaşta minnak çocuklara aşılanması gereken bir alışkanlık.
Neden peki?
Çünkü kitaplar sadece 300-500 sayfa üzerine basılmış cümleler demek değil. O kitabın bir yazarı var, o yazarın muhteşem bir beyni var, o beynine sığdırdığı fikirler, insanlar, tecrübe ettiği onlarca yıl var.
Bu insan, eline alıyor kalemini, koyuyor önüne kağıdı ve yazıyor. Dünyayı kendi gözleriyle gördüğü şekli ile anlatıyor. Senin asla ve asla göremeyeceğin bir şekil bu. O renkler, o sesler, o duygular, ona ait. Eğer bu lütufta bulunmaz, kalemini oynatmaz ise hiçbir zaman haberin olmayacak renkleri önüne seriyor.
Daha da renkleniyor dünyan. Sadece siyaha ve beyaza mahkum olmuyor, okuduğun tek bir kitap ile çalıyorsun kızılı tabloya, bütün resim değişiyor.
Peki ya yarattığı karakterler? Her biri birbirinden farklı cisimlere, fikirlere sahip onlarca karakter? Evet, onların da her biri ayrı bir renk.
İnsanın en büyük eseri yine kendisi. Bir tuval insan, hayat ise palet, üzerinde sonsuz sayıda renk var. Doğuyor insan, yaşıyor, yaşadıkça tüm renkleri görüyor, tuvaline değecek renkleri kendisi seçiyor ve alıyor paletinden. Okumak ise bu tuvali rengarenk yapmanın en güzel yolu. Zira çoğu insan siyah beyaz tuvaller olarak gömülüyor.

Ben de kendi adıma, tuvalini yeterince renklendirebilmiş bir insan değilim, hala farklı renkler, farklı teknikler öğreniyorum. Ama zaten konumuz da bu değil. Konumuz ne peki?
Konumuz, kitap okumak işini alışkanlığa çevirebilmek, bir düzene oturtabilmek. Yazının geri kalanında da konuşmalarımız buna ilişkin olacak.
Hadi başlayalım artık.
Kitapların ne kadar özel olduğunu kabullenmekle başka işe
Yukarı da anlattığım gibi, kitap okumak insana çok farklı deneyimler sunacak, bir sürü şey öğrenmesini sağlayacak, oldukça önemli ve bir o kadar da özel bir etkinlik. İnsanın ilk yapması gereken şey bu değerin farkına varmak. Bunu kabullenmek.
Bu gerçeğe teslim olduktan sonrası sadece birkaç adımlık mesafe. Hadi ama, yürümeyi iki yaşında öğrendik. Bu kadar mesafe bizler için bir sorun teşkil etmemeli.
Liste yap ve ilerleyişinin ilk şahidi yine sen ol!

Bu benim sıkça başvurduğum bir yöntem. Bir nevi eşek havuç ilişkisi. Kendime hakaret ettim gibi oldu biraz farkındayım ancak değil, kitabın havuç olduğu yerde ben seve seve eşek olurum. Siz de olun.
Eğer yeterli bilgi birikiminiz var ise, kitaplara tümden yabancı değilseniz, kendi notlarınızdan, aklınıza kazıdıklarınızdan neleri okumanız gerektiğini, neleri merak ettiğinizi, ilgi alanlarınızı nazara alarak, okunacaklar listesi yaparak odanızın, her uyanışta gözünüze çarpacak bir noktasına asmanızı tavsiye ediyorum.
Ancak kitaplar hakkında hiç fikrim yok diyorsanız, yakın çevrenizden faydalanabilir, önerileri eleyebilir, ya da bu konuya ilişkin yapılmış en'ler listelerinden faydalanabilirsiniz.
Peki neden liste? İnsan yaptığı işte ilerleme katettiğini görünce şevklenen, işine olan sevgisi, bağlılığı artan bir canlı. Bir çoğumuz işyerlerimizde bile kullanırız bu tekniği, yapılacak işleri alırız önümüzde, yaptıklarımızı kenara koyar istifleriz, bir süre sonra bir yandaki azalma ile ters orantılı yükselen buı bitmiş iş yığını mutlu eder bizi.
Kitap listesi de bu etkiyi yaratacaktır. Astığın bu listeye attığın her tik, seni biraz daha şevklendirecek, kitap okuma isteğini artıracak, mutlu edecek. Göreceksin.
https://barisozcan.com/gunde-2-bardak-boncuk-stratejisi/
Bu da buna benzer bir tekniği anlatır, tatlı bir yazıdır, okunur.
Ayrıca fikir edinmek açısından iki tane de liste bırakıyorum, belki yardımı dokunur.
https://www.modernlibrary.com/top-100/100-best-novels/
https://en.wikipedia.org/wiki/Le_Monde%27s_100_Books_of_the_Century
Zaman sana değil, sen zamana hükmet! İşe onu tanımakla başla.

Zaman çok önemli bir kavramdır. Alışkanlıkların kazanılması her insanda aynı olmasa da, aşağı yukarı ortalama 15-25 gün arası bir süre alıyor. Bu konuda Dr. Maxwell Maltz'ın bir araştırması var. Burun vs gibi ameliyatlar sonrasında, hastanın yeni görüntüsüne alışmasının 21 gün sürdüğünü fark ediyor ve bununla ilgili çalışmalar yapıyor.
Demek istediğim şu ki, bir düzene oturtmalı ve bu düzeni 21 gün gibi kısacık bir süre için bozmadan devam ettirmelisin.
Düzenden kastım ise, kitapları iraden ile savaşmak durumunu ortadan kaldırarak okumaya başlayana kadar, bu etkinliği bir zaman dilimine hapsetmek, kendine görev bellemek ve şartlanmak işe yarayacaktır. Mesela saat 11'de giriyorsan yatağına, 10'da gir, ya da 10:30'da gir, bu yarım saatlik, bir saatlik süre senin kitap okuma vazifeni yerine getirdiğin süre olsun. Dedim ya, alışana kadar, sonrasında zaten ekmek gibi, su gibi olacak, zamana sığdıramayacaksın.
Elbette bu süreyi bir keyif süresi haline de getirebilirsin, saati daha erkene çekip bir fincan kahve ile huzur dolu bir şekilde okuyabilirsin, ya da hafif klasik müzik eşliğinde hem zihnini besler hem de ruhunu doyurursun. Bu kısım sana kalmış, nasıl keyif alacağını da yine en iyi sen bilirsin.
Kitapları yanından asla ayırma!

Attığın her adımda yanında bir kitap bulundur. Beklediğin otobüs geç mi geldi, değerlendir bu vakti, çıkar kitabını ve oku. Güzel bir kafe gördün, canın kahve mi çekti, al kahveni, geç cam kenarında bir masaya, kitabın kahvene eşlik etsin.
İnan, bir süre sonra işlerini derhal bitirip eve gitmenin, koltuğuna kurulup kitabına kaldığın yerden devam etmenin hayallerini kuracaksın. Bunu çok yaşadım. Yaşadığım aşklarda dahi bu kadar hevesli bir bekleyiş, böyle bir kavuşma isteği yaşamadım.
Ailenizde aydınlansa bu ışıkla, güzel olmaz mı?

Bir baba, anne olabilirsin. Minik bir kızın, sevimli bir oğlun olabilir. İşte bu çok güzel bir fırsattır, oturt dizine ve ona oku. Bu hareketin bu alışkanlığı ona aşılamanı sağlayacağı gibi, sizin de kitap okuma eylemini daha da benimsemeni sağlayacak. En güzel yanı da çocuklarının çok güzel anıları olacak, çok tatlı bir ebeveyn olacaksın. Elindeki tabletten youtube videoları izleyen değil, eline aldığı masal kitabı ile eteğini çekiştirecek bir evladın olacak. Çok tatlı değil mi?
Kitaplarla savaşma

Bir savaşçısın sen. Orduya yeni katıldın. Henüz formda değilsin, kasların yeterince güçlü değil, kılıç nasıl tutulur yeni yeni öğreniyorsun, attığın ok ise beş metre ötene düşüyor. Demem o ki her kitap senin harcın olmayabilir, sıkabilir, yorabilir, bunaltabilir. Nerede bırakacağını bilmek önemlidir. Henüz bu dinginliğe, bu tecrübeye ulaşamamış olabilirsin. Unutma, hepimiz Cin Ali ile başladık, sonra Türk klasikleri kondu önümüze, daha sonra dünya edebiyatına atıldık ve dallanıp budaklandık. Utanacak, gurur yapacak bir şey yok.
Zira kitap onurlu bir rakiptir, bu hareketini mağlubiyet olarak aksettirmez, senin dürüstlüğüne inanır, yeterli güce ulaştığında yeniden karşılaşmak üzere çiçeklerle uğurlar seni.
Düşün bunları ve inat etme, değiştir o kitabı, bir gün onu yeniden okuma şansın olacak, ancak şimdi direnirsen bu bunalmışlık seni kitaplardan daha da uzaklaştıracak. Uzaklaşmanı değil, kucaklaştığınızı görmek, bunu resmetmek istiyorum ben. Çok şey mi istiyorum? Hiç sanmıyorum, yaparsın, inanıyorum.
Kalemin gücünü gör!

Kitap okurken bir kalem tutabilirsin parmaklarının arasında. Bu kalem okuduğun güzel şeyleri, önemli noktaları somutlaştırmana yardım edeceği gibi, bu somutluğun verdiği hazzı tadacaksın. Hatta işleri ileri bile götürebilir, yapışkanlı kağıtlar alıp en özel cümlelerin bulunduğu sayfaların köşesine yapıştırabilir, kitabı görünce açıp bakar hatırlarsın, bir süre sonra yer eder bu cümleler dudaklarına, zaten fazlası ile geliştirdiğin diline en afillisinden bir iki de cümle eklemiş olursun. O kadar okudun, azcık havasını da atabilirsin yahu, güzel bir Shakespeare alıntısı ile ortamı domine edebilir, düşüncelerinle dağıtabilirsin insanların gönül masalarını. Buna hakkın var!
İnsanlarla etkileşime geç!

Bu belki de en önemli maddelerden biri olabilir. Zira insan okuduğu şeyleri paylaşmak, buna ilişkin fikirlerini beyan etmek ister. Gelişen internet kültürü ile bunu yapmak artık daha da kolay hatta. Forum sitelerinde, kitaplar ile ilgili sitelerde, hatta alışveriş sitelerinin yorum kısımlarında bile bu bilgi birikimini paylaşabilir, kendine birlikte kitaplardan bahsetmekten hoşlandığın, tavsiyelerine güvenebileceğin, içinden gelerek kitap önereceğin kitap dostları bulabilirsin. Kitaplar aracılığı ile sosyalleşir, bu sosyalliğin yarattığı huzur ile daha da bağlanırsın kitaplara.
Bir de örnek bırakayım hatta: https://www.kitapveyorum.com/
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer