Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Merhaba mitoloji severler😊

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Bundan sonraki bencelerimde mitoloji, efsane, destan gibi edebi türlere de el atacağım. İlk sırada ise Türk Mitolojisi var. Şanlı ve uzun bir tarihi geçmişe sahip olmakla beraber edebi açıdan da bir o kadar zenginiz. Ama ne yazık ki bir Antik Yunan ya da Mısır kadar dile gelmez bu zenginlik.

Neyse lafı çok uzatmadan anlatmaya başlayayım.

Keyifli okumalar...

1- Gök Tengri

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

İlk olarak her şeyin yaratıcısı, Türkler için ayrı bir önemi olan Tengri ile başlayalım. Tengri, Eski Türkçede Tanrı, Gökyüzü anlamına gelmektedir. Türklerin ve Moğolların inancında Gök Tanrı/Kök Tengri ya da Gök' ün yüce tini /ruhudur. Aynı zamanda Orhun Yazıtları'nda ilk çözümlenen sözcük olup yazılışı " 𐱅𐰭𐰼𐰃" şeklindedir. Tenger ve Tenger Etseg ise Moğolca adıdır.

Tanrı sözcüğü, bütün Türk şive ve lehçelerinde ortak olarak vardır. Türkçenin temel sözcüklerindendir. Milattan önceki Çin yıllığı Shi-ki' de, Büyük Hun İmparatorluğu Kağanı Mete Han nedeni ile anılan Türkçe Tengri/Tanrı sözcüğü Çince' ye T'ien olarak geçmiştir Çinliler, Orta Asya'daki Tanrı Dağları' na bu yüzden T'ien-Şan derler. Öz Türkçe olan bu kelimenin en az 2500 yıllık bir geçmişi mevcuttur. Moğolca ile birlikte kimi Asya dillerine de yerleşmiştir. Ayrıca Eski Sümer dilinde Tanrı kavramının karşılığı olarak kullanılan Dingir/Tingir sözcüğünün de Tengri sözcüğü ile bağlantısı olduğu tahmin edilmektedir.

Eski Türklerde Gök Tanrı'ya kurban olarak hayvan kesilirdi. Kurban olarak koç ve aygır
geçerliydi. Türklerde insan kurban etme gibi gelenekler yoktur. Yine egemen oldukları yerlerde de bu gelenekleri kaldırmaya çalışmışlardır. En makbul kurban olan at kemiklerine Eski Türk mezarlarında/kurganlarda sıkça rastlanır.

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Tengricilik inancına göre doğadaki tüm nesneler birer tine sahiptir ve buna Animizm denir. Tengri bunların en yücesi, en büyükleridir. İklim doğrudan Tengri'nin isteğine göre değişir. Tengri, acunda/dünyada dengenin yaratıcısı ve koruyucusudur. İklimlerin doğal süreçleri, iklimlerin devinimlerini o sağlar. Diğer tanrısal varlıklar Tengrici toplumların mitolojilerinde ve kamlarının dualarında insanlara benzer kişiselleştirilmiş bir şekilde tarif edilir; ama Tengri kişiselleştirilmez; sadece zamansız ve sonsuz mavi Gök olarak anılır. Kök mavidir ve Tengri, Gökyüzünü andırır. Daha sonraları mavi renginden dolayı Gökyüzü'ne de Kök/Gök denilmiştir.

Orta Asya halklarında kutun Tengriden geldiğine inanılır ve devletin kurucusu olan soy kutsal sayılırdı.

Moğol halklarını bir devlet çatısı altında toplayan Cengiz Han, kendini Tengri' nin yeryüzündeki temsilcisi olarak görür ve bütün fermanlarını "Sonsuz Gök'ün dileğiyle..." sözleriyle başlatırdı.

Kutsal görülen Gök' ün adı Tengri' yi doğadaki başka nesnelerle bağlantılı bir şekilde görmek de mümkündür; Mesela Tengri Dağ, Tengri Göl. Çünkü Tengri ayrıca bir ruh kategorisinin de isimiydi; Gök' e bağlı doğa tinleri.

Rafael Bezertinov, "Tengrianizm: Türklerin ve Moğolların Dini" Adlı Kitabında Türklerde 17 ve Moğollarda 99 Gök Ruhu, 77 Yer ve Su Ruhlarına denk olduğunu öne sürüyor. Ama asıl Göktanrı'yı, Tengri' yi, bunlarla karıştırmamak gerekir. Çünkü Tengricilik'te tek bir yaratıcı vardır ve Onun yardımcısı, eşi ya da kocası yoktur. Tengri tektir.

Gök Tanrı'nın özelliklerine gelecek olursak; Öncelikle tektir, eşi ve benzeri yoktur. Yaratıcıdır; bilinen ve bilinmeyen her şeyi O yaratmıştır. Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır. Buyurur, iradesine uymayanları cezalandırır. İnsanlara kut ve ülüg (kısmet) bağışlar ama bunları layık olmayanlardan geri alır. Canlılara yaşam verir. Ölüm onun iradesine bağlıdır. Varlıklara yaşam verdiği gibi, dilediğinde de onu geri alır.

2- Yaratıcı Tanrı Kayra Han

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Sırada Gök-tengrinin oğlu Yaratıcı Kayra Han var.

Han, Kayır Han ya da Kayrakan gibi çeşitli isimleri vardır. Oğuzlar'da ise Krayir olarak geçmektedir. Türk ve Altay mitolojisinde Yaratıcı Tanrı, Baş Tanrıdır. En çok Altay, Tuva, Hakas ve Yakut mitolojilerinde ön plana çıkar. Bazı batılı kaynaklarda Kuara (Kuğara) olarak geçer. Urartulardaki Kuera ile bağlantılı görünmektedir. Bulgarlarda da bu isimle rastlanır. Kuğara (Koğara) nın Kayra Han ile farklı Tanrılar olduğunu öne süren görüşler de mevcuttur. Babasının, ilk tanrı olan Gök Tengri olduğu söylenirken, annesinin olmadığı bilinmektedir.

Kay kökünden türeyen bu sözcük lütuf, ihsan anlamına gelmektedir. Kayırmak fiili ile aynı kökten gelir. Kayramak ise korumak himaye etmek, lütfetmek demektir. Moğolca Hayra sözcüğü aşk anlamına gelir.

Gök Tengri' den sonra Tanrıların en büyüğü ve en önde gelenidir. Gök Tengri hariç bütün Her şeyin yaratıcısıdır. Mutlak üstünlüğü vardır. Göğün onyedinci katında oturur. Tengri hariç diğer bütün Tanrıları da o yaratmıştır. Bu anlamda diğer Tanrıların kendisiyle kıyaslandığında, emirlerini yerine getiren veya verdiği görevleri yineleyen birer melek konumunda olduğu yaklaşımı yanlış olmayacaktır. Ancak İslam öncesi Türk kültüründe melek veya benzeri bir kavram yer almaz. Evrenin kaderini belirleyen ve iyilik yönü ağır basan bir tanrıdır.

Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir. Bu ağaç yerle göğü birbirine bağlayan yaşam ağacı “Uluğ Kayın”dır. İnsanların atası olan dokuz kişi bu ağacın dallarından türemiş ve dokuz boy (dokuz ırk) bu kişilerin soyundan ortaya çıkmıştır.

Tengere Kayra Han, Altaylılar'ın yanı sıra Ostyaklar ve Yakutlar gibi bazı Sibiryalı toplumların mitolojilerinde yüksek derecede bir tanrı olarak saygı duyulur. Altayların yaratılış efsanesinde dünyanın yaratıcısı olarak gösterilir. Kayra Han bu efsanede ayrıca tüm Gök Tengricilikte yeraltı aleminin tanrısı olarak tanılan Erlik Han'a ceza olarak yeraltı aleminin tanrısı olma görevini verir. Yani Yunan mitolojisindeki Zeus ile aynıdır. Bazen babası Gök Tengri ile eşdeğer tutulur.
Kayra Han’ın 4 oğlu vardır. Bunlar; Ülgen, Yer Tengri, Mergen ve Kızagan’dır.

Görkemli bir varlığa sahiptir Tanrıların tanrısı olduğu için somut nitelemeler pek yapılmamıştır ve soyut yönü anlatılmıştır. Bu nedenle de insan biçimli olarak tasvir edilmemektedir. Kışları yeryüzünde, yazları ise gökyüzünde geçirdiği bilinir.

Ana ve Ata olarak (hem eril hem dişil, yani nötr olarak) tanımlandığı kaynaklar mevcuttur. Değişik renklerde yıldırım çaktırır. Onun yıldırımına çarpılan kişi şaman olur.

Ayrıca Kayra Han ile Kara Han aynı kişi olarak nitelense de bu durum sesbilimsel ama yaygın bir yanlışlıktır. Çünkü Kara sözcüğü içerisinde daha çok olumsuz anlamlar barındırır. Kara Han farklı bir mitolojik kişiliktir (Oğuz Han’ın babasıdır). Kara Han ile karıştırılmamalıdır.

3- İyilik Tanrısı Ülgen Han

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Tarih boyunca dinlerde olsun efsanelerde olsun her zaman iyi ve kötü savaşı vardır. Türk mitolojisinde iyiliğin sembolü Ülgen Handır.

Türk ve Altay mitolojisinde İyilik Tanrısıdır. Türkçemizde Ülken ya da Ülgön Han olarak ve Moğolcada ise Ulgan Han olarak geçer. Bai Ulgan, Ulgan gibi adlarla Sibirya kavimlerince de yaratıcı tanrı olarak anılır.

Göktanrı'nın oğlu ve gökyüzünün hükümdarı olarak görülür. Yaşlı ve bilge bir görünüm ile tasvir edilir. Üç börkü (başlığı) vardır, uzun sakallıdır.

Moğolcada pek çok Tanrının adının sonunda yer alan Ulağan (Ulagan) sözüyle de bağlantılı görünmektedir. Vogullarda Ulgon olarak yer alır ve ateşin kaynağı olarak görülür. Mani Dini ile birlikte Ahura Mazda (Hürmüz) ile özdeşleşmiştir. Bu nedenle bir unvan olarak Moğol mitolojisinde "Hormosta", Türk mitolojisinde "Kurbustan" adıyla da yer alır.
Türk Mitolojisi'ndeki karşı imgesi Yeraltı Aleminin Hükümdarı ve kötülük Tanrısı Erlik Han'dır.

Göğün on yedinci katında oturan Kayra Han'dan 'dönüşüm' yoluyla yaratılan göksel üç tanrı sıralamasında ilk sırada yer alan ve göğün on yedinci (veya on altıncı) katında oturduğuna inanılan, hava durumunu, verimliliği ve doğurganlığı yönettiği kabul edilen, sonraları işlevlenerek Göktanrı'nın yerini alan tanrıdır.

Kayra Han’ın oğludur. Bay Ülgen göğün 16. katında ikamet eder. Altın Dağ’da, altın kapısı olan altın bir sarayda yaşar. Altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı ay ve güneşin çok ötesindedir. Kayra Han’dan sonra ikinci derecede öneme sahiptir. Gök cisimlerini yönetir. Göksel ve meteorolojik olayların ilk kaynağıdır. Biri ak, diğeri kara iki taşla gelerek (veya Korbolko Kuşu ile bu taşları göndererek) insanlara ateş yakmayı öğretmiştir. İyilik yapmayı sever.

Uzun saçları vardır. Yanında büyük bir kalkanı bulunur. Elinde yıldırımlar gönderen bir yayı vardır. Yıldırımlar ve şimşekler onun silahıdır. Bu sebeple Yunan mitolojisindeki “Tanrıların babası Zeus” gibi yıldırımlar ve şimşeklerle tasvir edilir. Yıldırımla vurduğu yer kutsallık kazanır.

Yedi oğlu ve yedi kızı vardır. Gökçe (mavi) renk ile simgelenir. Göğün hakimidir. Dünyayı taşımaları veya destek olmaları için üç tane balık yaratmıştır. Elindeki topuzu, yaşam ağacının köklerine benzer ve öylesine dallı budaklıdır. Biri sağında ve diğeri solunda iki ak Güneş bulunur. Bu gök nesnelerinin her biri kendisine ulaşmak isteyen şaman için bir engeldir. En güçlü şaman bile en fazla Altınkazık (Kutup) Yıldızına kadar ulaşabilir. Daha öteye gidemez. Betimlenirken ak, parlak, gürültücü (künürtçi), yakıcı (küygekçi), şimşekçi (yalgınçı) gibi sıfatlar kullanılır. Ezeli ve ebedi kabul edilir.

Evrenin başlangıcında yalnızca Ülgen ve Erlik vardır. Kaz ve kuğu kılığına girerek sonsuz suyun üzerinde uçarlar. Tanrı Ülgen Erlik’den daha güçlüdür. Erlik’in yaptığı hileleri anlamakta ve onu cezalandırmaktadır.
Kayra Han ise evrenden önce de mevcuttur. Üç, altı, dokuz ya da on iki yılda bir görkemli törenler yapılarak kendisine beyaz kısrak kurban edilir. Aslında çoğu zaman bir karısından bahsedilmediği halde birkaç yerde eşinin adı “Taz Hanım” (Kel Hanım)’dır. Bindiği hayvan da Kelke adlı kel bir öküzdür.

Kendisi gibi çocuklarının da insan şeklinde göründüğü bilinir.

4- Yeraltının Kötü Tanrısı Erlik Han

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

İyilik Tanrısı Bay Ülgen' in zıttıdır. Kendisi kötü ruhların Tanrısıdır.

Yerlik de denmektedir. Moğollar ise Erleg veya Yerleg derler. Macar mitolojisindeki Ördög ile eşdeğerdir Ülgen'in oğludur ve Tengri'nin yeğeni ve Kayra Han'ın torunudur.

Türk ve Altay mitolojisinde kötülük yapan Tanrı ruhudur. Erlik Han Gök Tanrı'nın oğlu ve eski Türklerin inancı Tengricilikte yeraltı aleminin efendisidir. Yunan mitolojisindeki Hades ile eşdeğerdir.

Er/Yer kökünden türeyen bu sözcük kişi, güç, yer ve yer altı kelimeleri ile bağlantılıdır. Moğolcanın bir lehçesi olan Buryatçada "kan içen" anlamına gelmektedir.

Günümüzde "kötü cin" olarak kullanılan bir tür cin olmasına rağmen kötülüğü simgeleyen bir tanrı ruhudur.

Erlik; sağlam gövdeli, atletik yapılı yaşlı bir varlık olarak düşünülür. Gözleri ve kaşları kapkara tasvir edilir. Ayrıca çatal sakalının dizlerine kadar uzandığı bilinir. Kulaklarının üstü, uzun kıllarla kaplıdır. Yaban domuzunun azı dişlerine benzeyen bıyığı kulakları üzerine yerleşmiştir. Kara ve kıvırcık saçlıdır. Çenesi tokmağa, boynuzları ağaç köklerine benzer. Kana benzer parlak yüzlüdür.
Kara demirden kılıcı ve kalkanı vardır. Kamçısı karayılandır. Yatağı kunduz derisindendir. İnsan kafatasından kadehi vardır. Körüğü, çekici ve örsü vardır. Çenesi tokmak gibidir. Gümüş bir tahtı vardır. Yeraltında demir sarayında yaşar.
Yassı demirden bir kalkanı bulunur. Kılıcı geniş ağızlı bir paladır. Kendisine kara at kurban edilir.
Bineği kara at, kara boğa veya öküzdür.

Dokuz oğlu ile dokuz kızı vardır. Fakat çocukları isimsizdir.

Erklig Kan, Eski Uygur sanatında boğa ya da öküze binmiş olarak tasvir edilmiştir.

"Altayların bir yaradılış efsanesine göre Erlik Han, dünyanın yaradılışında Tengri'ye karşı fenalık yapmış ve Tengri onu ceza olarak yeraltı âleminin efendisi yapmıştır. Kayra Han’a kötülük yapmış, cezalandırılmış ve yeraltının tanrısı olarak görevlendirilmiştir. "Bu nedenle de yeraltı aleminin en alt katında yeşil demirden bir sarayda gümüş bir tahtta oturmaktadır. Bu sarayda koyu kırmızı ve çok az ışık veren bir güneş yaratmıştır. Emrinde ise dokuz semerli boğa bulunmaktadır.

Efsaneye göre; Tanrı [Ülgen] ve yarattığı karada dokuz dallı çam ağacının dokuz dalından kendi halkını türetir. Tanrının halkının bu ağacın yalnız doğuya bakan beş dalından istifade etmelerine izin verilmiştir. Kalan dört dal yasaklamıştır. Erkek olan Törüngey ile dişi olan Eje(Ece) Erlik'in şu sözüne kanarlar "Bu dört dal aslında size yasak değildir, meyveleri de pek tatlıdır. Dilediğinizce yiyin." Erlik sonra ağaca bekçi bulunan yılan uyurken ağzına girer ve ağaca çıkar, Ece'ye müsaade ettiğini söyler. Bunun üstüne Ece meyveden yer, Törüngey'in de agzına sürer. Tanrı durumu fark eder ve Erlik'i yer altına gönderir. Eje'ye "Sen benim sözümü tutmadın bundan sonra gebe kalasın ve doğum sancıları çekesin" der. Yılana "Sen benim sözümü tutmadın, bundan böyle Şeytan diye bilinesin, herkes seni ezmeye öldürmeye çalışsın" der. Törünge' ye "Sen benim sözümü tutmadın, 9 kızın 9 oğlun olacak ve hepsinden sen sorumlu olacaksın, insan neslini sen çoğaltacaksın"der. "Hepinizi hanemden kovuyorum, dünyaya gönderiyorum, burda sizi ben beslerdim, ben korurdum, artık kendinizi besleyip koruyacaksınız, bir daha da sesimi duymayacaksınız" diye ekler. Böylece Erlik insanoğluna ilk kötülüğünü etmiş olur.

Kısaca bildiğimiz Adem ve Havva hikayesinin, Türk mitolojisindeki benzeridir.

5- Güneş Tanrısı Kuyaş Han

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Geldik Güneş Tanrısı Kuyaş Hana. Kendisi Güneşin simgesidir.

Türk ve Altay mitolojilerinde Güneş Tanrı. Koyaş Ata, Gün/Kün Ata, Güneş/Küneş Ata, Yaşık Ata gibi isimlerle anılır. Moğollar Nar (Nara) Etzeg derler.

Kuyaş: Kuy/Kuz kökünden türeyen sözcük Güneş anlamına gelmektedir.
Gün: Gün/Kün kökünden türeyen sözcük Gündüz ve ayrıca Güneş anlamına gelmektedir.

Yeryüzüne gönderdiği yaşam enerjisi nedeniyle Türk kültüründe Güneş’e saygı duyulur ve Yaşam verici bir unsur olarak kabul edilir. Güneş’in doğduğu yön saygıyı hak eder. Avrupa ve Batı medeniyeti “Eks Oriente Luks” (Işık Doğudan Yükselir yani uygarlığın kökeni doğudadır) diyerek aynı anlayışı farklı bir biçimde vurgulamışlardır. Anadolu sözcüğü Güneş’in doğduğu yer demektir eski Yunan dilinde. Türkler doğan Güneşi üç veya dokuz kez selamlarlar. Hakanın çadırın kapısı doğuya bakar. Evlerin kapıları hep doğuya açılır. Moğolca söyleyişi Macarların Güneş Tanrısı Napkiraly’yi anımsatmaktadır. Tüm kültürlerde güneş dünyaya gönderdiği ışıklar, yani yaşam enerjisi nedeniyle saygı duyulmuştur. Verdiği ısı onun gücü olarak görülmüştür. Bu nedenle de neredeyse tüm uygarlıklarda ve tüm topluluklarda eril olarak algılanarak Baş Tanrı konumuna getirilmiştir. Göğün yedinci katında oturur. Türklerle de bağlantılı bazı ön Asya kültürlerinde dişil olarak algılanmıştır.
Günümüzde kızlara Güneş adının verilmesinin nedenlerinden birisi de budur. Türklerde güneş sıcağın ay ise soğuğun sembolüdür. Ural Batır (Ural Han) söylencesinde Gök Tanrısı Samrav’ın iki karısı vardır birisinin adı Kuyaş Ana’dır. Diğeri de Ay Ana’dır. Gün Han ile karıştırılmamalıdır.

Divan-ı Lügati’t Türk’te sözcüğe Usıtgan kuyaş kapsadı (Bunaltıcı güneş bastırdı) şeklinde rastlanır.

6- Akıncı Gezer Han

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Şimdi de kahraman akıncı ve savaşı Gezer Hana göz atacağız.

Türk, Altay, Moğol ve Tibet efsanelerinde adı geçmektedir. Abay Geser, Geser,Keser, Kezer Han gibi isimler ile de anılır. Türk, Moğol Tibet ve Tunguz efsane kahramanıdır. Moğol ve Tibet yönü ağır basar. Sezar, Kayzer isimleriyle benzerliği dikkat çekmektedir.

Ges/Gez/Kes/Kez kökünden ve gezmek fiilinden türemiştir. Atıcılıkta nişan işareti Gez olarak anılır. Moğolcada Gezeg, saç düğümü demektir.

Gerçekleştirdiği akınlar ve yaptığı kahramanlıklar uzun destanlarda işlenmiştir. Tarihsel bir kişilik olduğu iddia edilmişse de bu ispatlanamamıştır. Mucizevi bir doğumu olmuş, babasız dünyaya gelmiştir. Türk destanlarındaki gibi yeraltına iner. Geri dönmeyi başarır. Büke Beligte asıl adıdır. Gökyüzünden Tanrılar tarafından yeryüzüne gönderildiğine inanılır.

Gezer Destanı
Tibet, Buryat, Bhutan, Moğol versiyonlarının hepsinde ortak motif olarak Geser, olağanüstü bir doğumla dünyaya gelir. Hor görülen ve ihmal edilen çocukluk yıllarından sonra hükümdar olur. Bir dizi muhteşem kahramanlık yaptıktan sonra ilk eşini elde eder. Sonraki bölümlerde kavmini, insan ve insanüstü kaynaklı çeşitli dış tehlikelere karşı savunur. Halkını kurtarmak için gizli bir aleme yolculuk yapar ve daha sonra bu maceradan da başarılı olarak geri döner. Bu durum destanda ölüp dirilme şeklinde görünür.
Chadwick ve Zhirmunsky, Geser efsanesinin, Türk kaylarıyla (destanlarıyla) benzer yönlerini tespit etmeye çalışmışlardır. Moğol, Tibet ve Ladakh halkları arasında bilinen bu kahramanlık destanın Türki desenlere pek çok açıdan uygun düştüğünü düşünürler.Bu benzerliklerin ortaya çıktığı noktalar aynı zamanda hikâyenin de anahatlarını oluşturur.

7- Aslan Gövdeli Dev Kartal Bürküt

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Tanrılardan sonra geldik kutsal ongunlara. Kimi kaynaklarda aslan gövdeli ve kuyruklu, kartal başlı ve kanatlı olarak geçmektedir.

Kartal anlamına gelen bu sözcük; Merküt, Markut veya Bürküt gibi farklı isimler ile anılmaktadır. Türk, Altay ve Moğol mitolojisinde efsanevi bir kartaldır. Bazen Anka kuşu ile özdeşleşmiş olarak devasa bir kuş şeklinde tasvir edilir. Bazen ise Bürküt Ana ve Bürküt Ata gibi bir tanrı veya tanrıça olarak karşımıza çıkar. Altay efsanelerinde, gök yolculuğuna çıkan kamın ruhuna, ilk üç gökkatı boyunca kılavuzluk eden dev dişi gök kuşudur.

Bür/Mür kökünden türeyen sözcük, örtmek anlamlarını içeren bürümek, bürgü kelimeleri ile aynı kökten türemiştir. Büreg sözcüğü Moğolcada karanlık demektir ve Bürkütler çoğu zaman siyah renkli olarak betimlenir. Kartal için kullanılan Karakuş tabiri bunun en güzel örneğidir. Bur/Burh sözcüğüye bağlantısı da önemlidir. Bur, İyicil Ruh demektir.

Anadolu 'da geleneksel Türk kültürünün taşıyıcılarından olan Yörük boyları arasında, yaramazlık yapan çocukları korkutmak için uydurulan düşsel bir varlık olarak da görünür. Aslında bu düşsel denilen varlığın kökü, ulu dil birliği çağına kadar gider. Bu mitolojik varlık hakkında Yörükler arasında şöyle denilir: "Merküt Merküt ... Bacadan kolunu salla..." Aynı tekerleme bazı yörelerde "Harkıt. Bacadan torbanı sarkıt. Çocukları al git." olarak da söylenir. Yaşlıların derin inanışlarına göre, Merküt bir kuştur. O sadece adı anılanları korkutur.

V. Radlov, "Sibirya'dan" adlı eserinde, Altay dağlarında yaşayan kamlardan ve kurban törenlerinden söz ederken, "Sema kuşu Merküt"ün adı geçen bir kam duası metnini de kaydetmiştir:Gök kuşları beş Merküt,Tırnakları bakırdan, Ayın tırnağı bakırdan,Ayın gagası buzdanGeniş kanatları muhteşem hareketli. Uzun kuyrukları yelpaze gibiSol kanadı ayı örter. Sağ kanadı güneşiEy dokuz kartalın anası! Yayığı geçerken şaşmaz. İdil üstünde yorulmaz, Öterek gel sen bana!Oynayarak gel sen sağ gözüme!Sağ omzumun üstüne kon.

8- Yol Gösterici ve Savaşçı Gökbörü

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Geldik en güzel bölüme.😊

Türklüğün simgesi Bozkurt.

Bozkurt, Türklerin ulusal sembolüdür. Tarih öncesi dönemlerden beri Türklerce kutsal sayılmıştır. Bozkurt'un kutsal sayılmasının ve Türklerin ulusal sembolü olmasının en önemli nedeni, Türklerin bir bozkurdun soyundan geldiklerine inanmalarıdır. Atatürk tarafından da ulusal sembol ilan edilmiş ve birçok yerde kullanılmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk parası üzerine bozkurt resimleri basılmıştır.

Tabi günümüzde sadece belli bir ideoloji ve siyasi partiye aitmiş gibi gözükse de, aslında bütün Türklerin milli semboldür.

Kurt sürülerinin başında bulunup onları idare eden kurtlara Gökkurt denilmektedir. Bizler bunu Börü olarak da bilmekteyiz. Kurt sürüsünün en arkasında giden, sürüyü kontrol eden ve kollayan kurttur. Börü demişken bu konuda yerli yapım Börü dizisini öneriyorum. Türk kültüründen izler taşımaktadır.

Bozkurt,Gök Kurt, Boskord, Pusgurt, Bozkaskır, Çalkurd, Gökbörü, Kökbörü,Yol Gösterici, Kutlu Kurt gibi çok çeşitli adlarla anılmaktadır. Moğollar Börteçine, Börteşına, Börtöşono derler. Kaskır ve Börü kelimeleri de değişik lehçe ve şivelerde kurt demektir. Yakut metinlerinde ise Bosko olarak bahsedilir.

Türk, Moğol ve Altay mitolojisinde kutsal hayvandır. Türklerin ve Moğolların ortak ongunudur. Türk ulusunun başına bir kötülük geldiğinde ortaya çıkarak yol gösterdiğine inanılmaktadır.

Savaşçılığı ve savaş ruhunu, gökyüzünü, özgürlüğü, hızı, doğayı temsil eder.

Göktürklerin gök (mavi) bayraklarında kurtbaşı tasvir edilmiştir. Savaş Ruhu (Tanrısı) kurt görünümüne bürünür. Bozkurda “Gök Oğlu” da denir. Çadırların önüne tepesinde altından kurtbaşı bulunan direkler dikilir.
Altıncı yüzyıla ait bir taş anıtta kurttan süt emen bir çocuk betimlenmektedir.
Erenlerin ve evliyaların, bazen kurt kılığına girdiğine inanılmaktadır.

Birçok destana konu olmuştur, Bozkurt. Türeyiş Destanı‘nda erkek kurt önemli bir rol oynamaktadır. Hiung-nu tanyusu iki güzel kızını Tanrı’ya sunmak istemiş. Bu nedenle ülke sınırında yüksek bir kule yaptırmış ve Tanrı’ya kızlarını almak için yalvarmış. Onları kuleye bırakmış ve bir yaşlı kurt kulenin dibindeki mağaraya yerleşmiş. Kızlardan birisi kurdu Tanrı zannetmiş ve onun karısı olarak çocuğunu doğurmuş.

Bozkurt Destanı olarak bilinen Aşina’nın yaratılış destanı da bilinen efsanelerdendir.

Ergenekon Destanı ise Göktürk destanıdır ve Börte Çene’ye erkek bir kurt rehberlik etmiştir.

Çoğu zaman soyun bir kolu Gökkurt’tan, diğer kolu ise Gökgeyik' den gelmektedir. Bozkurt gökyüzünü, Alageyik ise yeryüzünu temsil eder.
Gökgeyik de Türk mitolojisinde yer alır. Ama şimdilik buna değinmeyeceğim.

Halk kültüründe Bozkurt dişinin cepte taşınmasının nazardan koruyacağına inanılır. Kırgızlarda, bozkırda gezerken kurt görmek uğurdur. Rüyada kurt görmek de yine hayra yorulur. Hamile kadının nazardan korunması için yastığının altına kurt dişi veya derisi koyulur. Kurdun koyun sürüsüne dalması veya ahıra girmesi bereket sayılırdı.

Başkurt rivayetlerine göre kurt onların atalarının önüne düşerek yol göstermiştir. Bu nedenle kendilerine başlarında kurt bulunan anlamına gelen Başkurt denmiştir.
Hilal taktiği veya Turan/Türk taktiği: Yarım çember ile düşmanı ortaya alıp çemberi kapatma stratejisinin kurtlardan görülerek ilk defa Türkler tarafından uygulanmıştır.

Börü demişken Börü dizisini unutmamalı. Son zamanlarda hepimizin duyduğu bir sözdür bu. Özellikle bahsettiğim dizide geçmektedir. Yeri gelmişken söylemekte fayda var.

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

9- Dişi Kurdun Sembolü Asena

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Gökbörü den bahsetmişken Asena dan bahsetmemek olmaz dimi 😉

En cok tanınan mitolojik karakterdir.
Asena, Aşina, A-shih-na, Zena, Asen, Şunnu gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır. Türk mitolojisinde önemli bir rol oynayan efsanevi bir dişi kurtun doğurduğu on erkek çocuğun biridir, bazen de kurt soyundan gelen bir sülale olarak anılmaktadır. Diğer yandan ülkemizde dişi kurda verilen isimdir.

Asena efsanesinin birçok farklı şekli bulunur. Ayrıca aslının Açina kelimesinden geldiği de bilinir.

Asena efsanesinin birbirinden farklı şekilleri bulunmaktadır. Tarih kitapları da bu konuyu farklı şekillerde aktarmaktadır. Bu efsanenin en eski haline ise Antik Çin kaynaklarında Tü’küe halkının türeyişini anlatan efsanede rastlanır.

Bu efsaneye göre;
Hiung-nu’ların bir uzantısı olan Tü’küe kavmi, hükümdar soyundandır ve ismi A-Se-Na’dır. Bu soy, kendine ayrı bir ordu kurar ve daha sonra komşu bir kavmin yenilgisine uğrar. Bu yenilgi sonucunda tüm kavim katledilir. Ama 10 yaşında bir çocuk hayatta kalır. Kimse bu çocuğu öldürmeye cesaret edemez ve ayaklarını keserek bir bataklığa atarlar. Bu bataklığa ise bir dişi kurt gelir ve çocuğu etle beslemeye başlar.
Çocuk büyüdüğünde ise dişi kurtla çiftleşir ve kurt gebe kalır. Bu sırada düşmanların kralı, çocuğun yaşadığını öğrenir ve öldürmeleri için adamlarını gönderir. Çocuğu öldürmeye gelen adamlar, dişi kurdu görünce öldürmek istemezler. Kurt derhal "Kao Çang"'ın (Turfan)'ın Kuzeybatısında bulunan bir dağın üstündeki mağaraya kaçar. Mağaranın içinde birkaç yüz metre genişliğinde, uzun otlarla kaplı ve etrafı dağlarla kapalı bir ova vardı. Dağın içine kaçan dişi kurt, bu yerde on oğlan çocuk doğurdu. Çocuklar büyüyünce dışarıdan kadınlar aldılar. Bu kadınlar hamile oldu. Çocukların hepsi ayrı bir soy adı aldı. Birisinin soy adı A-Se-Na oldu.“

Ziya Gökalp 1922 yılında Diyarbakır'da yayımlanmış Küçük Mecmua dergisine verdiği "Türk Devletinin Tekâmülü" adlı makalesinde, bu da Çinlilere göre (Asena=Kurt) manasındadır demektedir. Göktürk Kağanlığının eski hükümdarlarının mensubu olduğu adı verilen sülale, efsaneye göre bu dişi kurttan türediği inanılır. Bunun yanında efsanenin başka şekilleri de bulunmuştur. Ayrıca daha geç zamanlardan kalan, sonradan geliştirilmiş daha detaylı ya da daha kısa olan şekilleri de vardır.


10- Kanatlı At Tulpar

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Kurtlar ve kartaldan bozkırın en önemli öğelerinden biri olan ata geçiyoruz. Türk mitolojisinde yer alan kanatlı at figürüdür. Yunan mitolojisindeki Pegasus ve Arap efsanelerindeki Burak ile benzerlik gösterir. Türk, Kırgız ve Altay mitolojilerinde adı geçmekle birlikte Avar, Lak, Andı, Dargı ve Tabasaran dillerinde de rastlanılmaktadır. Osetlerde Tolpar, Çeçenlerde Turpal olarak yer alır. Tek renktir; ya tamamen karbeyaz ya da tamamen gece karası.

Tul/Yul kökünden türeyen Tulpar, Moğolca Zulbah (kel, saçsız) sözcüğüyle alakalı olabilir. Çünkü Türk mitolojisinde kel atlara sık rastlanır ve kellik kahramanlarda olduğu gibi atlarda da gücü simgeler. Yol sözcüğü ile de aynı kökten gelme ihtimali vardır. Tulu sözcüğü eski Altaycada kıraç rengi ifade eder.

Manas Destanı' nda Tulpar' dan söz edilir. Yine rüzgardan hızlı oldukları söylenir. Arkeolojik kazılarda Kazakistan'da keşfedilen Esik Kurganında bulunan Altın elbiseli adam isimli elbisenin başlığında Tulpar figürüne rastlanmıştır.

Dünyanın en uzun destanı olan kırgızların Manas Destan' ında, Manas' ın ünlü savaşçılarının sürdüğü kanatlarıyla rüzgardan hızlı koştuğu söylenen efsanevi attır.

Başkurt inançlarına göre kanatlarını hiç kimse göremez. Tulpar kanatlarını yalnız karanlıkta, büyük engelleri ve mesafeleri aşarken açar. Eğer Tulpar’ ın kanatları görülürse, kaybolacağına inanılır. Tanrı tarafından yiğitlere yardımcı olması için yaratıldığına inanılmaktadır. Bu sebeple sadece bahadır kimseler bu atı kullanabilmektedir.

Bir Kumuk atasözünde şöyle der: Tulpar yerün birevü buççağunda bulsa da, öz yılkısın tabar./Tulpar dünyanın bir başka köşesinde olsa da, kendi sürüsünü bulur.

Tulpar efsanesinin günümüze etkilerine bir örnek gerekirse; Türkiye'nin ilk yerli yapımı Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) aracına da Tulpar ismi verilmiştir.

11- Ay Dede

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar

Geldik son durağımıza. Günümüzde her ne kadar unutulmuş olsa da çocukluğumuzda çokça duyduğumuz bir sözdür: Ay Dede.

Bu konuda görsel bulamadığım için Noel Babanın bizdeki eşiti olan Ayaz Atayı almak zorunda kaldım. Kusra bakmayın artık.

Ay Dede ya da Ay Ata olarak geçen bu isim Türklerin ve Altayların Tengricilik inancında Ay Tanrısı olarak görülebilecek bir kutsal varlıktır ve Gök Aleminin altıncı katında oturur. Bu inanca göre Ay Dede insanların ilk Büyükbabası ve Gün Ana ilk Büyükannesidir.

Günümüz Türkiye'sinde Gün Ana inancına pek rastlanmasa da, Ay Dede inancı çocuksulaştırılarak da olsa sürmektedir. Ay, çocuklara Ay Dede olarak tanıtılmaktır. Uyku ve uyku vakti ile özdeştirilir. Çocuğa "yatağına yatarsa, Ay Dede sana masal anlatacak" denir ve çocuğun yanında ya masal kitabı okunur ya da bir masal anlatılır.

Memlükler (Kölemenler) döneminde Mısır’da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek-üd Devâdârî’nin Türklerin kökeni üzerine anlattığı "Ay Atam Efsanesi"nde mağarada türeyiş motifi yer alır. Bu öyküye göre Türklerin ilk atası olan Ay Ata, bir mağarada ortaya çıkmıştır. Bu mağara Ay Ata’nın doğumuna (Aybek-üd Devâdârî’nin ifadesiyle) bir "ana rahmi"görevi yapmıştır. Bozkurt Efsanesi’ndeki kurdun yaralı Türk’ü kaçırıp beslediği mağara da böyle bir Ata mağarasıdır ve her yıl bu mağarada törenler yapılırdı. Ata Mağarası inancı ve geleneği eski dönemlerde Türkler arasında oldukça yaygındır. İşte Ay Ata da böylesi bir mağarada vücut bulmuştur.

Yakutlarda Ay Tangara (Ay Tanrı) yaratıcı olarak görülür ve kartal kılığına girerek Yaşam Ağacının üzerinde dolaşır.

Biraz uzun oldu ama kusura kalmayın artık. Önemli bilgileri atlamak istemedim.

Esen kalın...

Türk Mitolojisi Tanrılar, Tanrıçalar ve Hayvanlar
Cevapla