İstanbul'un her köşesine gidebilirsiniz. Ancak nefes almak istiyorsanız gideceğiniz yer Gülhane Parkı!
Gelip de göremeyenler görüp de anlamayanlar için bu hafta bir gezintiye çıkayım dedim. Geçtiğimiz hafta atlattığım gribin üzerine neresi iyi gider diye düşünürken oksijenin iyi geleceği kanısında karar kılınca soluğu Gülhane Parkı'nda aldım.
Gülhane Parkı'na birçok yerden erişim sağlayabilirsiniz. Dilerseniz emin önünde balık ekmek yiyerek yürürsünüz isterseniz de direk tranvay ile önünde inebilirsiniz. Ancak benim tercihim Beyazıt'dan yürümek. Yoldaki kaldırım taşları bile tarihi eser desem abartmam yani :P 
Gülhane Parkı'nın girişindeki kemerden daha geçer geçmez, kulağınıza kuşların sesi geliyor. Yalnız bu kuşlar filmlerdeki cik cik diye ötenlerden değil. Cibili cibili şak şak şak seslerini duyduğunuzda şaşırmayın :D Girişte sizi karşılayan çınar ağaçlarını ve gürültü azaldığında rüzgarın ağaçların arasından geçerken çıkarttığı uğultuyu da es geçemem :) Parkın hemen girişinde Ahmet Hamdi Tanpınar edebiyat müze kütüphanesi bulunuyor. Kim bilir edebiyat sever bir KScan'dan teklif gelirse birlikte orası için de geziyor yazarız :)
İstanbul'da yürüyecek kaldırım bulmakta zorlananlar için burası tam bir stres atma mekanı :)

Ben gittiğimden midir bilinmez, ne zaman buraya gelsem yağmurlu oluyor :) Ancak havadaki toprak kokusunu duyduğum zaman bulutların güneşi kapatmış olmasına aldırmadan burada keyifle gezebiliyorum.
Şuraya da fotoğraf çekmeye çalışan bir Ahmet çizelim✏️

Araçların Gülhane Parkı'na girmesi yasak. Ancak tam karşısı valilik olduğu için güvenlik önlemleri amaçlı devriye araçları ve bazı valilik araçları içeriden geçiyor. Valilik binası Bâb-ı âli olarak tarihte önemli bir yere sahiptir. Sadrazamın Alay köşkü ve Topkapı sarayına yakın olması için dönemin padişahı olan III. Osman tarafından sadrazam konağı olarak devletin hizmetine sunulmuştur. Orada da bence yazmayı çok isterdik ancak kamera görünce kovalıyorlar güvenlik gerekçesiyle :)
Unuttum sandınız de mi? Kaplumbağa adamı unutur muyum hiç?

Küçüklüğümde görüp anlam veremediğim bir tablo olan kaplumbağa terbiyecisi de Gülhane Parkında bulunmakta. Tablonun birçok versiyonu birkaç farklı müzede bulunmaktadır. Parkın içerisinde ise tablonun heykel versiyonu yapılmaya çalışılmış. Yerleri zemin olsa daha iyi olurdu sanki ama yine de siz bilirsiniz :/ Yukarıdaki gifte kaplumbağa terbiyecisi arkadan kamerayı görünce kaçan adam ve ilk teletabiyi görüyorsunuz. Teletabi yok mu şu dipsi lala po. İşte onların ilki bendim bütçesizlik yüzünden işsiz kaldım :P
Arkeoloji müzesinin kapanışını kaçırdım🙄

Bu heykelin arkasında kaplumbağa terbiyecisini çizen Osman Hamdi Bey'in üstün emekleri ile kurduğu arkeoloji müzesi bulunuyor. Hikayesini okuma fırsatım oldu. Hukuk okumak için Fransa'ya gidip orada oryantalist sanat akımına kapılıyor. Akabinde ülkesine döndüğü zaman babasının devletteki gücünü kullanarak Anadolu'da bulunan birçok tarihi eseri bu müzede topluyor. Yukarıdaki fotoğraf eserleri topladığı dönemde çekilen bir fotoğraf.
Bu fotoğrafta o eserlerin taşınma şekli. Ortada sıfır bacak açmaya çalışan dayıyı görmezden gelirsek gayet sanatsal bir fotoğraf :D
Gezimizin sonuna geldik

Yağmurun bastırması ve ekipmanın ıslanma riskini göz önünde bulundurarak Gülhane parkını yarıda bırakmak zorunda kaldım. Ancak @pentin'den Arkeoloji müzesi ve Gülhane Parkı Vol2 için söz aldım. Bana bir söz veren bir de söz vermeyen pişman. Yani yandın abla :D <3
Alttaki ankette gideceğim yeni yeri belirlersen beni ziyadesiyle memnun edersin :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar