Beyaz Gelinliğin Tarihçesi...
Gelinlik kelimesinin İngilizce karşılığı "BRIDAL"dır. Bu kelime Orta Çağ zamanında yapılan evlilik partileri ile birlikte ortaya çıkmıştır. İngilizce de "AL" kelimesi "PARTY" kelimesinin eş anlamlısıdır. Bu kelimenin Türkçe karşılığı ise "PARTİ" demektir. "BRİDE" kelimesi İngilizce bir kelimedir ve Türkçe karlığı ise "GELİN" dir. Günümüzde popüler halde olan bu terim "BRIDE-AL" dan gelmektedir.
Her genç kızın hayalidir telli duvaklı gelin olmak, bembeyaz gelinliği ile dünya evine girmek. Peki gelinliğin tarihçesi hakkında neler biliyoruz. Dünya genelinde beyaz gelinliğin hikayesine kısaca değinelim.
Yapılan araştırmalara göre ilk gelinlik Eski Mısır döneminde M.Ö. 4000 tarihinde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Eski Mısır döneminde gelinler üzerlerine kat kat pileli beyaz renkte keten kumaş giyelerdi.

Yunanistan'da beyaz renk kutlamayı temsil ediyordu. O yüzden dolayı da gelinler mutluluklarını belirtmek adına düğünlerde beyaz kumaştan yapılan kıyafetler giymeye başladılar. 
Roma'da evlilik ve doğum tanrısına ithafen gelinler beyaz kaftana bürünüyorlardı. Eski Roma'da evlenecek olan genç kızların giydikleri gelinlikler sarı renkte idi. O dönemlerde, evli kadınların yüzünü örten peçe evli ve bekar kadınların ayırt edilmesi amacı ile kullanılıyordu. Evliliğe ilk adıma atacak olan genç kızlar sarı renkte gelinlik giyerlerdi ve bu gelinlik ile birlikte ilk kez düğün günü sarı renkte bir gelinlik peçesi takarlardı. 
Ortaçağda ise gelinliğin rengi çok önemli olmamıştır. Gelinlik kumaşın kalitesi ve gösterişli olması gelinliğin renginden çok daha önem taşımakta idi. Ortaçağ döneminde gelinliğin kaliteli ve gösterişli olması ailelerin saygın ve ekonomik düzeyinin yüksek olduğunun göstergesi idi. Evliliklerde genelde zengin aileler veya mevki sahibi alilerin çocuklarının evlendirilmesi ile yeni ortaklıklar, yeni politik ittifaklar ortaya çıkıyordu. Yapılan düğünler ailelerin statüsünün göstergesi sayılıyor ve oldukça gösterişli bir şekilde yapılıyordu. Orta gelir düzeyinde olan ailelerin ise düğünlerinde gelinler en güzel kıyafetlerini giyiyorlardı.

Doğuda ama özellikle Çin ve Hindistan'da ipek kıyafetler revaşta idi. Gelinlik olarak gösterişli kıyafetler hazırlanıyor ve her iki kültürde de kırmızı rengi ön plana çıkarıyorlardı. 
Renkli olan gelinliklerin beyaz olarak kullanılmaya 16. yüzyılda başlamıştır. Bir düğünde beyaz kıyafet giyen ilk gelin 1499 yılında XII. Lois ile evlenen İngiltereli Anne'dir.

Günümüzdeki gelinlik modelleri temeli ise 1854 yılında Kraliçe Victoria'nın Prens Albert ile evlenirken giydiği beyaz saten kumaştan yapılan 5.5 metre kuyruğu olan gösterişli gelinliğidir.

Beyaz gelinlik modası ilk kez modern batı geleneği ile ortaya çıkmıştır.Kraliçe Victoria beyaz bir gece elbisesi ile bu geleneğin öncülerinden olmuştur. O dönemde kraliyet ailesi mensubu olan gelinlerin gümüş renginde gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktoria bu gelenekten farklı olarak kendi düğününde beyaz bir gece kıyafeti giymiştir. Bu düğünün ardından İngiliz ve Fransız sanatçılar ve yazarlar gelinlikle beyaz rengin masumiyetin ve saflığın bir simgesi olduğuna dair yazılar yazmaya başlamışlardır. Böylelikle, beyaz gelinlik gelin adayları tarafından fazla benimsenmiş ve daha fazla tercih edilir hale gelmiştir. 
Beyaz gelinliklerin ilk mekan yerleri saraylar olmuştur. Beyaz gelinlikler 1800'lü yılların ortalarından itibaren İngiltere Saraylarından Osmanlı Saraylarına kadar tüm dünya da popüler oldu. O zamanlarda erdem sahibi olmak gibi bir anlam içermeyen sadece zenginlik ve bolluğu ifade eden beyaz gelinlikler zamanla tüm dünyada kabul ve beğeni görmeye başlamıştır.

16. ve 17. yüzyıllarda gelinler evlilik törenlerinde daha bu beyaz kıyafetlerin kullanmışlardır. Gelinle düğünlerinde giydikleri kıyafetler için göz alıcı ve çeşitli renklerde ve dokularda kumaşlar kullanılmıştır. Yeşil haricinde hemen hemen her renk tonu bu kıyafetleri günlük yaşamlarında da kullanmaya devam etmişlerdir. Sadece soyluların düğünleri için özel kıyafet yaptırma lüksü bulunuyordu. 19. yüzyıla kadar soylu ailelerden gelen gelinler gümüş ve kırmızı renklerin hakim olduğu lüks kumaşlardan yapılmış olan gelinlikleri giyiyorlardı. 
Gelinlikler tarihler boyunca her zaman dikkat çekici ve farklı farklı tasarlanmıştır. Günümüzde ise beyaz gelinlikleri birçokları iyi ahlak ve doğruluk ifadesinin işareti olmasının yanı sıra hala derin ve kabul görmüş bir gelenek halinde yaşamaktadırlar. Dünyanın dört bir yanında milyarlarca genç kız henüz evlenebileceği bir eş ile karşılaşmadan kendisini bu gelinliğin içinde düşlemektedir.

Gelinlik ile birlikte evliliğin de imgesi haline gelen yüzük takma geleneği de günümüze Mısırlardan gelmiştir. Mısırlıların inançlarına göre Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar daire ve halka şeklindeki cisimlerin başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiğine inanıyorlardı. Düğünde takılan yüküz de evliliğin sonsuza dek süreceğinin bir simgesi olarak takılıyordu. Daha sonraları bu inanç bir gelenek haline geldi ve Romalılar vasıtası ile tüm dünya geneline yayılmış oldu. Yapılan arkeolojik kazılarda o dönemlere ait düğünlerde takılan bir çok ilginç evlilik yüzükleri bulunmuştur.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait bir insan anatomisi bilgisidir aslında. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiğini sanılıyordu. Bu yüzden de buraya takılan yüzükler evli çiftlerin kalben birbirlerine bağlandığını anlamına geliyordu.

Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar