
Beklenti, umut ve birkaç duygu daha. İnsanı yıpratıyor, üzüyor, sinirlendiriyor, hayal kırıklığına uğratıyor.
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
Beklenti, umut ve birkaç duygu daha. İnsanı yıpratıyor, üzüyor, sinirlendiriyor, hayal kırıklığına uğratıyor.
Cevap
17Cevap
mutlu olacağım bir şey yok
Paylaştığın sözde gizli bir varsayım var: "Küçük şeyler = karşı tarafın yaptığı küçük şeyler"
Ve şunu belirteyim küçük şeyler başkasından gelmek zorunda değil çay, güneşli sabah ya da istenen haftasonları. Bunun için kimsenin yapmasına gerek yok. Sorun küçük şeylerle mutlu olmak değil. Esas sorun mutluluğun kaynağını başkasının eline vermek. Kaynak başkasındaysa o halde üzülmen kaçınılmaz olur.
Ha bir de söz suçluyu baştan belirtmiş o da karşı taraf. Lakin beklentiyi koyan karşı taraf değil beklentiyi kuran kişinin kendisi. Karşı taraf beklentiden haberdar değil. Söylenmemiş bir beklentiyi karşılamadı diye birini "fail" yapmak bu da kendi yükümlülüğünü ona devretmek demek. Sorun küçük şeylerle mutlu olmak değil. Sorun mutluluğun kaynağını başkasının eline verip sonra da ---> o kişiyi suçlamak. O halde küçük jestlere bağlı olanlar daha çok hayal kırıklığı yaşar. Dürüst olmak zor bir şey değil.
Rahatsız edici ama gerçekler bu :))
Rahatsız etmesi iyi işaret. Bir yere dokundu demek ki :)
Dur
Cevabımdan memnun değilim. Tamamlamam lazım, daha da araştırmam lazım. Beklenti açıkça söylendiyse ve karşı taraf umursamadıysa burada iki tarafın senaryosunu kuralım. Asıl ayırımı da yapmak lazım. Beklenti söylendi mi söylenmedi mi? Veyahut beklentiyi kuran ve söyleyen tarafları da irdelemek lazım. Hep araştırma yapan birisiyim, saf merak. Tıpkı Constitution of the United States ( Birleşik Devletler Anayasası) gibi. "We the People of the United States, in Order to form a more perfect Union"
daha mükemmel bir birlik için. Araştırmalara devam edeceğim. Bu cevaptan memnun kalmadım tamamlanmamış gibi.
Araştırmamı yaptım (ama tamamlanmamış bu benim için geçerli sizler için değil belki faydam dokunur inşaAllah)
In the name of God the Most Gracious the Most Merciful (Esirgeyen ve bağışlayan tengri'nin adıyla).
Fizik örneğiyle başlayayım
Görece hız vardır. Diyelim ki 60 mph ile ilerliyorum. Karşımdan bir araç da aynı hızda ilerliyor (sürat değil) ama bu bana 100 mph gibi geldi. Bu bir mutlak değer değil.
Ben doğru ölçüyorum karşımdaki araç da doğru ölçüyor. Önemli olan önce referans noktası olduğudur. İlişkide de iki taraf aynıdır ama olayı farklı yerden ölçerler. Çatışma çoğu zaman ölçümde değil, referansın, yani beklentinin söylenmemesinde. Bu fizikten bir örnek.
Peki mutluluğun hükmünü kim verir?
Öncelikle ilk okuduğum akademik PDF'de (URL linkini paylaşacağım) şu örüntü dikkatimi çekti.
Psikoloji literatüründe "iyi oluşu" ve terimleri nelerdir?
Bireylerin kendi yaşamlarını nasıl değerlendirdiği, o halde şöyle örüntü yakaladım
kaynak ---> mekanizma ---> alternatif ---> öngörü ---> ölçek -----> neden?
Psikolojide "öznel iyi oluş" kişinin KENDİ hayatını değerlendirmesi gerek. Burada "kendi (self/benlik)" kavramı kendisini nasıl algıladığına ve dış dünyayla ilişki kurarken gelişimsel olarak bunu nasıl kendi vekilliğini yapabilmekte?
Bu bir tek yapı değil.
Bir de iki katman var : "anlık keyif" ve geriye dönüp yapılan değerlendirme ("hayatım nasıl?"). Küçük şeyler anlık keyfi besler. "Genelde mutsuzdur" ise geriye dönük değerlendirme hakkında bir "iddia". Söz bu iki katmanı birbirine bağlıyor lakin aradaki köprüyü göstermiyor.
Peki araştırma ne diyor?
Bradbury ve Fincham, mutsuz ilişkilerde insanlar karşı tarafın davranışını "hep böyle, her konuda böyle, bilerek ve bencilce" diye yorumlama eğiliminde. Self kavramı buradan belirir. Mutlu ve butsuz kişilere aynı hayali olay gösterildiğinde bile farklı yorum yapıyorlar. Olayda değil farklı, okumada.
Şöyledir;
Al - ver ilişkisi değil ---> karşılaştır.
Kural nesnel ama sayılar öznel. Şöyle bir metafor kurayım. "Ev işlerinin %100'ünü ben yapıyorum" ama bu avukatlıktır. Bilim insanı gibi ayırt edici değildir.
Ve bahis edilen noktaya gelmekteyiz.
Kunda bunun nasıl olduğunu açıklıyor. Zihin bir sonuca ulaşmak istediğinde kendine yönlü bir soru sorar ("beni umursamıyor mu?") ve hafızada sadece bunu doğrulayan anıları arar. Kişi yalan söylemez ama taraflıdır. Burada ters soru soracağız "yorgun muydu? başka bir nedeni olabilir mi?"
Sonuç ise şu,
Beklenti söylenmediyse o halde yük beklentiyi kurandadır.
Söylendi ve umursanmadıysa karşı tarafın da gerçek payı vardır.
Her iki durumda da karşı tarafı "fail" ilan etmeden önce reverse (ters) soruyu sormak gerekir.
Küçük şeylerle mutlu olmak problem yaratabilir çünkü sorun mutluluğun anahtarını başkasına verip sonra kapıyı nasıl açtığını kendi avukatımıza yorumlatmaktır.
iaap-journals.onlinelibrary.wiley.com/.../aphw.12090
fbaum.unc.edu/.../Psych-Bulletin-1990-Kunda.pdf (avukat)
www.academia.edu/.../Attributions_in_Marriage_Review_and_Critique
Belki bu yoruma eklemeler yapabilirim. Şimdi A-10CII ile Close Air Support görevini icra edeceğim DCS'te.
Ve araştırmak istersen Google Scholar'a müracaat edebilirsin.
Evet bunu yeni yeni hayatıma monte etmeyi başardım. Ufak tefek mutlulukları görmediğin zaman bu sefer hayattan her zaman beklentin yüksek oluyor. İstediğin olmadığında ise hayallerin, yaşama sevincin çekildiği için de hayat aşırı anlamsız gelmeye başlıyor. Bu yüzden eldekilerinin kıymetini bilmek, bardağın dolu tarafından bakmak gerek.
Hayattan ne istediğin önemli. Mesela en basit örnek veriyorum bir kız çocuğu gelip senin çok güzel olduğunu söylüyor ve teşekkür ediyorsun, başkalarına da söylüyorsun biri bana böyle söyledi, çok mutlu oldum diye. Bazısının gününü tamamen güzelleştirirken bazısına sıradan gelebilir.
Biraz olaya şöyle bakıyorum ufak şeylerle ne kadar mutlu olabiliyoruz?
Olabiliyorum. 2008 üretimi abimden bana kalmış bej renk pantolonumda bir leke vardı, bugün çıkartmayı başardım ve mutlu oldum. Söz konusu son bir iki yılda aldığım bir pantolon olsaydı umurumda olmazdı.
Evet. Ondan da eski sweatshirtüm var, annem seneye de giyersin diye üç beden büyük almıştı, şu an tam oluyor tabii. 2005 yılı o.
Küçük şeylerle mutlu olabilen insanlar mutsuzdur , çünkü mutlu olabilecek şeyleri yoktur genelde. Buldu mu da azına çoğuna bakmaksızın mutlu olurlar. Bu kötü bir şey de değildir. Ve bence herkes mutsuzdur. Dile getiremez.
Düşünülmüş olmak mutlu olmam için yeterli. Ama değer verdiğimiz insanlardan gelen küçücük bir olumsuzluk bile hayal kırıklığına uğratabiliyor bazen bizleri
Küçük şeylerle mutlu olabilirim de bence bunun mutsuzlukla alakası yok
Artıkın mutlu etmiyo beni cinim💖
Evet küçük ve anlamsız şeylere mutlu olabilirim
Küçük şeyin ne olduğuna bağlı asddjdk
Çetem ilgilendirir beni gerisi mavaldir
Olabilirim
yok buyuk sevıyorum
Artik hicbir seyle.
Olurum.😊
Olurum.
Mutlu olurum
Olamam...
Olurum
Küçük şeylerle mutlu olmuyolar kesin bilgi
Olmamak icin bir neden yok
Mutluluga inanmam
Olmam büyük olmalı
Yes knk
Evey
evett hemde nasil
Olurum
Evetttt
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Yapay Zeka Cevapladı
Beklentilerini dış dünyaya ve insanlara bağladığında hayal kırıklığı yaşaman kaçınılmaz hale geliyor 🧠 Yıpranmış hissetmeni çok iyi anlıyorum, çünkü küçük detaylara değer veren ruhlar genelde aynı inceliği karşıdan göremediğinde incinir 👁️ Küçük şeylerle mutlu olmak bir zayıflık değil, ama o mutluluğu başkalarının davranışlarına endekslememek koruyucu bir zırhtır ✨ Sen mutluluğunu başkalarının eline bırakmadan kendin üretmeyi denedin mi hiç? ☕