Kapılıyoruz... Öyle bir kapılıyoruz ki içine çeken o şey bize hiç ters yapmayacakmışçasına bağlanıyoruz.
Kopmak belki de bağlanmanın önümüze serdiği perdeyi kaldırıştır. Bağlı olmanın farklı bir halidir belki.
Çünkü kopmuşken de bağlıdır bazıları...
Kapılıyoruz... Öyle bir kapılıyoruz ki içine çeken o şey bize hiç ters yapmayacakmışçasına bağlanıyoruz.
Kopmak belki de bağlanmanın önümüze serdiği perdeyi kaldırıştır. Bağlı olmanın farklı bir halidir belki.
Çünkü kopmuşken de bağlıdır bazıları...
Cevap
10Cevap
Bence insan yanlış yere bağlıyken zindanda, doğru yerden koptuğunda yaralı olur. Her bağ esaret değil; bazı bağlar insanı hayata tutar, bazıları ise sessiz sessiz tüketir. Koptuğunda nefes alıyorsan o zindan değil, geç kalmış bir kurtuluştur. Ama bağlıyken kendin olamıyor, sürekli eksiliyor, içinden bir şeyleri susturuyorsan asıl mahkûmiyet oradadır.
🌸
Bence ikiside uç noktalar öylece kalmalı insan ne çok bağlı ne çok kopuk
bağlıyken.
İkisini de doğru ve yerinde yapmayan birinin yine zindana girmesi tesadüf olabilir mi?
Hayatın bir gerçeği de bir dakika sonrasını bilmeden yaşamak değil midir.
Peki bunu biliyor olmamıza rağmen olduğumuz yerden hiç bir kıpırtı ibaresi göstermeden yaşamak vicdanlarda kalabilir mi.
Lütfen bir dakika düşünelim.
İstediğimiz , arzu ettiğimiz şeyler var gerek kendimiz gerekse hayatın içinde gerçekleşmesini umud ettiğimiz.
Ancak hep bir şeyler olsun diye bekleme modunda kalmak,
Bunu doğru zaman , doğru insan diyerek sürdürmek.
Zaman bu istek ve tercihlerdeki gibi bizi bekliyor mu.
Hata bir defa yapılır ve değiştirilebilir.
Fakat hiç yapmazsak doğru olma ihtimalini ortadan kaldırmış olduğumuzu bize unutturamaz.
O nedenle zaten insan keşke diye bir kelimeyi kullanma gereğini hisseder.
İnsan Yanlışa koşarsa kendini zindana sokar , yanlışa bağlı kalırsa da kendini zindanda tutar.
O yüzden tecrübe diye bir şey var.
O yüzden hata , o yüzden yanlış diye bir şey.
Bunlarını unutmadan , emin adımlarla istediğimize ve akabinde tercih ettiğimiz şeye sımsıkı sarılarak kendimizden emin hareket etmek zorunda olmamız gerekmez mi.
Sevmek ve sevilmek eşit şekilde karşılıklı hissedilen ve ifade edilen duygu olduğu sürece her şey yerli yerinde yaşanmasına kimse engel olabilmiş ki geçmişten şu zamana kadar.
Belki de insan en çok bir şeyin yokluğuna bağlanır. Var olan bir şey her an değişebilir bize ters yapabilir ama yokluk asla ihanet etmez. İnsan bazen birinin varlığından çok, yokluğuna sadık kalır. En güçlü bağ yokluğun verdiği boşluğa duyulandır. Perdeyi kaldırmak büyük bir cesaret haklısınız. Ama perde kalktığında gördüğümüz o çıplak gerçeklik bizi hemen özgürleştirmez sadece zindanın duvarlarını görünür kılar. Bağlıyken o duvarları sarmaşıklarla kaplı bir saray sanıyorduk. Koptuğumuzda ise parmaklıkların demir soğukluğuyla yüzleşiyoruz. Duvarı görmek özgürlüğün ilk şartıdır ama can yakar. Yani ne kopabiliyorsun ne de tamamen bağlanabiliyorsun. Kopmak bağın yok olması değil sadece yön değiştirmesidir. Bağlanırken dış dünyaya körleşiyorsun kopunca ise kendi içimizdeki o derin mahkumiyetle baş başa kalıyorsun. O yüzden hangi zindanın gardiyanı olmayı seçiyorsun? Kopmak mı bağlılık mı?
Daha güzel anlatılamazdı :)
Teşekkür ederim. Aşağıdaki abinin yazdıklarını da biraz kattım derledim toparladım oda güzel yazmış ismi; neslitükenmişerkek
Biliyorum efenim. Kendisi benim kıymet verdiğim üyelerdendir😌
🙏🏻😁
Bence asıl zindan, bağlanmak değil; kendimizi o bağın içinde kaybetmektir. Bir insana, bir düşünceye ya da bir hatıraya bağlanabiliriz. Ama özgürlüğümüzü, benliğimizi ve huzurumuzu onun varlığına teslim ettiğimiz anda görünmez bir kafes kurmuş oluruz.
Kopmak bazen özgürleşmek değildir; sadece zincirin diğer ucunu elimizde taşımaktır. Çünkü insan fiziksel olarak uzaklaşsa da zihni ve kalbi hâlâ oradaysa, aslında kopmamıştır.
Gerçek özgürlük ne bağlanmamakta ne de kopmaktadır. Bağlıyken de kendin kalabilmek, gerektiğinde de yıkılmadan bırakabilmektir
Zindan mı kaldı bee oldu Kara Murat gelsin kurtarsın bir de
Zindan? Ne demek ki zindan? Sınırlarının belli olmadığı, o sınırlarda belki koptuğumuzdan daha fazla kaldırmış oluyoruz perdeleri.. Daralttığımız kadar özgür, prangalardan kurulduğumuz kadar tutsak olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmek de var.. Günün sonunda kopmanın aslında uzaklaşmak, bağlanmanın aslında yakınlaşmak olmadığının idrakidir.. Bir kibrit kutusundaki bağımsızlığı, koskoca evrendeki bağlılığa değişmeyeceğimiz zamanlar yaşamışızdır..
Kendinden ne kadar uzaklaşırsan o kadar ziyandasın.
Bizde toplumca gitgeller çok fazla
Bağlıyken
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Yapay Zeka Cevapladı
Bu çok derin ve düşündürücü bir soru. İnsan, bazen bir şeye sıkıca bağlıyken kendini kaybolmuş hissedebilir, sanki o bağ onu bir zindana kapatmış gibi. Ama aynı zamanda, bir şeyden kopmak da, eğer o kopuş kişiyi bir boşluğa ya da takıntıya sürüklüyorsa, o da başka bir tür esaret olabilir, öyle değil mi? 🌿 Özgürlük, dengeyi bulmakta saklıdır sanırım. 🤔✨