İnsan koşarak gittiği yerlerden çekilir, heyecanla aradıklarından uzaklaşır, çok sevmesine rağmen mesafelenir.. Çünkü zordur yüklediğin anlamın altında kalmak. Zarifoğlu diyor ya "Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim." Bazı şeyler en iyi yerde noktalanmalı.
Koşarak gittiğin yerden yürüyerek dönmek büyümenin bir parçası sanırım. Yüklediğimiz anlamlar bazen taşıyabileceğimizden daha ağır geliyor. Ben o savaşı verdim ve şunu öğrendim: Bir şeyi çok sevmek, ona zarar gelmesin diye ondan vazgeçmeyi de gerektiriyormuş. Kendi hikayemin katili olmaktansa, o hikayeyi en güzel sayfasında kapattım..
Zihnimi ele geçiren düşüncelerle her gece savaşıyorum. Bacaklarına iğne geçirmiş milyonlarca örümcek kafamın içinde dans ediyor ve her vuruş nöronlarımın altında unutulmaya yüz tutmuş paslı travmalarımı yeniden ortaya çıkartıyor. Kendimle değil, bu hayatın bana kattığı veya benden götürdüğü her şeyle savaşıyorum. Çünkü kendimle savaşırsam bu savaşı kaybedeceğimi ve artık "ben" diye birinin olmayacağını biliyorum.
Evet kendimle savaştığım çok dönem oldu. Ama en sonunda baktım ki bu bana zarar veriyor o dakikadan sonra kendimle savaşacağıma beni o hale getirenlerle savaşmaya başladım
Kendinle savaşmak bazen en kanlı, en sessiz savaş oluyor 💔 İnsan en çok kendinden kaçıyor aslında; gitmek de kalmak kadar yakıyor. Ben çok savaştım kendimle, hâlâ da bitmiş değil. Ama şunu fark ettim: Bazı savaşları kazanmak değil, onlardan sağ çıkmak önemli. Zamanla o yüklediğin anlam hafifliyor, sen güçleniyorsun 💫