Bazen insan en büyük yüzleşmeyi kendisiyle yaşar. Herkese dürüst davranabilir ama aynaya bakınca sustuğu bir şey vardır. İçinde sakladığı, adını koymaya çekindiği bir gerçek. Peki senin kendine bile itiraf edemediğin o gerçek nedir?
Saf olmak. Saf olmak, bazen bir zayıflık gibi görülür. İnsanlar bunu anlamaz, kötü niyetlilerin oyunlarına gelmek, yanlış anlaşılmak gibi riskler taşır. Ama aslında saf olmak, dünyayı temiz gözlerle görebilmek, insanlara iyi niyetle yaklaşabilmek demektir. Saflık, bir çeşit cesarettir; kırılmayı, kandırılmayı göze alarak yine de güvenmeyi seçmektir. Saf olmak, düşünmeden bağlanmak ya da her şeye evet demek değildir. Aksine, saf kalmak, kendi değerlerini ve hislerini koruyarak dünyaya açık olabilmektir. Bu, karmaşık ve hırçın bir dünyada nadir bir özellik, bir hazine gibidir.
Detayda anlattıkların gibi o direnç duygudan çıkamıyor çünkü korkuyor maskeyi çıkarıp iç öz'ünü göstermeyi tehdit olarak algılar kendin olmayı yabancı gibi gelir. Oysa kendin olmayı başardığında özgür kılar evren ummadığın yerlerde güzellikler gelir. 🎈
Bazen insanın kendine bile itiraf edemediği gerçek şu oluyor: “Aslında sandığım kadar güçlü değilim.” Sen de belki hep güçlü, net, kontrollü görünüyorsun ama içten içe onaylanma ihtiyacı taşıyorsun. Aynadaki bakış biraz yorgun, biraz sorgulayıcı geliyor olabilir… 🪞 Çünkü en zor şey, kırılgan yanını kabul etmek. İtiraf edince zayıflayacağını sanıyorsun ama tam tersi, asıl güç orada başlıyor. 🌿