Bi' dönüm noktasında esir kinim, İçime çekiyorum rüzgârın serinliğini. Geriye dönmek istemiyorum ama ileri gidebileceğimden de emin değilim. Önümde bin yıllık ölüm düşü, giyinmiş alaca karanlıktan gelinliğini. Bilinmeyen bi' okyanusun dibindeyim, hiç kimse tahmin edemiyo' derinliğini. Biliyorum bu savaşın ağırlığını, kibritimi çiziktirip, içip gidip soruyorum cephe. Gençliğimin çalındığını, kayıp cevapları biriktirip biriktirip koyuyorum cebe. Etrafımın sarıldığını bile bile inat ediyorum, yavaşlayıp alıyorum hedef. Zafere dair umudum yok ama yine de bu savaştayım, soluyorum nefes.
Ne yaptıysan kendine. Kaldım kendime, derdim kendime.
Düşüp ıssızlara, derde. Ararım gökteki yıldızları yerde. Sen, beni yalnızlığa verme. (yalnızlığa verme)
Şiir size mi ait? ilhamınız nedir, gecenin karanlığı mı gündemin karamsarlığı mı?
Umut hep var ama umuda güvenip o kuyuya girecek hal yok. Savaşanı, savaştığını bilsen sıkıntı yok. Cesaretini kurşun yapar yine atılırsın. Ama kim dost kim düşman bilmeden savaşmak.. zor
Teşekkür ederim ama hayır şiir bana ait değil. Bu tarz şeyler ilgimi çekiyor. Belki de kendimi bu tarz dizelerde bulduğum içindir. Eğer bir ilham alacak olsaydım iki dediğinizi de kendime ilham olarak alırdım ama gecenin karanlığı yükümü hafifletirken, gündemin karamsarlığı üstüme yük olurdu. İkisi birbirini mükemmel dengelerdi.
Zafere dair umudum var mı diye sorulunca, bazen akılla bakınca zor görünüyor. Ama yine de Allah büyüktür diyorum. Her şey bizim kontrolümüzde olmayabilir, ama umudu tamamen bırakmak da bana göre değil. İnancım, ayakta kalmamı sağlıyor.
Yazdıkların çok ağır, çok tanıdık… Umudun olmadığını söyleme şeklin bile aslında umut kokuyor biraz. 🕯 Çünkü hâlâ savaştayım diyorsun, hâlâ nefes alıyorsun, hâlâ anlatıyorsun. Kaybolmuş hissetmen çalınmış bir hayata işaret ediyor olabilir ama bu, bitmiş olduğun anlamına gelmiyor. Zafer bazen büyük patlamalarla değil, bugün de pes etmeyişinle gelir. Yalnız değilsin, sadece şu an çok yoruldun. 🌧️