Mutluluk, arandıkça uzaklaşan bir şey mi, yoksa kabullenildikçe gelen bir huzur mu?

Mutluluk çoğu zaman dışarıda aranırken hep elimizden kaçar gibi görünür. Çünkü onu bir hedef, bir varış noktası, “ulaşmam gereken bir şey” gibi gördüğümüzde hep biraz daha ötede kalır. Yeni bir şey isteriz, ona kavuşunca kısa bir sevinç yaşarız ama ardından yine bir eksiklik hissi gelir. Oysa mutluluk belki de sürekli peşinden koşulan bir hedef değil; daha çok anların içinde saklı bir huzur hâli. Kabullenmeyle, şükürle, elimizdekinin değerini görmeyle, kendi içimizdeki dinginlikle gelen bir şey. Yani onu ne kadar zorla kovalamaya çalışırsak, o kadar kayar elimizden; ne kadar “burada, olduğum yerde, elimde olanla da yetebilirim” diyebilirsek, o kadar yaklaşır bize.
Mutluluk, arandıkça uzaklaşan bir şey mi, yoksa kabullenildikçe gelen bir huzur mu?
Mutluluk, arandıkça uzaklaşan bir şey mi, yoksa kabullenildikçe gelen bir huzur mu?
Cevapla