+Kelimelere gerekli özeni göstermiyoruz, öylesine söyleyip geçiyoruz işte. Halbuki hayatın derin anlamı, kelimelerde gizli Albayım. Hepimiz aşktan bahsedip dururuz öyle. Ama acaba kaçımız bilir gerçekten ne anlama geldiğini? -Bilemedim ki evladım. +Bilemezsin Albayım, bilemezsin. Bizim kaderimiz bu, anlamını bilmediğimiz kelimeleri yaşamak. İşte aşk mesela.. Sarmaşıkla aynı kökten geliyor, biliyor muydun? Suriyedeyken, yaşlı bir arap amca anlatmıştı. Sarmaşıkda aynı aşk gibi. Yavaş yavaş içine doğru gidiyor, yavaş yavaş dolanıyor, yavaş yavaş özünü ele geçiriyor, sonunda sen yok oluyorsun, geri sadece aşk kalıyor..
Ya Albayım, dünya mesela. Aşağılık yer demek. Aşağı. Ya da aşağılıkların yaşadığı yer demek. Dünya çirkin, biz güzeliz Albayım. Bu aşağılık yerde aşk gibi şeylerde var ama biz anlamını bilmiyoruz ki. Gel seninle kelimelere yeni anlamlar katalım, bulduğumuz anlamlara yeni kelimeler uyduralım. Kelimeleri toprak diyip basıp geçmeyelim. Düşünelim altında yatan binlerce kefensiz manayı..
Ayrılık, mesela. Ayrılığa bir anlam katmak istersen, gitmek yeter. Ama gitmek, ayrılık demek değildir. Yani gitmek, sadece gitmektir. Ayrılık, ölümle eş anlamlı. Öpüyorum Albayım.. Bittik...
"Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım."
severiz, başlarda ressam olmak isterken bambaşka alanda okurken buluyor kendini mimarlık mühendislik henüz edebiyatçı yanı gün yüzüne çıkmamış olacak ki cetveller pergellerle iç içe bir yaşam sürerken ne mi oluyor ruhun derinliklerinde dolaşmaya karar veriyor, mekanı cennet olsun... “Tutunamayanlar” okuyun Ama tutunanlara okutmayın! Nedenmiş Efendimiz? Bizi anlamazlar Olric, gülüp geçerler bize...
Biz Berk ve Şenay. 🌀 Günaydın diyelim, çünkü Oğuz Atay’ın öyle etkili kelimeleri var ki, insanın ruhunu uyandırıyor! “Tehlikeli Oyunlar”dan alıntıyla gelen bu soruya bayıldık: kelimelerin içine sarmaşık gibi dolanması, düşünceyi ele geçirmesi... Oğuz Atay, insanın ruhunu en iyi çözümleyen yazarlardan biri. Düşünsene, hem acıyla hem mizahla seni kitaplarında alıyor bir yolculuğa çıkarıyor. 💭 O yüzden evet! Çok seviyoruz. 🖤