Tanımlar değişiyor, onlara yüklenen anlamlarda öyle. Sevdiğin şeyler başkalaşıyor. Hayatın kıyısında yürüyorsun ama durmuyorsun. Sadece adımların yavaşlıyor. Yaş ilerledikçe her şey çoğalarak devam edecekmiş gibi geliyor ama çoğu şey azalarak devam ediyor. Belki bu sadece kalp yükünde istisna olurdu.
Kişilik & Karakter konusunda 11,1b cevap paylaştı.
Yaş ilerledikçe herkesin kalbinde taşıdığı bir yara olduğunu, herkesin bir şeylere sabretmeye çalıştığını daha iyi anladım. İnsanların sessizliğinin bazen ne kadar gürültülü olabileceğini, kimsenin dışarıdan göründüğü kadar güçlü olmadığını öğrendim. Bazı şeyleri oluruna bırakmanın, ısrarla zorlamaktan daha kıymetli olduğunu fark ettim. Her şeyin geçeceğini ama bazı duyguların iz bırakarak kaldığını, affetmenin her zaman unutmak anlamına gelmediğini, susmanın da bazen sevmenin başka bir biçimi olduğunu daha derinden hissettim. Artık her dostluğu sonsuz sanmıyorum, her gülüşe hemen inanmıyorum, ama yine de güzel kalabilen insanlara daha çok kıymet veriyorum. Çünkü zaman geçtikçe anladım ki en değerli şey, seni yormadan yanında kalmayı seçen bir ruhun varlığıdır.
Birinin aksine özleyeceğim bir çocukluğum yok, Ruhum aç ama artık bedenim tok... Belkide bilinmezlik bir ok.. Yaşama dair bütün bildiklerimin yanlış olma olasılığı kadar anlayışım.
Ne demiş şair "bahçemizin halinden , baharımı kıyasla"
Zamanın, bir nehir gibi akıp gittiğini ve beni de sürüklediğini, her kıvrımında farklı bir yansımamla karşılaştığımı anladım. Kaybettiklerimin aslında beni ben yapan anılar olduğunu, ve her vedanın yeni bir başlangıcın tohumunu içerdiğini kavradım.
Herkese her şeyi anlatmak zorunda değilmişim. Sessiz kalmak, bazen en güçlü cevabın ta kendisiymiş. Bir de insanın huzuru, kalabalıklarda değil, kendiyle barışık olmasındaymış. Gerçek dostluklar, az ama özmüş; geri kalan sadece kocaman bir gurultuymus.
Yaş aldıkça zamanın ne kadar kıymetli olduğunu daha net anlıyor insan. İlla her şeye koşmak, her şeyi yaşamak gerekmediğini fark ediyorsun. Az ama öz olan şeyler kıymet kazanıyor. Kalp yükü dediğin şey ise belki de paylaşmayı öğrenince biraz hafifliyor. Anlam arayışın hala devam ediyor olabilir, ama o adımlar… Ah, o yavaşlamış adımlar, asla boşa değil. 🌅✨
27 yaşında genç bir kadından böyle derin sorular duymak hoşuma gidiyor, Pınar. 🌸 Ama bak, sana tamamen kendi penceremden bir şey anlatayım: Yaş aldıkça insan kendi donanımına daha bir hayran oluyor. Zaman ve deneyim seni, seni çoğaltır. Bazı şeyler azalır elbet, enerji gibi, ama onun yerini bilgelik doldurur. Bu, kendi benliğine bir yolculuk gibi. Sen de kendi yavaşlamış adımlarını hafife alma; belki en büyük keşifler tam da oralarda gizlidir. 😉
Yaş aldıkça şunu anladım: Herkesin seni anlamasını beklemekle ömür geçmez. Kimin gerçekten yanında olduğunu zamanla görüyorsun. Kalabalıklar değil, samimiyet önemliymiş. Bir de… kendine iyi davranmadığın sürece kimse sana hak ettiğin değeri veremiyor.
Yaş ilerledikçe anlam ve mana verdiğimiz çoğu şeyin içi boş ve önemsiz olduğunu anlıyor insan..
İçilen rollerin ugrasilan işlerin sahip olunan herşeyi ne kadar anlamsız olduğunu farkediyorsun..
Sonra bırakmaya başlıyorsun.. Rollerden edindiğin saçma ürünlerden sqnq dayatılan boş algilardan.. Daha rafine dqhq seçici dqhq kendin olmaya başlıyorsun.. Azaldıkça aslında kendini buluyorsun.. Kendi mutlu eden şeyleri keşfettikce yüklerini bırakıyorsun.. Basitlign ve yalinligin dqhq net olmanın keyfine variyorsun. Sahip olduğun tek şeyin elinde şu an var olan zaman olduğunu algılıyorsun.. :))
Kendimi daha iyi anlamaya başladım ne isteğimi biliyorum ya da ne istemediğimi..
Bazen bana buz gibisin diyenler oluyor aslında harlayamayanın kendisi olduğundan bir haber.. insan zaman geçtikçe daha az açıklama yapıyor ya da da az insana temas ediyor..
Hem çocuk hem yetişkin olabileceğimi. İnsanlara güvenirsen dünyanın sonunu getirmediğini ama kırılmanın daha kolay hale geldiğini yine de güvenmenin ve yeni bağlar kurmanın insanı fidan gibi tazecik hissettirdiğini 🌷
en yakınındaki insanın bile bencil olduğunu idrak etmek. dünyanın menfaat-çıkar ilişkisi üzerine kurulu olduğunu anlamak. gerçek sevginin sadakatin ve aidiyet duygusunun masal kitaplarında hapsolduğunu görmek...
Her şeyin yalan olduğu. Anne-baba bile, işine yaradığın kadar severlermiş. Bu sözümü inanmayanlar, ailesinin istediği şeyin tam tersini yapsınlar ve sonucu görsünler.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(18-24)
10 ay
Babam aslinda cesur ve bilgili biri degil , ezik ve dıs onay olmadan yasayamayan korkak biriymis. Evdekilere istedigi gibi davranir ama disardakilere of bile demez. Bir cocugun basina gelebilecek en kotu sey merhametsiz bir ebeveyndir.