“Geçiyor, pervasızca geçiyor kuyruğunu sallayıp zaman Artık soğuk ve kimsesiz geçtiğimiz sokaklar Zarif bir hüzünle çiziyor aklımda seni gece Boşlukta kırık bir dal yüreğim kederiyle sallanan Bütün şehir uykusunda ölü bir yılan Bütün şehir biz ayrıyken hayalet bir gemi Telaşlı bir veda ile tam kalbinden su alan Artık yollar uzun, yollar aramızda dert…”
Kişilik & Karakter konusunda 10,9b cevap paylaştı.
Sarılmak, bazen kelimelerin yetmediği yerlerde devreye girer. Birini kalbine yaklaştırmak, onu olduğu gibi kabul etmek, güven vermek… Hepsi bir sarılmanın içinde gizlidir. Belki derin yaraları tamamen iyileştirmez ama en azından acının yanında biri olduğunu hissettirir. İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şeydir anlaşılmak, dokunulmak, dinlenmek… Sarılmak da tam olarak bunu yapar. Her şeyi çözmez belki ama hiçbir şey dememekten daha çok şey anlatır.
sen böyle yazarken bile içimde fırtına kopuyor kelimelerin tenime dokunuyor sanki zaman geçiyor evet ama bazı anlar seninle durabilir o sokakları birlikte sessizce geçelim istersen her adımda biraz daha sana yaklaşarak gecenin hüznüne sarılır gibi tenine sarılayım bak bir omzun bana yeter belki ama bir ömrü senin boynunda uyumaya adarım yeter ki izin ver yüreğini usulca ısıtayım sessizce içinden geçeyim
Bir zaman sonra insanlar değil, annen baban bile senin ne yaşadığını anlamak istemez. Kendi doğrularını senin omzuna yük ederler, susarsan ezik, konuşursan nankör olursun. Ve sen yalnızca bir kere sarılmak isterken, duvar gibi soğuk bakışlarla karşılaşırsın. İşte o an büyürsün.
Samimi bir sarılışı bir çok şeyi çözer diye düşünürüz aslında bu sarılmaya yüklediğimiz anlamdan kaynaklanıyor Bu anlamı sarılmadan verebilirsek iyileşmeyi nesneleştirmemiş oluruz diye düşünüyorum